24 Ekim 2017 Salı
  • Altın153,156
  • BIST107.303
  • Dolar3,7141
  • Euro4,3624
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,9075
  • İstanbul20 °C
  • Ankara5 °C
  • İzmir17 °C
  • Konya10 °C
  • Adana15 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır9 °C
  • Bursa17 °C
  • Kayseri6 °C
  • Kocaeli13 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep12 °C
  • İçel18 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ve zafer...
25 Ocak 2015 14:27

“Sonunda ALLAH’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut, Calut’u öldürdü. ALLAH, ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve dilediği ilimlerden öğretti. Eğer ALLAH, insanların bir kısmı ile bazı insanların şerlerini önlemeseydi, dünyadaki düzen muhakkak bozulurdu. Fakat ALLAH, alemlere karşı büyük lütuf sahibidir.”  (2/Bakara:251)

 

Böylece yolun sonuna gelinmiş olur. O, ağır “nehir geçme” sınavından da sağlam çıkabilmiş olan bir avuç Müslüman, daha en baştan yola çıkış gayelerini oluşturan olayla yüzleşirler: Calut ve ordusuyla savaşmak. Calut simgesi ile sembolize edilen İslam düşmanlığı, maddi açıdan kendileriyle karşılaştırmaya kalkışılması bile komik sayılacak “bir avuç” Müslüman tarafından yok edilir. Kur’an tam bu noktada, önemli bir vurgu yapıp, “ALLAH’ın izniyle” diyor. Zaten o bir avuç Müslümanın, koca bir küfür ordusunu ortadan kaldırmalarının hikmeti de buradadır. Bu aşırı dengesizlik sayesinde ALLAH, zaferin insanların güçleriyle değil de ancak Kendi yardımıyla gerçekleştiğinin herkes tarafından görülmesini istemiştir. Böylelikle kullar, gizli şirke düşmekten korunmuş olsunlar. Yani sebepler, ALLAH’ın kudretini perdeleyemesin.

Davut’un Calut’u öldürmesine gelince… Bu, biz insanların ölçülerine göre büyük bir olaydır fakat Kur’an’da kendine ancak üç kelime ile yer bulabiliyor: “Davud, Calut’u öldürdü.” Bu kısalıkla anlatılmak istenen de yukarıdaki ile aynıdır. Öldürme işini yapan görünüşte Davut, gerçekte ise ALLAH olduğu için uzun boylu ve şatafatlı ifadelere yer yoktur. ALLAH için Calut’u öldürmek ne ki?  Takip eden cümle, Calut’un ortadan kaldırılmasının ve İslam’ın zaferinin sonrasına dikkat çekiyor: Davud’a hükümdarlık ve hikmet verilmesi ve ALLAH’ın dilediği ilimlerin ona öğretilmesi. Yani İslam’ın zaferinden sonra o işte emek sahibi olanlar, ALLAH tarafından bir kısım maddi ve manevi lütuflarla donatılır. Ve ayet, son kısmında, en baştan itibaren Davut-Calut kıssasında anlatılan olayların bütününün hikmet boyutunu ya da diğer bir deyimle bütün bu olup bitenlerin, ALLAH katında ne anlam ifade ettiğini açığa çıkarıyor: ALLAH, insanların bir kısmının yaptığı zulüm ve fesadı, insanların bir diğer kısmını kullanarak engeller ve yok eder. Esasen bütün insanlık tarihini, bu tarih içinde yer alan ve onun büyük kısmını oluşturan bütün insanlar arası mücadeleleri, bu tek cümleyle anlamlandırmak mümkün. Bu ifade, Kur’an’ın “Tarih Felsefesi” konusundaki en önemli tespitlerinden biridir. Ve bu hal ya da bir başka ifadeyle bu Sünnetullah (ALLAH’ın manevi kanunu), O’nun rahmetinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, 251. ayet, fiil-sıfat-zat sıralaması yaparak “Eserden müessire” argümanına yeni bir örnek daha vermiş olmaktadır.

Ayetten bize ve günümüze düşen hisseye gelince… Müslümanlar, daha önceki makalelerde uzun boylu söz etmiş olduğumuz nehir sınavını da yaşayarak, dökülen çürük elmaları bünyelerinden atıp, maddi bakımdan çok küçük fakat mana ve takva açısından son derece seçkin, yeni bir topluluk ve bir İslami nitelik oluşturduktan sonra yani kabaca önümüzdeki 10-20 sene içerisinde, Calut imgesinin, günümüz dünyası sahnesine yansıması demek olan Amerika-İsrail merkezli İslam düşmanlığıyla, nihai ve stratejik bir hesaplaşma yaşayacaktır. Maddi ölçüler açısından, Müslümanların düşmanları karşısında çok daha zayıf olacakları bu çatışma süreci, şu an görünmeyen ve tahmin edilebilmesi de mümkün olmayan, bir kısım sürpriz maddi unsurların, belki de son anda devreye girmesiyle, İslam tarihinin en parlak dönemlerini hatırlatan cinsten, göz kamaştırıcı bir zaferle son bulacaktır. Bu, dünya geneline ait olan, en geniş dairedeki tecelli…

Her İslam ülkesinin/toplumunun kendi içine ait olan daha dar daireye gelince… Söze artık Türkiye üzerinden devam edebiliriz. Ve gereksiz yere başımızı belaya sokmamak için de biraz arif olmayı becerebilenlere seslenerek, devam etmeyi tercih ederiz. Türkiye’nin kabaca bir asırlık geçmişinde “Calut” yani azılı İslam düşmanı imgesi, en fazla kime/kimlere, hangi ideoloji/toplumsal kesim ya da kültüre denk düşüyor ise… Ki bence bunun geniş tanımı Modernizm/Batıcılıktır; daha dar ve somut isimleri ise hem anlaşılabileceği için, hem de yukarıda arz ettiğim mülahazalar nedeniyle, burada ifade etmiyorum. İşte o “Türki Calut”, nehir sınavından sağlam çıkmış olan Türkiyeli Müslümanlar tarafından, önümüzdeki 10 ile 20 senelik bir süreç içerisinde, kelimenin her anlamıyla yok edilecektir.

Ve bu Davudi güç, henüz somut/maddi planda ortada yoktur. Dolayısıyla hiç kimse şu anki cemaat, grup, tarikat vb. İslami alt kimlik unsurları üzerinden yanlış yakıştırmalara/teşhislere kalkışmamalıdır.

Geleceğin Davud’larına selam olsun!

Haftaya, ALLAH izin verirse, yeni bir konu başlığıyla devam etmek üzere, şimdilik son sözümüz ALLAH’ın o sözü:

“Kim, ALLAH’ı, Rasulü’nü ve iman edenleri dost edinirse; şüphesiz ki ALLAH’ın taraftarları galip geleceklerdir.”  (5/Maide:56)

 

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
18:46
 // selvet özdemir
Insaallah said hocam putlarin devletimden ve ulkemden temizlendigi o gunleri gormeyi cok istiyorum rabbim omur verirse biiznillah selam ve dua ile...
25 Ocak 2015 18:46