YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tuğba Dalkılıç
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Çözüm Süreci ve 30 yılın bilançosu
28 Eylül 2015 13:34

Türkiye çok önemli bir süreçten geçiyor... Çok derin tecrübeler yaşıyor, kimin kim olduğunu, nerede neden durduğunu anlama sürecini yaşıyor... Ve bu süreç tamamlandığında Türkiye bu sınavdan da başarıyla geçtiğinde gücüne güç katmış olacak...

Bir Çin atasözünde de bahsedildiği gibi; her iyiliğin içinde bir kötülük her kötülüğün içinde bir iyilik vardır... Şimdi Türkiye'ye kötülük yaptığını düşünenler, onu bölme parçalama heveslisi olanlar Türkiye'yi daha da güçlendirdiklerini nihayet anlayacaklar... Ama bu süreçte zararı asgariye indirebilmek için, bu süreçten güçlenerek çıkabilmek için birlik ve bütünlüğümüze zarar gelmemesi için dikkat etmemiz gereken çok önemli noktalar var...

Bunların başında Türkiye'nin terörle mücadelede hangi safhalardan geçtiğini, neler yaşadığını ve ne kayıplar verdiğini hatırlamak gerekiyor... Hatırlanmalı ki bunun üç-beş yıllık bir dava olmadığı, "bu saldırıların sorumlusu Erdoğan" söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı anlaşılsın... Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal dönemini de içine alan, AK Parti'den önceki DSP - MHP - ANAP koalisyonunun olduğu dönemde de terör vardı ve binlerce canımıza mal olan saldırılar gerçekleştirdi...

İşte bu saldırılar ve ölümler merçek altına alındı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde "terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesine yönelik alt komisyon" kuruldu ve bu komisyon 1984 yılı ile 2013 yılı arasında terörün Türkiye bilançosunu çıkardı.

İşte o raporda yer alan veriler:

*Terör nedeniyle son 30 yılda 7 bin 918 kamu görevlisi şehit oldu.

*1984-2012 yılları arasında ölen PKK'lı sayısı 22 bin 101.

*1984-2012 arasında 5 bin 557 sivil hayatını kaybetti.

*PKK'nın iç infazlarının sayısı ise bilinmiyor.

*Faili meçhul cinayetlerin sayısı da tam olarak bilinmiyor. Ancak 17 bin kişi olduğu tahmin ediliyor.

*İstatistiklere geçmeyen ölüm olayları hariç, toplam 35 bin 576 kişi  terör nedeniyle yaşamını kaybetti.

Bitmiyor; topraklarından, köylerinden, yaşamlarından koparılan insanlar da var. Göçe zorlananlar;

*14 ilde 62 bin 448 hanede 386 bin 360 kişi köylerinden göç etmek zorunda kaldı.

Ve bu otuz yıllık süreçte PKK Türkiye'yi defalarca ateşkes aldatmacasıyla kandırdı... Yani buna ilk kez çözüm süreciyle tanık olmuyoruz. Bunu geçmiş tarihte de birçok kez tecrübe ettik... En başından başlayarak önemli noktaların altını çizerek özetleyelim...

15 Ağustos 1984 yılında PKK, ayaklanma ilan etti ve saldırılarla çatışma ortamını başlattı. Çatışmalarla ve saldırılarla geçen yılların ardından Cumhurbaşkanı Turgut Özal terörle mücadelede yöntem değişikliğine dikkat çekti... Özal'ın bu yaklaşımı üzerine Abdullah Öcalan, 13 Mart 1993'te Celal Talabani aracılığıyla Ankara'ya sunduğu altı maddelik çözüm planıyla "türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü kabul ediyorum. Sorunların şiddet ve savaş yerine siyaset yoluyla çözülmesini kabul ediyorum. Kürtlerle Türkler arasında bir diyalog yolu kurulmasına imkan tanımak için silahlı eylemi durduruyorum. Beni muhatap almanız şart değil. TBMM'de bulunan Kürt milletvekilleriyle görüşülebilir." dedi. Öcalan'ın bu mesajının ardından 20 Mart 1993'de ilk ateşkes ilan edildi...

Ve ateşkes ilanından iki ay sonra Turgut Özal hayatını kaybetti!!!!!  Kısa bir süre sonra PKK ilan ettiği ateşkesi deldi ve Elazığ - Bingöl karayolunda 33 askerimizi kurşuna dizdi... Gören gözler ve duyan kulaklar anlamıştır PKK 30 yıl önce de terör örgütüydü bugün de terör örgütü..... 

Bu ne ilk ne de son ateşkesti... Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanmasının ardından İmralı'da yargılanma süreci başladı. Sürecin devamında Öcalan bir kez daha "silahlar sussun" dedi. Söz ağızdan çıktı ve 1 Eylül 1999 itibariyle bir çatışmasızlık süreci daha başladı. Gelin görün ki; bu süreç de uzun sürmedi. Terör örgütü 1 Haziran 2004'te tekrar silaha davrandı ve adına da "devrimci hamle" dedi... Aradan beş yıl geçti. Türkiye askeriyle siviliyle  binlerce kayıp verdi... Tabi ki yapılan operasyonlarla terör örgütü de zayiata uğradı...

