27 Mayıs 2017 Cumartesi
  • Altın145,745
  • BIST97.533
  • Dolar3,5801
  • Euro4,0019
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5827
  • İstanbul16 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır15 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri8 °C
  • Kocaeli12 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel18 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Gezi'den ileriye...
22 Mayıs 2015 20:55

Geçen hafta, sözümüzü, Gezi olaylarından sonra Türkiye’de hiçbir şey eskisi olmayacak, olamayacak diyerek bitirmiştim.

Kaldığımız yerden devam ediyorum. Ve Gezi’den iki tam sene geçtikten sonra sürecin nasıl bir seyir takip edebileceğiyle ilgili ihtimallere geçmeden önce, Gezi’nin kendisinin ne anlam ifade ettiği konusunda bir parantez açmanın gerekli ve yararlı olacağını düşünüyorum.

Evet, Gezi’yi nasıl okumalı ve ondan ne gibi bir anlam/anlamlar çıkarmalı.

Bundan önceki yazıda bu sorunun cevabını, özü itibarıyla, verdim.

Gezi, Müslüman halkın ve onun yerli kültürünün kendi ülkesini Batıcı/Modernleştirmeci seçkinlerden ve onların devşirme/ithal kültürlerinden geri alma hamlesi karşısında, bu devşirmelerin tepkisini ifade etmektedir. Ve bu tepki çok klasikleşmiş metotlar kullanılarak gösterildi. Taş, küfür ve iftira yağmuru gibi… Yakın tarihi bilenler çok yoğun bir 28-29 Nisan 1960 dejavusu yaşıyor olmalılar.

Ama biraz daha yakından ve ayrıntılı bakınca Gezi’nin anlamı nasıl görünüyor dersek?

Önce sebepler açısından bakalım. Gezi’nin kahramanları! her ne kadar Haziran ortalarında bastıran sıcakların etkisiyle hükümeti düşürüp vatanı kurtarma etkinliklerine biraz ara vermiş ve sahile (özellikle Bodrum taraflarına doğru) akmaya başlamışlarsa da Türkiye’de ve dünyada belli etkin çevrelerden gördüklerin desteğin ve hükümetin kendilerine fevkalade yumuşak davranmış olmasının şımarıklığıyla, kendilerini bayağı bir şeyler becermiş, önemli insanlar gibi hissettiler.

Hikmet açısından ve uzun zamanlar perspektifiyle baktığımızda ise… Daimi okuyucularımız herhalde “nehir geçişi sendromu” kuramımızı hatırlayacaklardır. (Ya da bkz. ilk makaleler…) Gezi, Türkiye’deki Müslümanlar için yaklaşık on senelik nehir molasının bittiği ve Calut’a/küfre karşı, nihai hesaplaşmayla bitecek yürüyüşün kaldığı yerden devam etmek üzere zilin çaldığını anlatmaktadır. Ve ilgili Kur’an ayetlerinde de (2/Bakara:247-250) açıkça görüleceği üzere, bu noktada İslam ordusundan bazı döküntüler olmalıydı. Ve nitekim oldu da. Arkadan gelen 17-25 Aralık darbe girişimiyle beraber İslam ordusu içinde yer alan “çürük unsurlar” ayıklandı. Ve gerçekte ait oldukları tarafa geçip Calut’un yanında Talut – Davud güçlerine karşı kıyasıya bir mücadeleye başladılar. İşbirlikçi ve hain olduklarını hem ilan hem de ispat ettiler.

Yakın gelecek Müslümanlar için bir yandan molayı bitirip, yola devam ediyor olmanın meşakkati; diğer yandan da: “Bugün Calut ve ordusuna karşı gücümüz yok” diyecek olan eski kardeşlerinin neden olacağı üzüntü ve belki bir ölçüde moral bozukluğu… Bu durumda yapılacak en doğru şey, ayetin devamının da işaret ettiği üzere, azalan sayıya bakmadan ve hiçbir fütur getirmeden: “Nice küçük topluluklar vardır ki, ALLAH’ın izniyle büyük ordulara galip gelmiştir, ALLAH sabredenlerle beraberdir.” diyerek bütün gayretimizi mücadelemize vermeli ve ALLAH’a sımsıkı sarılmalıyız. Yani mükemmel bir takva sahibi olmaya çalışan, mükemmel bir dava insanı olmalıyız.

Kısa ve orta vadeli gelecek, bizim için maddi bir takım sıkıntı ve sınavlar barındırıyor olabilir. Ama sonuç ALLAH’ın izniyle çok parlak... Sabredip,  ALLAH’a sarılanlar için maddi açıdan geçmişte hiç yaşanmamış kadar büyük bir zafer…

Net olarak sıralayalım… Bugünün ve yakın geleceğin Müslümanlardan beklediği doğru tavır…

  1. Gezi’yi ortaya çıkaran ruh ve düşünce yapısının karşısında net, tavizsiz ve kesin bir duruş.
  2. Kelimetullah’ı yüceltme işinde kendinden geçercesine üstün bir gayret.
  3. İhlas ve takvayı en üst düzeye çıkarmak. Namaz, oruç, dua, zikir… Fenafillah olma çabası… Sahabileri gören Doğu Roma casuslarına: “Bunlar gece rahip, gündüz muharip” dedirten hali bir kez daha yakalamak.
  4. Kendi içimizde oluşmaya başlamış ayrık otlarına karşı net bir ret tavrı alıp sonra da onları bir daha kolunu kanadını kıpırdatamayacak, Müslümanları arkadan hançerleyemeyecek bir hale koymak.

Bundan sonrasında biraz sıkıntı yaşansa da İslam’ın zaferi ve arkasından da hâkimiyeti ile sonuçlanacak bir yola giriyoruz.

Duamız: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımızı sağlam tut ve o kâfir millete karşı bize yardım et!” (2/Bakara:250)

Bahtımız ak, yolumuz açık, ALLAH (Şanı En Yüce) yar ve yardımcımız olsun.

 

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015"Önder Alim" ihtiyacı 08.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.