YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yeni Türkiye’nin Artan Doğum sancıları
11 Haziran 2014 14:21

Diyarbakır Lice’de yine canlar öldü.

Bayrak indirildi.

Kışkırtıcı eylemler alevlendi.

Orada yol kesildi, burada saldırı yapıldı.

İŞİD Musul’a girdi, yaktı yıktı.

Suriye’de trajedi sürüyor.

Şer ittifakı bastırdıkça bastırıyor.

Mısır’da alçak darbeci sözde Cumhurbaşkanı seçildi.

Zulüm sürüyor.

İç siyasal konjönktür hayli karıştı.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yine ortalık giderek karışıyor.

Vs. vs. vs….

Ben bütün bunları, yeni, büyük ve âdil Türkiye’nin artan doğum sancıları olarak görüyorum.

*    *    *

Osman beye, babasından 4800 kilometrekarelik bir toprak miras kalmıştı.

Bunu Hanedan-ı Âl-i Osman 23 küsur milyon kilometrekareye çıkarmıştı.

Osmanlı’nın Kanunî döneminden itibaren gerileyişine tanık oldu dünya…

Sultan Abdulaziz’e yapılan 1876 kanlı darbesiyle Devlet-i Aliyye’nin omurgası ağır biçimde hasar almıştı. Birinci dünya savaşındaki yenilgiler, Balkan bozgunları, isyanlar, yenilgiler, toprak kayıpları, teknolik bilgi ve altyapıda gerilik, siyasal rejimin bi türlü yenilenememesi vs vs… Nihayet emperyalist saldırılar, bizi, Osmanlı’nın bir derebeyliği kadar bile olamayan Türkiye topraklarına sıkıştırdı.

Balkanlar’da Osmanlı barışı  bitmişti…Yüzyıllardır emperyal bir üst akılın ve yönetimin altında barışçıl ortamda yaşayan ulusları artık her türden manipülasyon bekliyordu.

Çatışma, fitne, kan ve gözyaşı…

Osmanlı’nın inkırazından sonra Balkanlar’da, Arap-İslam dünyasında, Afrika’da ve Asya’da kan ve gözyaşı bir türlü dinmedi.

Emperyal güçlerin kendi halklarını daha çok obezleştirmek için Afrika’yı, Ortadoğu’yu ve Asya’yı sömürmeyi sürdürmesine artık dünya vicdanı izin vermek istemiyor.

Bu vicdanın merkezi yine Türkiye.

Türkiye’nin gerek içinde gerekse civarındaki ve tarihdaşlarının coğrafyalarındaki bu çatışmalar bir doğumun habercisidir.

Bütün bu şiddetlenen sancılar yeni, büyük ve âdil Türkiye'nin doğum sancılarıdır...Şafağa yakın karanlık şiddetlenir...kaos artar...varlıkta her an yeni doğumlar yeni ölümler olur...en büyük yapılışlar en büyük yıkılışlardan sonradır...O, her an yeni bir oluştadır...

*   *   *

Üçüncü havalimanın adının, Anadolu’nun ruh mayalanmasında çok emeği olan büyük bilge Hz. Mevlana’dan alınması gerektiğini düşünüyor ve öneriyorum.

3. Havalimanının adı Mevlana olmalı.

Hz. Mevlana, dünya dillerine çevrilmiş, bilinen ve okunan bir ârif.

İstanbul’un bu yeni havalimanı, Avrupa’nın, Ortadoğunun, Afrika’nın ve Asya’nın merkezî terminali olacak.

Bu yüzden Mevlana adı daha uygun.

İkinci bir isim olarak Yunus Emre’yi öneriyorum.

*    *   *

Ayasofya konusu gündemde.

Bendeniz Ayasofya’nın cami, Aya İrini’Nil kilise olarak hizmete açılması gerektiğini düşünüyorum.

Hem cami hem müze olmalı Ayasofya.

Bütün ziyaretçilere açık olmalı.

*   *   *

Hz. Mevlana’nın bir şiirini birlikte okuyalım :

BUGÜN AHMET BENİM

Bugün Ahmet benim,
ama dünkü Ahmet değil.
Bugün anka benim,
ama yemle beslenen kuşcağız değil.

Enelhak kadehiyle
bir yudum içen sızdı
Tarılık şarabından.
Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
ben, sultanların aradığı sultan.

Ben hâcetler kıblesiyim.
Gönlün kıblesiyim ben.
Ben cuma mescidi değilim,
insanlık mescidiyim ben.

Ben saf aynayım,
sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
Ben kin dolu bir gönül değilim,
Sinâ dağının gönlüyüm ben.

Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
benim sarhoşluğumun sonu yok.
Tarhana çorbası içmem ben,
can yemeği yerim,
içerim can şerbeti.

İşte sarttı seni
bir gümüş bedenlinin özlemi.
Altın haline geldin artık.
Sen altına âşıksın,
altın benim rengime âşık.

Gönlü saf sûfiyim ben,
benim tekkem âlem,
medresem dünya benim.
Değilim abalı sûfilerden.

İster yakarış eri ol sen,
meyhane eri istersen,
bundan sanki ne çıkar?
Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
bence ne farkı var?

Gerçeğin tadını alan er
ne altına aldırış eder,
ne kalendar tacına bakar.
Ne tasası vardır, ne kini.

Ey Tebriz'li hak Şems'i,
yüzünü göstermediysen sen,
yoksul çaresiz kalırdı kulun;
ne gönlü olurdu, ne dini.

abdul-aziz.jpg

molana.jpg

 

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.