YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Bir Ümmet Diriliyor
01 Mayıs 2015 07:11

Miladi 13.yy. ortalarından itibaren Muhammed Ümmeti bir fetret dönemine girdi. Bunun nedeni bir ölçüde yüzyıllarca devam eden maddi üstünlük ve refahın getirdiği rehavet, bir ölçüde de insanlık tarihinde ikinci bir benzeri olmayan bir beşeri yıkım dalgasıydı: Moğol istilası… Görünürdeki bu iki felaket sebebinin arkasındaki derin gerçek ise Kur’an’ın dile getirdiği bir Sünnetullah (ALLAH kanunu) idi: “O günler… Biz, onları insanlar arasında çevirip dururuz…” (3/Al-i İmran:140)

Ve sonra da Batılılar geldi. 1500’lerden itibaren yavaş yavaş dünya hegemonyasını ele geçiren Batı medeniyeti ya da daha özgün adıyla “Modernite” sadece maddeye hükmeden ve maddi kaynakları sömüren bir kaba işgalci olarak kalmadı, kendi medeniyet tasavvurunu da dayattı. Bütün dünyayı kendi standartlarına uydurdu, kendine benzetti. Modernize etti. Ve bu güne gelene kadar da teslim alamadığı bir tek çevresel güç kaldı: Muhammed Ümmeti… Teslim alamadı gerçi ama bu arada Muhammed Ümmeti de girdiği o uzun kış uykusu içinde, akla hayale gelmeyecek zilletler yaşadı, öldü sanıldığı demler geçirdi. Zaman oldu onun da Çin gibi Hind gibi Afrika gibi kendi siyasi ve toplumsal varlığını korusa bile (ki bunlar Batılı hegemonyacıların pek de umurunda değildi) manevi varlığını yitirdiği düşünüldü. Özellikle 19.yy.’ın ikinci yarısı ile 20.yy.’ın ilk yarısı arasında kalan yaklaşık yüz senelik süreç, onun için ağır bir koma hali sayılabilirdi. Ama her şeye rağmen ölmedi, öldürülemedi… Aslında “Deccal” demek olan Modernite, ne yaptıysa onu teslim almayı başaramadı.

 Ve şimdi o diriliyor. Muhammed Ümmeti yeni bir varoluş ortaya koyuyor. Modernitenin şokunu 20.yy. ortalarından itibaren üzerinden atmaya başlayan bu Ümmet, Peygamberinin en baştan haber verdiği üzere, insanlığın dünya macerasının son deminde, ALLAH’ın dinini bir kez daha bütün parlaklığıyla ortaya koymaya, İslam’ın modası geçmiş bir şey olduğu iftirasını/iddiasını fiilen yalanlamaya başlıyor.

Albert Sorel’in: “Dünya kabuk değiştireceği zaman olaylar önlenemez bir kader halini alır” tespitine uygun olarak bundan sonra ne olursa olsun, hangi güç ne maksatla, ne yaparsa yapsın sonuç değişmeyecektir. Yaşanacak bütün gelişmeler ve süreçler sonuçta hep İslam’ın lehine “yazacak”, Muhammed Ümmeti’ni ve dirilişini güçlendirmeye yarayacaktır.

Bu günleri yaşamakta olan bizler çok şanslı insanlarız. Çünkü hem insanlık tarihinin ve hem de kendi tarihimizin çok önemli ve özel bir dilimine denk geldik. Çok sarsıcı gelişmelerine şahit olacağız. Ama Marx’ın dediği gibi: “Dünyayı anlamak değil, onu değiştirmek önemlidir.” Ve biz de bu perspektiften bakabilmeliyiz. O zaman karşımıza şu soru çıkacaktır.

Dünya, Muhammed Ümmeti’nin kaderi üzerinden kabuk değiştirirken sen ne yapıyordun? Seyirci miydin? Fail mi?

Evet, aklı başında her Müslüman bu soruya “fail idim” diye cevap vermek ister. Buna şüphe yok. Fakat bu isteğin içini nasıl doldurmalı?

Bu sorunun cevabını ise aylardan beridir “Ne Yapmalı?” diyerek bu köşede vermeye çalışıyoruz ve inşaALLAH devam da edeceğiz.

Düşünen ve bunu bir şekilde başka insanlarla da paylaşmaya çalışan daha binlerce Müslümanla beraber, bizim de bu satırlarda ortaya koyduğumuz teklif ve düşünceler, dirilen Muhammed Ümmeti’nin yoluna ışık olursa, varlığımız da bir anlam kazanmış olacak.

Hep ümid ve müjde soluklayan Müslüman bir ses olun ve ALLAH’ın izniyle hep öyle kalın.

 

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.