YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İslami para tuzakları ya da kalitesizliğe prim vermek
03 Nisan 2015 16:13

“Bugünün Hicreti”nin son alt başlığı, bir zamanlar samimi bir İslami hizmet niyeti taşımış olsa bile daha sonraları, herhangi bir nedenle dejenere olup, amaç ile aracın yer değiştirdiği kurum ve uygulamalar… Ya da zaten en başından itibaren İslam’ı sömürüp, para gibi dünyevi değerleri elde etmek niyeti ile oluşturulmuş “şey”ler, çağdaş “Dırar mescidleri”.

İkisini ayrı ayrı ele almaya gerek yok çünkü sonuçta aynı şey haline gelmiş bulunuyorlar.

Evet, bunların sayısı çok ve her biri birer tuzak, birer “Dırar mescidi”… İçlerinde bireysel gayretlerin sonucu olanlar var, bunlar genellikle küçük birer ticarethane… Sahibinin amacı da belli: İslami imajı sayesinde müşteri çekip para kazanmak. Böyleleri, şehirlerin dindar/muhafazakâr semtlerinde yoğunlaşmış vaziyette… Bir de bunların çok daha irileri var, artık her yerdeler. Sahipleri genellikle gerçek değil tüzel kişiler. Halk arasında İslami cemaatler deniyor, ben daha doğru ve kapsayıcı olduğu için “İslami alt kimlikler” demeyi tercih ediyorum. Ve bunlar maalesef maddi/sosyal vüs’atleri oranında tahripkâr. Birinciler bunların yanında çok daha masum ve çocuksu kalıyor. Ne de olsa bütün yapabildiği günde on-on beş Müslümanı, birkaç yüz lira dolandırmaktan ibaret. Ama bu tüzel kişilik sahipli “iri tuzaklar”… İşte bunlar Ümmetin geleceği adına ciddi bir tehdit.

Bazı okuyucularım bu kadar olumsuz ve keskin bir kanaati neye dayandırdığımı merak ediyor olabilir. Haklıdırlar. Bizzat yaşadıklarıma ve gözlemlediklerime dayanıyor, ne yazık ki! Herhangi bir alt kimlik ayrımına gitmeden “İslami hizmet” iddiasıyla var olduğu iddia edilebilecek bir özel okulu ya da hastaneyi ele alın ve düşünün İslamilik bunların neresinde? Harama helale ciddi olarak dikkat edilen, şeriatın gerçekten yaşandığı kaç tane örnek sayabiliriz. Benim bildiğim hiç! Ama “bir biçimde İslami olma iddiasında olanlar” dersek, yüzlerce… Fakat sorun da orada ya… Gerçekten “İslami olan” yani işleyişinde şeriata riayet edilen ve/veya İ’la-yı Kelimetullah maksadına hizmet edenler ile “bir biçimde İslami olma iddiasında olanlar” arasında korkunç bir uçurum var. Argo ile ifade edelim: Biri gerçek, diğeri “çakma”…

Ve burada zorunlu bir parantez açayım. Bu eleştiriler, şu an birçok okuyucumun düşüneceği üzere sadece F. Gülen grubuna değil. Keşke öyle olsaydı… O zaman şikâyet ettiğimiz sorunların, Müslümanların sadece bir kısmıyla sınırlı olduğunu düşünür ve bununla da teselli bulurduk. Ama ne yazık ki öyle değil… Başlangıçları göz yaşartacak kadar, samimi, ihlaslı, heyecanlı ve fedakârca olsa bile ne yazık ki bütün İslami alt kimliklerin belli bir büyüklüğe ulaştığında, o yüce değerlerin yerini çok çirkin “anti”lerinin aldığı, az çok bu işlerden haberi olan herkesin bildiği bir gerçek. Acı, insanın içini acıtan bir gerçek… Derdi olanların parası yok, paraya ulaşanların da derdi… Bir gün Rabbimizin bir lütfu olarak bu ikisi bir araya geldiğinde, Ümmet-i Muhammed de hep ümit ile beklediğimiz o tarihi dirilişini gerçekleştirecek. Bir zorunluluk gereği açtığımız parantezi burada kapatıp asıl konuya devam ediyoruz.

Eleştirimiz özet olarak böyle. Ve şimdi meselenin can damarına gelelim. Zaten baştan beri hiç değişmeyen duyarlılığımıza: Ne yapmalı? Öyleyse sen, ben, biz, bu halden şikâyetçi olan ve devam etmemesini, değişmesini isteyen, bir İslami alt kimliğe mensup olsa bile cemaatini/tarikatini dininin önüne almayan, tek tek bütün aklı başında Müslümanların bu hal karşısındaki tavrı ne olmalı ki bu devran değişsin, işaret ettiğimiz çürüme süreci ıslah yoluna dönüşebilsin ya da hiçbir şey değişmese bile bizler kendi vicdanlarımız karşısında huzurlu olabilelim, Muhakeme-i Kübra’da da yüzü ak…

Cevabın özü ve özeti yazının başlığında mevcut: Kalitesizliğe yani manevi ve İslami seviyesizliğe prim vermeyelim… Çocuklarımızın iki sene okuduğu buna karşılık bizden on binlerce lira almış fakat daha Kur’an okumayı bile öğretememiş, sözüm ona “İslami” okullardan çocuklarımızı alalım. Böyle yerlerin ya gerçekten Müslüman olması ya da kapanması için yatıp kalkıp dua edelim. İslami iddiası olan kurum ve hizmetler ya da en azından İslami alt kimliklere ait olduğu bilinen kurum ve hizmetler, yukarıda işaret ettiğimiz biçimlerde “İslami” olmaktan uzak iseler; İslam’ı sömürüyorlar, ona hizmet etmek yerine, onu kendilerine hizmet ettiriyorlar ve bu hal ile seküler kitlenin gözünde de bu dinin imajıyla oynuyorlar demektir. Ve bu çok ağır, büyük bir suçtur. Bizim bu suça vereceğimiz acil ceza da oralara gitmemek, onlardan alış veriş etmemek, öyle yerlerle kesinlikle maddi bir ilişki içinde olmamak (özellikle manevi demedim çünkü onların derdi zaten maddi) ve bu tavrımızı her ortamda, her fırsatı kullanarak yüksek sesle ortaya koymak olmalı. Sürekli ve yoğun bir biçimde eleştirmek… Bir kamuoyu duyarlılığı ve baskısı oluşturana kadar hiç çekinmeden, sakınmadan, bunu bir ibadet kabul ederek eleştirmek, eleştirmek, eleştirmek…

Ve eğer İslam adına eleştirdiklerimizin “doğru” alternatiflerini bulabilmişsek, onları da cemaat, tarikat vb. alt kimlik tarafgirliklerine takılmadan ALLAH rızası için, şerefli İslam dininin hatırı için sahiplenmek, başta dua ederek, sahiplerinin morallerini takviye edip teşvik ederek, maddi ve manevi bütün imkânlarımızla sahiplenmek, destek olmak.

Haftaya “Ne yapmalı?” yolunda yeni bir durakta buluşmak ümid ve duasıyla…

ALLAH’a emanet olun.

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.