25 Temmuz 2017 Salı
  • Altın143,294
  • BIST107.324
  • Dolar3,5602
  • Euro4,1499
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6307
  • İstanbul27 °C
  • Ankara25 °C
  • İzmir32 °C
  • Konya28 °C
  • Adana31 °C
  • Antalya33 °C
  • Diyarbakır35 °C
  • Bursa28 °C
  • Kayseri25 °C
  • Kocaeli28 °C
  • Şanlıurfa35 °C
  • Gaziantep32 °C
  • İçel33 °C
YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR?
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Harf Devrimi'ne dair-2
27 Aralık 2014 08:39

Geçen hafta 1928 Harf Devrimi'nin Çin yazısı üzerinden anlamlandırılmasıyla meşgul olduk. Ve baştaki niyetimizin aksine o noktaya takıldık kaldık. Klavyenin peşinde sürüklendik.

Bu hafta ALLAH'ın izniyle, eksiklerimizi tamamlayıp, 1928 Harf Devrimi bahsine noktayı koyuyoruz. Şimdilik...

Harf Devrimi'nin gözden kaçan (kaçırılan) ilginç ve önemli noktalarından biri de "Yeni Türk Harfleri" yutturmacısıdır.

Yüzlerce senelik Latin harfleri 1928 Ağustos'unda, bir gece içerisinde "Yeni Türk Harfi" haline geliverdi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa şöyle diyordu:

"Vatandaşlar, bu notlarım, asıl hakiki Türk kelimeleri, Türk harfleriyle yazılmıştır. Bizim ahenktar (uyumlu), zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri-2, Sh:272)

Dönemin Başbakanı İsmet (İnönü) Paşa da bir kaç sene önce söylediklerinin tam aksine:

"Kabul edilen harfler, Fransız harfleri (bunu da yanlış biliyor, aslında Latin harfleri demesi gerekirdi S.A.) değildir. Türk harfleri, Türk alfabesidir." (Yazı Devriminin Öyküsü, Sami Özerdim, Sh:28) buyuruyordu.

Sanki Göktürk ya da Uygur alfabesinden söz ediyor!

Bu konuda bir tartışmaya girmek bile onur kırıcı. İnsana, kendisini kötü hissettiriyor. Sanki karşınızdakine iki kere ikinin dört ettiğini ispatlamaya çalışıyormuşsunuz gibi bir şeyler hissettiriyor.

Acaba bu lafları duyan Frenkler bizden şikayetçi olmuşlar mıdır? "Türkler yüzlerce senelik alfabemizi çalıyorlar!" diye.

Peki bütün bu olup bitenlere "gerçek mal sahipleri" yani Frenkler nasıl bakıyordu?

"Bin senelik tarihi düşmanımıza bu nokta da diz çöktürdük, doğa tanrıya bin şükür" havasında mıydılar? Yoksa başka bir yerde mi?

Alın size iki örnek: Biri o günlerden, biri de bu günlerden...

"The Observer'a göre Mustafa Kemal, Türkiye'nin gençlerini, sahip oldukları inançları sarsarak, materyalizme itmekteydi. Bu tema, Türkiye'yi 1929 yılında ziyaret eden Raymond Lacoste tarafından The Observer'da yayınlanan bir seri makalede ele alınmıştır. Lacoste, "Latin harflerinin kabulü Türk toplumunda dinin yerini büyük ölçüde etkileyecektir." diyordu." (İngiliz Basını ve Atatürk'ün Türkiye'si, Mustafa Yılmaz, Sh:85)

