YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
10 Kasım’ın Bilinmeyenleri - 3
14 Kasım 2014 13:28

Geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz.

* 10 Kasım 1938 tarihli The New York Times, “Atatürk’ün birkaç gün önce öldüğünü, fakat bunun açıklanması için uygun koşulların oluşmasının beklendiğini” iddia eden bir haber yayınladı. Haberin devamında “duygusal gösterileri kontrol altında tutabilmek amacıyla sokaklardaki polis devriyelerinin sayısının artırıldığına” da yer veriyordu.

* Atatürk’ün gerçek ölüm saatiyle ilgili tartışmalar da 76 seneden beridir devam ediyor. Birçok kişi ve çevre, Atatürk’ün gerçekte gece yarısı ya da sabaha karşı saatlerinde öldüğünü fakat bu durumun anma törenleri açısından zorluklara yol açacağı için gizlenerek, “dokuzu beş geçe” ile değiştirildiğini ileri sürüyor. 1940’lı yıllarda yazılmış olan bir şiirde geçen “Doktor doktor kalksana / Lambaları yaksana…”  ifadelerinin bu gizli gerçeğe bir karine oluşturduğunu ileri sürenlerin yanında, Çetin Altan gibi örneklere de rastlamak mümkün. 28 Eylül 1997 tarihli köşe yazısında Çetin Altan, Atatürk’ün gerçekte sabah yedi sıralarında öldüğünü fakat mesaiye uydurmak için dönemin devlet erkânı tarafından saatin dokuzu beş geçeye alındığını yazmıştı. Bu bilginin kaynağı olarak da 1960 – 1965 döneminde İsmet İnönü kabinelerinde Maliye Bakanlığı, 12 Mart döneminde Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık, 1975’de IV. Demirel Hükümeti’nde Savunma Bakanlığı yapmış olan Ferit Melen’i göstermişti.

* Atatürk’le ilgili son internet masalı, “Atatürk’ün İsrail’in kurulmasına karşı çıktığı için yahudi / masonlar tarafından öldürüldüğü” iddiasıdır. Biraz yakın dönem siyasi tarihi bilen hiç kimsenin ciddiye bile alamayacağı bu masalı yalanlayan en net kanıtlar ise, o günlerde, yahudilerin Atatürk’ün ölümüne duyduğu samimi üzüntüye dair örneklerdir:

- 1938’den 10 sene sonra tarihe “Korsan Devlet”in kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olarak geçecek olan ünlü siyonist lider Dr.Chaim Weizmann, 10 Kasım günü Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne şu telgrafı çekti: “Büyük asker, devlet adamı, yönetici ve yeni Türkiye’nin kurucusunun onarılmaz kaybı dolayısıyla en derin sempatilerimin kabulünü ve Türk Hükümeti’ne iletilmesini dilerim.”

- Mina Urgan “Bir Dinazorun Anıları”nda cenaze alayını izleyen İstanbul yahudilerinin melalini şöyle tasvir etmekteydi: “Cenazeyi, aile dostu bir avukatın Karaköy’de caddeye bakan bürosundan seyrettik. Büro, Yüksekkaldırım’ın tam altındaydı. Top arabası görününce, ansızın, şiddetli bir dolu yağıyormuşçasına, ‘çıt çıt çıt’ sesleri geldi oradan. Meğer eskiden basamaklı olan Yüksekkaldırım’da toplanan yahudiler, dinlerinin yas geleneğine uyarak, giysilerinin düğmelerini aynı anda koparmışlar, yere atmışlardı. Düşen düğmelerdi o dolu sesini çıkaran.”

- O günleri, bir yahudi kadın yazar ise: “Atatürk’ün yahudilerin kalbinde özel bir yeri var. O daha Atatürk adını almadan yahudiler ona ‘El Gadol’ derlerdi. Gadol, İbranice büyük demektir.” sözleriyle anlatmaktadır.

- Ağustos 1935’de Atatürk’e yapılan başarısız bir suikast girişiminin ardından bütün sinagoglarda şükür ayinleri düzenlendi. İstanbul’daki törenlere bütün yahudilerin eksiksiz olarak katılabilmeleri için mağaza ve işletmeler, ayin günü kapatıldı.

Haftaya yakın tarihin bilinmeyen sayfalarından yeni bir tanesinde buluşmak üzere…

Yazarın Önceki Yazıları
İşbirlikçiler 10.10.2015İsrail mutlaka yok edilmelidir 01.10.2015Mescid-i Aksa saldırılarının arkasındaki gerçek 17.09.2015"Ötekine" nasıl davranalım? 11.09.2015İslam'ın hakimiyeti 04.09.2015İmanın savunulmasından İslam'ın hâkimiyetine 27.08.2015Davamızın temeli olarak iman ya da her müslüman şeriatçıdır 21.08.2015Davamız 10.07.2015Amerika'nın sevdiği Müslüman 03.07.2015Siyasetin başardıkları 26.06.2015Tek devlet, tek millet 19.06.2015Artık siyaset 11.06.2015İslam'ın mutlak hakimiyeti 28.05.2015Gezi'den ileriye... 22.05.2015Gezi'den geriye 15.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
22:54
 // u.d.girgin
israil camiasının bu kadar üzülmesi çok manidar geldi bana....
19 Kasım 2014 22:54
21:37
 // Rasim DUMAN
Tabiyet ve aidiyeti hususunda kafamda hicbir istifham ve tereddut yoktu zaten. Mamaafih, evvelki bilgi ve kanaatlerimi destekleyen ve teyid eden yeni seyler ogrenmis oldum. Said ALPSOY'a cok tesekkur ediyorum....
16 Kasım 2014 21:37