YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İslam Birliği’ne Doğru…
15 Ağustos 2014 13:26

Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusul el-Kardavî’nin son iki açıklamasını hatırlayalım:

Gezi prokavasyonu ve 17-25 Aralık darbe girişimi sürecinde Kardavî şöyle demişti :

"İslam ümmetinin sorunlarında şerefli bir duruşa sahip olan Türkiye'yi hedef alan harici komploların peşi sıra gitmeyin" dedi.  Allah'ın yardımıyla Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Adalet ve Kalkınma Partisi eşitlik, adalet, insan onuru ve özgürlüğü, sosyal, siyaset ve ekonomi alanlarında başarılar elde etti. Hükumetin dış politikasını da takdir ediyorum.

Başta Irak, Suriye ve Somali olmak üzere Erdoğan hükümeti İslam ümmetinin sorunlarına karşı şerefli bir duruşa sahiptir. Erdoğan hükümetinin kazanımlarını korumak, Türkiye halkının Allah karşısındaki sorumluluğudur. Türkiye halkı, bir kez daha bozguncuların ülke yönetimine dönmesine fırsat vermemelidirler. Başbakan Erdoğan şimdiye kadar attığı cesur adımların bedelini ödüyor. Sonunda hak, galip gelecektir…”

Kardavî, geçtiğimiz günlerde yine bir açıklama yaptı.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Yusuf el-Kardavi imzasıyla yayınlanan açıklamada, 'Dünya Müslüman Alimler Birliği, AK Parti döneminde özgürlükler, insan onuru ve hakları alanlarında aziz Türk halkının şahit olduğu ilerlemeleri, elde ettiği ilmi, siyasi, iktisadi ve içtimai kazanımları, daha önce çok yüksek seviyelerde olan enflasyon, yolsuzluk ve işsizlik oranlarının düşürülmesini ve Türkiye'nin AK Parti döneminde küresel ekonomik güç olarak yükselmesini büyük bir gururla takip etmektedir.

Politika alanında Türk dış politikası, uluslararası güvenirliğe sahip olmayı ve Kürt meselesine yönelik doğru yaklaşımları ortaya koymayı başarmıştır' denildi.

Bu ve benzeri büyük başarıların farkına varan İslam düşmanlarının, İslam dünyasında özgürlük, onur ve kalkınmayla ilgili her başarılı girişimi baltalamak için Mısır, Libya ve Tunus'ta olduğu gibi ardı ardına komplolar sıralanmaya başladığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: 'Türk halkının birlik olması gerekmektedir. Tefrikada herkes için tehlikeler, büyük yozlaşmalar ve fitneler vardır. Bu tehlikelerin boyutlarını en iyi Allah bilir.'

Açıklama, şu ifadelerle sona erdi: 'Birlik, İslam ümmetini, ulemayı ve salih kulları, Allah'ın Türk halkını düşmanların şerrinden ve hilebazların hilelerinden koruması için namazlarında halisane dua etmeye çağırır.'

Kardavî’nin söz ettiği “İslam Birliği” mefkûresinin siyasal, diplomatik, ekonomik, finansal ve savunma sanayii gibi alanlardaki altyapısıyla ilgili öteden beri kamuoyuna deklare ve deşifre edilmeyen önemli çalışmalar yürütülüyor. Bu kıymetli çabaların çoğunda dikkate değer gelişmeler yaşandı, mesafeler kat edildi. Bu, tıpkı Batılı ülkelerin yaptığı gibi görünür ve açıklanır yanlarından çok arkaplan çalışmaları biçiminde yürütülüyor. Örneğin savunma sanayii alanında İslam ülkeleri ortak projeler üretiyor. Bu alanda alınan mesafe bile tek başına gösteriyor ki “Birlik”in gerçekleşmesi yönünde ciddi adımlar atılmış, yol alınmış durumda.

İslam ülkeleri arasında ortak istihbarat çalışmaları da hayli gelişmiş durumda.

Öteden beri ABD’nin, İsrail’in ve Avrupa’nın çıkarları doğrultusunda hareket eden pek çok İslam ülkesinin istihbarat örgütleri ya bu ülkelerin kontrolünde idi veya doğrudan o ülkelerce oluşturuluyordu. Türkiye’nin öncülüğünde merkezi Cidde’de bir ortak istihbarat merkezi kuruldu. Burada yürütülen çalışmalar meyvelerini vermeye başladı.

İslam ülkelerindeki tiranlıklar yıkılmaya başladı. Kendi halkının başında, emperyalistlerin çıkarlarına hizmet eden despotlar gidiyor. Arap dünyasındaki bu uyanış, esasen, yeryüzünün herhangi bir noktasında yaşayan bütün müslümanlar için geçerli. Müslümanlar yüz-yüzelli yıldır yaşadıkları zulme ve sömürüye karşı direnmeye, uyanmaya başladılar. İslam ümmeti, birliğe doğru adım adım ilerliyor.

Türkiye lider konumunda. Türkiye, öteden beri İslam birliğinin merkezinde. Medeniyet ve ‘imparatorluk’ varisi olarak Türkiye’nin yaşadığı özgürleşme, bağımsızlaşma ve asli kimliğine dönüş, yani topyekun uyanış, bütün müslümanları etkiliyor. İstanbul ve Ankara, dünyanın, İslam dünyasının merkezi olarak gittikçe daha çok ilgiye mazhar oluyor.