Örgütün ilan edeceği bir sonraki ateşkes 2009'un Mayıs ayında dillendirildi... İşte bundan sonra Türkiye terör belasından kurtulmak için farklı yollar denemeye karar verdi... Özal döneminde siyasi arenaya taşınmasına karar verilen Kürt sorunu AK Parti hükümetiyle adına milli birlik ve kardeşlik projesi denilerek hayata gecirildi... Türkiye artık teröre şehit vermek istemiyordu, analar ağlamasın diye yola çıkıldı... 2009 teröre karşı yeni hamlelerin yapıldığı bir yıl olarak hafızalara kazındı...

2011'de eller yine tetiğe gitti sonuç; yitip giden yüzlerce can... Ve 2013'de "milli birlik ve kardeşlik projesi", "çözüm süreci"ne evrildi... Hatta 8 Ocak 2013'de paralel terör örgütünün lideri ve bugünlerde çözüm sürecinin karşısında duran Fethullah Gülen "sulh için milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmamak kaydıyla, o mefkureye saygı devam ettiği müddetçe bence el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i islamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır" sözleriyle çözüm sürecine desteğini açıkladı...

Aradan geçen süreçte CHP ve MHP çözüm sürecine karşı çıktılar ancak alternatif bir yöntem de sunmadılar... PKK terör örgütü yine yapacağını yaptı ve kalleş saldırılarıyla ateşkesi deldi... TSK yeni yöntemlerle, milli silahlarla, milli yazılımlarla terörle mücadeleye tekrar başladı, terör örgütüne ağır zayiat verdi ve vermeye de devam ediyor... İşin ilginç yanı çözüm sürecine karşı çıkanlar hali hazırdaki terörle mücadeleye de destek vermiyor... Hatta destek şöyle dursun teröriste terörist diyemiyor, terör örgütünün siyasi uzantısıyla seçim ittifakları yapıyor, iller taksim ediliyor... Söylemlerdeki ittifak ise takdire şayan; yürütülenin sarayın savaşı olduğu, sorumlunun Erdoğan olduğu... 30 yıllık bilanço ortada daha Erdoğan yokken PKK vardı!!!  İnsanların aklını ve hafızasını ti'ye alan bu söylem kendini çürütür cinsten... Neden mi böyle diyorum? Gelin açıklamaları bir bir sıralayalım...

Cizre'deki sokağa çıkma yasağının kaldırılması gerektiğini savunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklaması: "Batı'da yaşayan kardeşim Cizre'ye karşı sussak, yollarda olmasak inanın ki bu ateş her tarafı yakar. Zannediyor musunuz Bodrum Cizre'ye çok uzak?" Buram buram tehdit kokan bu açıklamayı yapan Demirtaş'ın silahlanın çağrısı da hatırınızdadır...

Az önce de belirttiğimiz gibi yapılanın 'Saray'ın savaşı olduğu, masayı Erdoğan'ın yıktığı slogan haline getirilmişti. Ancak Murat Karayılan hafta sonu ağzındaki baklayı çıkardı ve dedi ki; "bu süreç büyük başarıların süreci, özgür Kürdistan'ı kurma sürecidir" yaaa takke düştü kel göründü... İşte şimdi fikirle zikir aynı...

Aaaa bu arada unutmadan ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu Hollanda'da BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada seçim ortaklarına destek çıkmayı da ihmal etmedi ve PKK'nın yaptığı saldırıların amacının HDP'yi baraj altında bırakmak olduğunu söyledi...

Tüm bu bilgileri unutanlara hatırlatmak istedim zira çözüm süreciyle birlikte çatışmasızlık ortamına alışanlar süreç öncesindeki kahreden bilançoyu unutmuş gibiler... İşte şimdi tam bu noktada sormak lazım; PKK'ya terör örgütü diyemeyenler şehitlerimiz gece rüyalarınıza giriyor mu acaba?

Herkes niyetini bu kadar açık ortaya koyarken, ittifaklar her yerde dillendirilirken, seçime de bu kadar az bir zaman kalmışken lütfen büyük resmi iyi görelim... Analizimizi iyi yapalım... Bizim ülkemizden başka bir ülke çıkartmaya çalışanlara izin vermeyelim... Bir düşünün hanlarınız, hamamlarınız, katlarınız, yatlarınız, renk renk çeşit çeşit arabalarınız olsa ne yazar bir vatanınız yoksa...

Allah'a emanet.....

 

Yazarın Önceki Yazıları
Irak yönetimi ve Stockholm sendromu... 19.10.2016Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak... 20.07.2016Suçlu arıyorsan aynaya bak Kılıçdaroğlu 09.06.2016Terörle işbirliğinde CHP HDP'yi solladı... 18.05.2016Uyan ey Kılıçdaroğlu gafletten uyan... 14.05.2016AB ne ki, kriteri ne olsun? 11.05.2016Sakin olun "laiklik" dalınız kırılmayacak... 02.05.2016İslam birliği ABD'yi neden telaşlandırdı? 26.04.2016Kürkçü ve Demirtaş cevap verin... 21.04.2016"HDP=CHP" işte bütün mesele bu 10.02.2016Kanun adamları suçludan mı yana? 03.12.2015Büyük yanılgı; terörle terörlü mücadele... 17.11.2015Türkiye, AB ve mülteci krizi... 11.11.2015Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene... 29.10.2015Onlar korkmuyor, biz neden korkalım? 24.10.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Orayı korusun
 // ..
Dinsizliği sömürenler tarafından dinci olarak suçlanan, dini sömüren paralel terör tarafından da Nemrut olarak suçlanan AK Parti iktidarı gibi, dünyada başka bir iktidar var mıdır acaba?.. Varsa, Allah o ülkenin yardımcısı olsun....
28 Eylül 2015 Pazartesi 21:57