"Bu ülkenin vatandaşları, 1928'de Arap elifbasından Batı dünyasının bildiği Latin alfabesine geçişi gerçekleştiren harf devrimi sebebiyle geçmiş çağların edebi ve tarihi eserlerine ulaşma imkanından mahrumdurlar. İş bununla da kalmamış, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri atarak Türkçeyi öz Türkçe hale getirme çalışması başlatılmıştır - bu iki dil, Türkçeyle beraber Osmanlı dili denilen zengin karışımı oluşturuyordu ki, Osmanlıca bugün Latince kadar "ölü" bir dil olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Öte yandan Osmanlı asırlarında yazılmış eserler şimdilerde sadeleştirilmiş Türkçey ile yeni yazı da basılmakta, modern okuyuculara, mazilerinde olup bitenler konusunda bazı şeyleri anlama imkanını sunmaktadır. Aksi halde durum daha da dehşetengiz olurdu: 1930'lardan önce yazılmış her şeyden mahrum bir İngilizce edebi kanunun halini gözünüzün önüne getirin bakalım!" (Osman's Dream: The Story of The Ottoman Empire, 1300-1923, Caroline Finkel'den aktaran Yakın Tarihin Kara Delikleri, Mustafa Armağan, Sh:183)

Batılıların bakışı kısaca böyle... Ya bizimkiler? Hatta bizzat devrimin sahipleri?

O da ilginç ve 'Resmi Tarih' yutturmacalarının çok ötesinde. O dolmaları yemiş olan birçok insan zanneder ki en azından 1928'in siyasi eliti yani o günün Türkiye'sinin Batı devşirmeleri, modernizm tetikçileri, ekonomik ve siyasi rantiyenin su başlarını tutmuş 'vatanseverleri!', Harf Devrimi'ne çok sevindi, sahiplendi, destekledi falan filan...

Hele bir bakalım dönemin Amerikan Büyükelçisi hatıralarında neler diyor?

"(8 Eylül 1928, Cumartesi) Bazı milletvekilleri yeni alfabe uygulamasını tenkit etmişlerdi. Gazi, yaklaşık üç yüz devlet yetkilisini Dolmabahçe Sarayı'nda bir araya getirmiş ve inatçı milletvekillerini kürsüye çıkararak eleştirilerini dile getirmelerini sağladıktan sonra kendilerine İsmet Paşa vasıtasıyla haber göndererek yola gelmelerinin iyi olacağını bildirmişti. Böylece muhalefet daha doğmadan susturulmuş ve değiştirilmiş Türk dili bir kişi tarafından tasarlanarak dikte edilmiş oluyordu." (Yeni Türkiye, Joseph Grew, Sh:105)

Yani en üst düzey zevat bile baskı ve tehditle...

Peki olayın baş mimarı, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) ne durumdaydı? O, kendi devrimine sadakat gösterip, asıl, hakiki Türk harfleri"ni kullandı mı? Ne yazık ki hayır? İnanmıyorsanız dönemin başvekili İsmet (İnönü) Paşa'yı dinleyin:

"Bugünlere ait bir olayı hatırlarım. Atatürk, yanında bazı kimseler olduğu halde, bir yerde çalışıyor. Önünde eski yazıyla yazılmış birçok kağıt var. Akşamüzeri ben kendisini görmeye gittim. İsmet Paşa geliyor diye haber verirler. Hepsi telaşa düşer. Masanın üzerindeki kağıtları kaldırırlar." (Hatıralar-2, İsmet İnönü, Sh:223)

Yaa, işte böyle! Sen hem "eski yazı!" kullan hem de İsmet Paşa'dan kork! Bize diyecek bir şey kalmıyor.

Artık bu konuyu olayın genel bilançosuna dikkat çekerek bitirebiliriz. Cemil Meriç'in deyimiyle "kütüphaneleri tuğla yığınına döndüren" bu Büyük Devrimi! Sevan Nişanyan İnsanlık Tarihindeki gerçek yerine oturtuyor.

Ve de çok güzel oturtuyor:

"İlk Çin İmparatorluk hanedanının kurucusu Shih Huang Ti'nin (MÖ 221-210) kurduğu devlet düzeninin sorgulanacağı korkusuyla, ülkesinde geçmişte yazılmış tüm kitapların yakılmasını emredişinden bu yana geçen iki bin iki yüz yılda, devlet eliyle girişilmiş bu boyutta bir kültür katliamına yeryüzünün herhangi bir yerinde rastlamak mümkün değildir." (Yanlış Cumhuriyet, Sevan Nişanyan, Sh:178)

Hadi geçmiş olsun!  

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.