YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine
27 Ağustos 2015 17:57

Modern Batı 19.yy. ortalarından itibaren İslam ülkelerinin hemen hemen tamamında hâkimiyeti ele geçirdi. Bu hâkimiyet, büyük oranda o ülkeleri sömürgeleştirmeyi de içeren bir doğrudan işgal biçiminde oldu.

Türkiye ise bu durumun istisnasını oluşturdu. 1. Dünya Harbi’nden sonra denenen doğrudan işgal/tam hâkimiyet girişimi İstiklal Harbi’nde boşa çıkarıldı. Ve ikinci tür hâkimiyet modeli devreye girdi: Yerli işbirlikçiler eliyle kültürel işgal. Esasen daha Osmanlı zamanından beri üzerinde çalışılmakta olan bu hâkimiyet modelinin başarısı, İslam adına iki önemli sonuç doğurdu. Birincisi, bu modelin uygulayıcıları adı Müslüman olan ve bütün dış dünyaya karşı Müslüman gibi görünen tipler olduğu için, doğrudan bir Batı işgali durumunda, işgalcilerin Müslüman halkın husumetini göze alamayacaklarından dolayı kalkışamayacakları biçimde açıktan bir iman ve İslam düşmanlığı… İkincisi de, Osmanlı’dan beri bütün toplumsal yapı ve kurumlarla beraber yavaş yavaş Batılılaşmakta ve dolayısıyla çürümekte olan İslami kurum ve anlayışların, açıkça düşman kabul edildiklerinden ve bir varolma/yokolma mücadelesine itildiklerinden ötürü, yaşama savaşına girmeleri oldu. Bu sert savaş, o sıralarda pek kimse farkına varamamış olsa da, İslami kurumları yavaşça çürüyüp, Batılılaşmaktan korudu; savunma ve hayatta kalma refleksi ile tekrar kendine dönüp, İslami saflığını bulmalarını sağladı ki, bu kazanç, kıymeti ancak uzun vadede anlaşılabileceği şekliyle, o senelerde çekilen bütün sıkıntılara değecek, stratejik bir avantajdı. Ve biz, bu günleri o avantaj sayesinde yaşıyoruz.

Kısacası, 20.yy.ın ikinci çeyreğini dolduran bu dönemde İslami hareket bir savunma stratejisi üzerine kurulmuş oldu. Modern Batı’yla beraber içerideki işbirlikçi devşirmelerin doğrudan İslam’ı ve imanı ortadan kaldırmayı hedefleyen hücumlarına karşı, İslam’ın ve özellikle İman’ın savunulması…

Bu harp, biz Müslümanlar tarafından kazanıldı. Millet, yüzde doksanbeşleri bulan oranda Mü’min kalmaya ve en azından “Elhamdülillah Müslümanım” demeye devam etti.

1950’lerden itibaren ise İslam, tamamen ortadan kaldırılmak yerine ehlileştirilmeye çalışıldı. İnsanların iman sahibi olmaları kabullenildi ama bu kez o imanın İslami bilinçten yoksun tutulup, “bu dünyanın işlerine karışması” engellenilmek istendi. Ya da Bakara: 85’in diliyle, “Kitab’ın bir kısmına inanılıp, bir kısmının arkaya atılması” arzu edildi.

Kabaca bir elli sene de böyle gitti. Yani geçici bir ateşkes ve yenişememe hali… Ama bu yarım asırlık süreçte kan kaybeden İslam düşmanı Batılı işbirlikçiler oldu. İslam cephesi alttan alta gücünü arttırdı.

İslam’ı, onun için çizilmiş sınırlar dâhilinde tutma amacını taşıyan son stratejik hamle olarak 28 Şubat’ın da boşa çıkmasından sonra ve 21.yy.ın başından itibaren stratejik denge değişmiş oldu.

Artık savunmada olan Batı işbirlikçisi İslam düşmanlığı, stratejik hamle pozisyonuna geçmiş ve dolayısıyla mücadelenin inisiyatifini de ele geçirmiş bulunan İslam cephesidir.

Tarafların yeni pozisyonlarını tam olarak idrak edip, bu pozisyonların gereklerine alışmaları daha belli bir süre alacak gibi görünüyor. Ama bu önemli bir şey değil. Asıl önemli ve zor olan kısım ALLAH’ın yardımıyla atlatıldı.

Efendimiz’in (sas) Hendek’ten sonra dediği gibi: “Bundan sonra biz saldıracağız!”

Fakat bu stratejik değişiklik, biz İslamcılar için yeni sorumluluklar ve duyarlılıklar gerektiriyor ki onları da haftaya ele alalım.

Ama en azından şu özet gerçeği tamamen içimize ve bilincimize sindirmiş olarak: 1925-1950 arası düşman bizi bütün varlığımızla ortadan kaldırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Başarılı olamadı. 1950-2000 arası, mücadelenin dengesi, ortada bir seyir takip etti. 2000’lerden bu yana…

Şimdi sıra Muhammed’in (sas) ordusunda. 

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015"Önder Alim" ihtiyacı 08.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.