22 Mayıs 2017 Pazartesi
  • Altın144,330
  • BIST96.400
  • Dolar3,5616
  • Euro4,0009
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6296
  • İstanbul19 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya11 °C
  • Adana17 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır19 °C
  • Bursa17 °C
  • Kayseri11 °C
  • Kocaeli13 °C
  • Şanlıurfa19 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel17 °C
ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK?
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tuğba Dalkılıç
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sakin olun "laiklik" dalınız kırılmayacak...
02 Mayıs 2016 18:25

    Türkiye çok uzun zamandır hatta tarihte verelim 1961 yılından bu yana sivil bir anayasanın ihtiyaç ve özlemi içerisinde... Zira Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yapılan 1921 ve 1924 anayasaları meğer ilk ve son sivil anayasamızmış... Yıllardır uğraşıyoruz sivil bir anayasamız olsun diye ama gelin görün ki; darbeciler kadar olup da ortaya bir anayasa koyamadık...

     Şimdi ilk sivil anayasaya dönmek istiyorum üstünde durulması gereken önemli noktalar var. Mesela anayasada "laiklik" kavramı yer almıyor, hatta "Türkiye Cumhuriyeti'nin dini İslam'dır" diyor.

     Aradan geçen zamanda anayasaya bir ayar verme ihtiyacı duyuluyor ve sırasıyla önce 1928 yılında "Devletin dini İslam'dır" ibaresi çıkarılıyor. Ardından 1937 yılında da "laiklik" ilkesi anayasaya dahil ediliyor. Peki tanımı nasıl yapılıyor? 14. Ve 24. Maddeler de tanım karşımıza çıkıyor...

      Madde 14: Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

     Anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere,  anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

     Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

     Madde 24: Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

     14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

     Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

     Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve orta-öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

     Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

     Şimdi buradan hareketle tanım ve uygulamayı karşılaştıralım... 24. Madde ne diyor; "kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz." Bakın burası önemli "suçlanamaz" diyor.

     Bir başka önemli nokta da 14. Madde de, "anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz." peki nasıl oluyor da bunların tam tersi ülkemizde devlet ve muhalefet eliyle yapılıyor?

     Mesela üniversiteye başörtüsü ile giren genç kızın amacı dinini özgürce yaşamak değil de ülkeyi bölmek mi? (bu arada bir islam ülkesinden bahsediyoruz. %99'umuz müslüman ama başörtüsü bölücülük!!!)

     Ya da oğlu vatani görevini yapan bir başörtülü anne oğlunu vatan için silah altına gönderirken bu vatan neden o annenin başörtüsü yüzünden oğlunun yemin törenini izlemesine izin vermiyor? Oğlu asker olan bu başörtülü annenin amacı vatanı bölmek diye kim diyebilir? Diyemez, ama yıllarca dediler. Kimi zaman bu kadın bir şehit annesiyken bile...

     Bu durumda karşımıza çıkan ne oluyor? Sorun anayasada değil sorun anayasadan çıkar elde etmek isteyenlerde. Yani sadece anayasayı değil o örümcek kafaları da değiştirmek lazım. Başörtüsüne laf edip "inadına mini etek" diyen zihniyeti yok etmek lazım. Mini etek giymek kadının hakkı ama başörtüsü takmak gericilik diyenin paslanmış zihniyetini parlatmak gerekiyor...

     Bakın laiklik kavramı sadece bizim anayasamızda yok dünyada 21 ülkenin anayasasında yazılı olarak mevcut diğer ülkelerde de fiiliyatta uygulanıyor. Bizim laiklik anlayışımızı bize silah olarak kullandıran batı da işler öylesine süt liman ki; adamların paralarının üstünde "biz Allah'a güveniyoruz(saygılıyız)" yazıyor. Hatta bu konudan rahatsızlık duyanlar ABD'deki en üst mahkemeye başvurarak "laikliğe aykırı" diyorlar, mahkeme ise laikliğe aykırı bulmuyor ve durum devam ediyor.

     Bir başka örnek daha vermek istiyorum; eyaletlerden birinde bir karar alınıyor ve o günden sonra o parlamento duayla açılıyor, bu karar yine yüksek mahkemeye gidiyor çıkan karar için sıkı durun zira anayasasında laiklik kavramı olan bir ülkenin yüksek mahkemesi, "parlamentonun duayla açılması laiklik kavramına aykırı değildir" diyor.

     Kaldı ki ABD Devlet Başkanı göreve başlarken İncil'in üzerine el basarak yemin ediyor.

     Efendim gerçek laikliğin kavramı esasen şudur; devlet dini değiştiremez, devlet dini formatlayamaz, devlet dine karışamaz, aksine laiklik devletin dine saygı duymasıdır karşısında durması değil... Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasının nedeni de işte bundandır... Bizdeki laiklik anlayışı ise ne yazık ki devletin dinin karşısında olması, kendine göre formatlaması şeklinde vukuu buluyor. Üstüne üstlük yıllarca laiklik adı altında zorbalık yapıldı. Kimse kimseyi kandırmasın...

      Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın yaptığı açıklamalardan da anlaşıldığı üzere laiklik kavramı anayasamızda yer almaya devam edecek. Ancak uygulanmasında değişikliğe gidilmesi zuhur etmiştir. Bizde madem mevzu oldu anayasamızı, demokrasimizi, cumhuriyetimizi ilgilendiren bu önemli konuların anlaşılmasında bir payımız olsun istedik. Dünyadaki örnekleriyle karşılaştıralım ve kavram anayasamıza nasıl girmiş anlatalım dedik. Zira millet adına geçmişte alınan ve gelecekte alınacak olan kararlar hepimizi bağlar. Bugün doğru kararı verebilmek için dünü bilmek gerek...

     Allah'a emanet...

   TUĞBA DALKILIÇ

   Twitter: @tuba_dalkl

 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Irak yönetimi ve Stockholm sendromu... 19.10.2016Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak... 20.07.2016Suçlu arıyorsan aynaya bak Kılıçdaroğlu 09.06.2016Terörle işbirliğinde CHP HDP'yi solladı... 18.05.2016Uyan ey Kılıçdaroğlu gafletten uyan... 14.05.2016AB ne ki, kriteri ne olsun? 11.05.2016İslam birliği ABD'yi neden telaşlandırdı? 26.04.2016Kürkçü ve Demirtaş cevap verin... 21.04.2016"HDP=CHP" işte bütün mesele bu 10.02.2016Kanun adamları suçludan mı yana? 03.12.2015Büyük yanılgı; terörle terörlü mücadele... 17.11.2015Türkiye, AB ve mülteci krizi... 11.11.2015Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene... 29.10.2015Onlar korkmuyor, biz neden korkalım? 24.10.2015Parolamız: "Vatan için tek yürek" 14.10.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.