YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tuğba Dalkılıç
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Büyük yanılgı; terörle terörlü mücadele...
17 Kasım 2015 15:40

Türkiye dünya çapında çok büyük bir organizasyondan alnının akıyla çıktı. Öyle ki; dünya liderleri "Türkiye bu işi biliyor" yorumunu yaptı.

Verilen sözlü mesajlar önemliydi, bunun değerlendirmesini de yapacağız elbette ancak öncesinde görsel mesajlara bir değinelim...

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesindeki seçim sonuçlarından da güç olarak karşıladı misafirlerini. G20 zirvesinde yer alan liderlerin birçoğu seçim sürecinde yerel projeleri de yanlarına alarak Erdoğan'a çelme takmak isteyenlerdi. Ama olmadı, millete laf geçiremediler. İşte bundandır ki; herbirinin Erdoğan'a gıptayla baktıkları gözlerden kaçmadı. Erdoğan ise her zaman ki gibi ayna oldu.  Kendisine nasıl gelindiyse o da karşısındakine öyle gitti.

Verdiği mesajlarda en az duruşu kadar kendinden emindi. "Buraya yemeye içmeye gelmedik eğer öyleyse çayımızı kahvemizi içelim yemeğimizi yiyelim ve dağılalım, ama gerçekten bir şeyler yapmak için bir araya geldiysek bunu lafta bırakmayalım kararlılık gösterelim ve uygulayalım" dedi.

Bir diğer realist yaklaşımı ise terörün kökenine dair oldu. "Güvenlik ve ekonomi bir bütündür. Fakirlik terörü doğurur" dedi. İş dünyasına seslendi ve dağılımı adaletli yapmaları mesajını verdi.

Liderlerin oturma düzenine dair verdiği karar da aslında önemli mesajlar içeriyordu. Sol yanına Amerika'yı sağ yanına Çin'i aldı. Rusya, Fransa ve Almanya'yı ise daha uzağına konumlandırdı. Rusya'nın son dönemde Suriye'de izlediği yol haritası, masum halkı ve muhalifleri öldürmesi Türkiye'nin yıllardır anlatmaya çalıştığının tam aksi yönündeydi. Almanya, Türkiye'deki seçim süreci boyunca  Türklerin Kürtlere karşı savaş açtığı yönünde gerçek dışı yayınlar yaptı. Fransa'nın ASALA'dan bu yana Türkiye'nin tepesine çöreklenen terör örgütlerine verdiği destek ortada. Hatta kısa bir süre önce PYD temsilcilerini özel davetle Elysee sarayında ağırladı. G20'den hemen önce ise PKK'nın Avrupa yapılanmasının başında olan isim Zübeyir Aydar Fransız ulusal parlamentosunda konuşma yaptı.

Bu arada G20'de en dikkat çeken lider hiç kuşkusuz Rusya devlet başkanı Viladimir Putin oldu. Zira zirve boyunca yüzü hiç gülmedi. Yalnız ve kederli hali gözlerden kaçmadı. Erdoğan'la da Obama ile de ikili görüşmeler yaptı. Suriye'ye dair kendi dediğini olduramadı ama söylenene olur demek zorunda kaldı. Esad'ın gitmesi gerektiğine artık yeşil ışık yaktı. Kürsüye çıktığında ise G20'de yer alan ülkelerden kiminin IŞİD'e destek verdiğini söyledi. Acaba kimi kast etmişti?

IŞİD'le mücadele için Suriye'ye girdiğini söyleyen ancak IŞİD'e karşı tek bir saldırı dahi gerçekleştirmeyen kendinden mi bahsediyordu yoksa? Hedefine kimi koymuştu bilinmez ama gelinen noktadan memnuniyet duymadığı, planlarının sekteye uğradığı aşikardı. Sadece kendi çıkarları için masum insanların ömürlerinden çalanların yüzünün güldüğü de pek görülmemiştir zaten.

Bugün Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'nin yüzü de sirke satıyorsa sebebi beyefendi görüntüsünün altındaki caniliğidir. Sadece Rusya, Fransa değil elbet eli kanlı devletler. Bu örnekleri İngiltere, Amerika, İsrail diye çeşitlendirebiliriz. Ancak biliriz ki suyun bir kaynama noktası vardır, lokma da zaten çiğnemeden yutulmaz, ya da güneş doğmak için vaktini bekler... İlahi adalet en doğru zamanda tecelli eder. Onlar ne yaparsa yapsın biz Türkiye olarak mazlumların yanında canilerin karşısında olduğumuz sürece alnımız ak göğsümüz dik durmaya devam edeceğiz.

Şimdi G20 zirvesi sonrası gelinen noktaya da bir bakalım; dayanışma ve kararlılık vurgusu göze çarpıyor, teröre karşı küresel iş birliğinin altı çiziliyor. Eğer gerçekten yemek içmek için gelmedilerse önümüzdeki süreçte ortak adımlar atılması gerekiyor.

Ve perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Türkiye'nin yıllardır söylediği gibi IŞİD'le sonuç verecek bir mücadele hedefleniyorsa önce Esad gidecek, Suriye'ye demokrasi gelecek. Suriye halkı liderini demokratik ortamda kendisi belirleyecek böylece IŞİD'le mücadele için gerekli olan siyasi ve sosyal zemin inşa edilmiş olacak. Sonrasında ise küresel teröre karşı, küresel mücadele yürütülecek. IŞİD'le mücadelede başka terör örgütlerinden medet umulmayacak. Aksi halde değişen bir şey olmaz. IŞİD'den kurtuluyorum derken bu kez başka bir örgüt güçlendirilmiş olur. Hatırlayın El Kaide ile mücadelede doğru yöntemler kullanılmış olsaydı bu gün IŞİD bu kadar güçlü olur muydu? Tabi ki hayır. Dolayısıyla devletlerin içinde olduğu küresel iş birliği ile gelecek düşünülerek, mantıklı adımlar atılması gerekiyor. Zira  kısa vadeli uygulanan yanlış taktikleri uzun vadeli stratejiler dahi kurtaramaz.

Ve terörden kurtulmanın en önemli faktörü; devlet terörü uygulamamak. Devletin gücünü kullanarak, gücü olmayan devletlerin varlıklarına el koyabilmek için soykırım yapmamak, onları sömürmemek, işkencelerle, ömürlerini alarak, onları yok etmeye çalışmamak. Unutulmamalı ki; her sonucun bir sebebi vardır...

                                                                                    TUĞBA DALKILIÇ

                                                                                    Twitter: @tuba_dalkl

Yazarın Önceki Yazıları
Irak yönetimi ve Stockholm sendromu... 19.10.2016Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak... 20.07.2016Suçlu arıyorsan aynaya bak Kılıçdaroğlu 09.06.2016Terörle işbirliğinde CHP HDP'yi solladı... 18.05.2016Uyan ey Kılıçdaroğlu gafletten uyan... 14.05.2016AB ne ki, kriteri ne olsun? 11.05.2016Sakin olun "laiklik" dalınız kırılmayacak... 02.05.2016İslam birliği ABD'yi neden telaşlandırdı? 26.04.2016Kürkçü ve Demirtaş cevap verin... 21.04.2016"HDP=CHP" işte bütün mesele bu 10.02.2016Kanun adamları suçludan mı yana? 03.12.2015Türkiye, AB ve mülteci krizi... 11.11.2015Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene... 29.10.2015Onlar korkmuyor, biz neden korkalım? 24.10.2015Parolamız: "Vatan için tek yürek" 14.10.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.