YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sâkin ve Beyefendi Bir Terörist : Prof. Dr. Hüseyin Hâtemi
01 Mart 2014 13:18

Hoca’yı, bendeniz, İnsan Hakları Öğretisi adlı anıt eseriyle tanıdım.

Sonradan Hoca’nın İnsan Hukuku Dersleri ile İlahî Hikmette Kadın adlı muhteşem kitaplarıyla mest oldum. Yeni Şafak’taki o güzelim yazılarını asla unutamam. Onların bir kısmı kitaplaştı. Adem Özbay birini yayımlayacağı zaman bendenizden bir arkakapak yazısı istemişti, severek yazdım.

Sonradan Nejat Turhan dostumun vasıtasıyla Hoca’yı bizzat da tanıma onuruna kavuştum.

Kıymetli eşi Av. Kezban Hatemî hanımefendiyle birlikte Hâtemî Hoca, nesli tükenen İstanbul çelebilerinden, titiz, dikkatli, duyarlı, takipçi ve her dem kendini yenileyen hakikî mânâda bir ilim adamı, bir vicdan insanı, bir adalet savaşçısı ve hezarfen bir zattır.

Böylesi kıymetler artık azaldı.

Hâtemî hocanın sadece tercümeleri bile, bu ülkeye yaptığı hizmetler arasında saygıyla, minnetle, şükranla anılacaktır. Bunlar arasında İkbal’in Câvid’e Hitab’ı ile, Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı özellikle anılmalı.

Hoca’nın pek çok dil bildiği malum. Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca bunlar arasında. Tabi en çok bildiği ve en güzel kullandığı dil Türkçe.

Hukuk alanında mütebahhirdir.

Fevkalade ironik bir zekası ve dili vardır.

Bunun dillerde dolaşan bir örneği yıllarca Hocalık yaptığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, başörtüsü zulmünün yaşandığı günlerdedir.

Hoca’nın vaktiyle üniversitenin bahçesinde eliyle beslediği sokak kedilerinin oradan uzaklaştırılması, beslenmemesi hatta itlafı yönünde kendisine sanırım yazılı uyarıda bulunan rektör Kemal Alemdaroğlu’nun sekreterine şöyle dediği rivayet olunur : “Rektöre söyleyin, o kediler başörtülü değil. Ve hepsi vatansever…”

Hoca her dem yeniler kendini. Genç yazarları okur. Türkiye’de ve dünyada yeni yayımlanan kitapları takip eder, yazarları izler.

Rüşdî ile ilgili en verimli yazıları Hoca yazmıştır.

İlgi alanları edebiyattan tarihe, hukuktan sosyolojiye, felsefeden irfana, musikiden siyasete çok geniştir.

Merakları, çabaları, muktesebatı ve ilmî titizliği ehlince malumdur.

Mütevazîdir.

Özellikle de sâkindir.

Malum Hoca yavaş, tane tane konuşur.

Dostları ve sevenleri arasında sık sık bu latife konusu olur.

Hoca lütfetmişti, TRT’de gerçekleştirdiğimiz birkaç belgeselde -hele Her Yer Kerbela ve Adı Güzel Kendi Güzel Muhammed belgeselinde- kendisiyle söyleşi kaydetmiş, yayımlamıştık.

Hoca’nın konuşması uzun ve güzeldi ama süre gereği kesmek zorunda olduğumuzdan tümünü veremiyorduk. Kurgu yönetmeni dostumla bakıştık. ‘Hızlı mı okutalım?’ diyecektin abi? Dedi. Güldük.

Hoca’nın gurmeliği de vardır.

Şeker diyeti gereği sevdiği süt veya hamur tatlılarını ancak nefsini kandıracak kadar, tadımlık yer.

Bir kokteylde hocayı saygıdeğer eşi Kezban hanımın yanından çaktırmadan kaçırmış, tabağını sevdiği yemeklerle doldurmasını sağlamıştık. Lakin yemeye yeni başlamıştı ki, Kezban hanımefendi çıkageldi.

Hoca hanımefendiyi görünce alelacele en sevdiği parçayı ağzına atıvermişti. Gülmüştük.

Kezban hanım ile tanışması ve evlilik teklifi de ilginçtir :

Hoca bir söyleşisinde şöyle anlatıyor : “(…)"Sizinle medeni kanunun 82. Maddesine uygun bir akit yapabilir miyiz?" diye sordum. O da anladı, kıpkırmızı oldu ama anlamamazlıktan gelerek, bana söyletmek için "82. Madde nedir ben bilmiyorum" dedi. Ben de kızarak "82. Maddeyi bilmiyor musunuz" diye hemen Medeni Kanunu eline verdim. Baktı nişanlanma olduğunu görünce şaşkınlıktan heyecandan acayip bir cevap verdi. "Siz bana layık değilsiniz" dedi. Ben de anladım ki "ben size layık değilim" demek istiyor. Gülerek "doğru ama siz yine de düşünün" dedim. O zaman yanlış yaptığını anladı. 5 Kasım Cuma günü yapılmış teklife 8 Kasım 1971'de kendi cevabını getirdi. Ailenin cevabı 5 Aralık'ta geldi. 19 Aralık'ta nişanlandık. (…)”

hatemi.jpg

*   *   *

Hoca’nın meğer bilmediğimiz bir yönü daha varmış : Terör Örgütü Üyeliği.

Tevhid midir Selam mıdır artık hangisiyse birinin üyesi sıfatıyla telefonu dinlenmiş. Hoca yavaş konuştuğundan sanırım en uzun kayıtlar Hoca’nın kayıtlarıdır. Gerçi telefondan pek hazzetmez, fazla da konuşmaz.

Bu trajikomik durum, memleketimizin maruz kaldığı vehameti yeterince göz önüne seriyor.

Kıymetli eşi Kezban Hatemî hanımefendiyle birlikte hakiki manada insan hakları ve özgürlükleri konusunda ülkemizde bir ada haline gelmiş olan Hoca’nın bu ülkenin ihtiyaç duyduğu entelektüel vicdanların başında geldiğini tekrar vurgulamak isterim. Zaten bu durum yeterince memleketimizin nasıl bir tehlike ve tehditle karşı karşıya olduğunu tek başına gösterebiliyor.

 

Sadık Yalsızuçanlar

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // hamit
Ülkemizin mesajı iftiharidir kendisi....
15 Mayıs 2015 18:55
20:06
 // Ahmet
Elinize sağlık...
04 Mart 2014 20:06