İslam ümmetinin yaşadığı bu diriliş ve uyanış karşısında emperyalistler de boş durmuyor. Başka güneyimiz olmak üzere, dünyanın bir çok yerinde müslümanların yaşadığı acılar ve zulümler, kaos ve çatışmalar bunun sonucu. Fakat doğum sancısız olmuyor.

Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka açıklama ise, Prof. Dr. Hayrettin Karaman’ın bir yazısında ifadesini bulan husustur.

Karaman Hoca, geçtiğimiz günlerde, ‘hilafet’le ilgili bir yazı yazdı. Burada da, İslam Birliği’nin hangi süreçlerden geçebileceğine ilişkin beyanlarda bulundu.

Hocanın yazısından uzunca bir bölümü alıntılamak istiyorum.

Yazının tümüne Yeni Şafak’tan ulaşabilirsiniz.

“Bugün ümmet (İslam dünyası) altmıştan fazla devlete bölünmüştür ve bu devletlerin bir kısmı diğeri ile savaşmaktadır. Hal böyle iken herhangi bir İslam devleti veya bu topraklarda örgütlenmiş bir yapı hilafet ilan ederse, bir kişiye halife der ve diğer ülkelerdeki Müslümanların bu kişiye bey'at etmelerini (onu halife olarak kabul edip itaat yemini etmelerini) isterse ne olur?

Ne olacak?

Mevcut tefrikaya, bölünmeye, parçalanmaya, çatışma sebeplerine biri daha eklenmiş olur.

Peki olması gereken, meşru ve uygun olan nedir?

Maddeler halinde yazmaya çalışayım:

1. Bütün ümmetin itaat etmesi, bağlanması, emrine girmesi gereken halifenin seçimi mevcut şartlarda öncelikli değildir. Önce ülkelerin âkıl ve âlim kişileri gerektiği kadar toplantılar yapmalı, İslam'ın ittifaklı temel ilkelerini rehber edinerek müzakereler ve danışmalar sonunda İslam dünyasının temel problemlerini, bunların sebeplerini ve çözüm yollarını ortaya koymalıdırlar.

2. Bu çözüm yollarından biri olarak ülkelerin halkları arasında, âkıl ve âlimlerinin öncülüğünde kardeşçe ilişkiler başlatılmalıdır.

3. Mevcut yönetim şekilleri farklı olduğu gibi yöneticilerin makam ve mevkilerini bırakma niyetleri de yoktur. Bu yüzden ortaya çıkacak yan çizmeler, direnişler ve bozgunculuklar olabilecektir. Bunları daha baştan engelleyecek tedbirler üzerinde düşünülmeli ve ümmetin yeniden oluşumuna (ihya veya inşasına) giden yolda ilk şart, ülkelerin rejim ve yöneticilerini değiştirmek olmamalıdır.

4. Mevcut yönetim şekillerine ve yöneticilere dokunmadan (işe buradan başlamadan) yapılacak çok şey vardır. Önceliklere titizlikle riayet edilmelidir.

5. Belli bir ilerleme sağlandıktan ve bir ortak güç (otorite) oluştuktan sonra İslâmî bakımdan meşru olmayan hususlarda ısrar edenleri önce ıslaha çalışılmalı, bu mümkün olmadığında yola ve yolculuğa zarar vermeyecek şekilde ortak eylemlerle tasfiye

cihetine gidilmelidir.

6. Âlimler birliği (bir manada ülü'l-emr, ehlü'l-halli ve'l-akd) İslam dünyasının birlik şeklini belirledikten sonra bu birliğe başkanlık edecek şahsı (bu manada halifeyi) belirlemeye

sıra gelecektir.

7. Halifenin mutlaka bir devletten, bir ırktan, bir coğrafyadan… olması gerekmediği gibi şartlar zorluyorsa dönüşümlü olması da mümkündür. Diyelim ki bir 'İslam Birliği' kuruldu, bu birliğe bütün İslam ülkeleri üye oldular, bazı konularda ülkeler yetkili, bazı konularda da Birlik yetkili oldu. Bu takdirde Birlik, belli bir süre için bir ülkenin başkanını veya başka bir uygun şahsı seçer, süre sonunda Birlik anlaşırsa aynı şahıs başkanlığa devam eder, anlaşamazsa önceden belirlenmiş kurala göre başkası başkan olur.

8. Başkanın yardımcıları ve danışma kurulu farklı ülkelerden ve en uygun adaylar arasından seçilir.”

 

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
23:05
 // Yakup Kılıç
Bu aksandakı konu deyıl amaben neden ataturke caneze namazı kılınmadı bunu bılmek ıstıyorum...
01 Eylül 2014 23:05
19:31
 // K d
Katılıyorum dogru öneriler...
27 Ağustos 2014 19:31
15:26
 // MUHAFIZ
2023 yılına kadar BosnaHersek,Arnavutluk,Kosava, Makedonya'nın yani Balkan müslümanlarının tek çatı altında birleştirilmesi,2053 yılına kadar Azerbaycan,Türkmenistan,Kırgızistan'ın Türkiye sınırlarına dahil edilerek tek çatı altında birleştirilmesi,2071yılına kadar diğer Türki devletlerin bu sınırlara dahil edilmesi ve Türkistan'a Urumçi'ye kadar Balkanlar'dan Türkistan'a kadar bütün müslüman dünyasını Türkiye çatısı altında toplamaktır.571'de doğduk,1071'de anadolu'ya geldik,2071'de geldiğimiz yere birleşerek geri döneceğiz.çünkü ÇAMDA BİZİM,KOZALAKDA,şimdi zaman KOZALAKLARI toplama zamanıdır,bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın!!!...
16 Ağustos 2014 15:26