YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“İnsan İnsanın Gönlünde Dinlenir”
16 Haziran 2015 13:39

Geçenlerde, Dr. Mustafa Tatcı hocamıza uğradım. Öğleyin yemek saati idi. Sağolsunlar yemeğe davet ettiler. Kahve bahane demişler. Yemek de öyleydi. Hoca’nın engin dünyasından birkaç mücevher alma şansı yakaladım.

Tatcı hoca gibi üstadlar artık üniversitelerimizde azaldı. Geleneksel/kadim kültürü, edebiyatı çok iyi bilen, sürekli çalışan, yeni eserlere, bilgilere, verilere ulaşan, kitap yayımlayan Tatcı, aynı zamanda İslam bilgeliğinin modern yaşamın içinde nasıl gerçekleşebileceğine ilişkin de son derece işlevsel bilgiler, yorumlar ortaya koyuyor. 

Yunus Emre, O’nun yıllar süren ve sürmekte olan çalışmaları sayesinde artık daha çok tanınıyor, daha derinliği daha çok fark ediliyor. Bu, aynı zamanda modern sanatçıyı da emziren bir kaynak.

Tatçı, ‘Allah, her an yeni bir şe’ndedir’ sırrını çok derinden bilen ve yaşayan bir bilge. Dolayısıyla, geleneksel olanla modern olan arasındaki gerilimi son derece kolay ve sağlıklı biçimde aşabiliyor. Bu da biz modernler için zengin bir oluş ve işleyiş alanıdır. Bu dinamik algıyı, tarihsel İslam yaklaşımından, kitaplardan, sözlerden çıkarmak ve ona ulaşmak mümkün değil.

Kitaptaki bilgi, kavanozdaki bal gibidir. İrfan, bizatihi, kişinin kendinde gerçekleşen bir ‘bilgi’dir. Bilgiyi tırnağa alıyorum çünkü bu, aslında bilgi de değildir. Bilgisel bir boyutu vardır, bilgisi üretilebilir ya da bilgiye dönüşebilir ama deneyimden çıkmayan bilgi, kuru bir davadır. 

Tatcı Hocanın Gazi Üniversitesi’nde yeni yapılan bölüm binasındaki odasına da gittik. Binaların mimarisi daha iyi. Temiz, ferah, geniş yapılar. Hoca, haklı olarak, ‘bunları yapmak marifet değil, içini doldurmak lazım…’ dedi. Bu bağlamda Hoca’nın öteden beri dile getirip durduğu bir ‘medeniyet enstitüsü’ ve özellikle de ‘tercüme bürosu’ projesi var.

Ülkemizde kültür kurumlarının veya farklı kurumların kültür şubelerinin dağınıklı ortada. Vizyonsuzluk, geleceğe ilişkin gerçekçi ve işlevsel projelerin olmayışı tuzu biberi. Artık geleneksel metinleri okuyabilecek personel dahi yetişemiyor. Herhangi bir divan veya menakıpnameyi –özellikle hattı kısmen bozuk veya farklı ise- okumak ve çeveriyazımını yapmak için bugün yeterliyi bırakın herhangi bir eleman bulmak dahi zorlaştı. Bu alanda uzman yetişemiyor. Devletin, devleti yönetenlerin böyle bir derdi yok.

Yunus Emre Enstitüsü, Tika, Akraba Topluluklar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Akademya, Kültür ataşelikleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakfı, daha bir sürü kurum sözümona kültürle uğraşıyor ama son derece dağınık. Kaynak israfı han safhada. Bu sorunlu ve parçalı durumu gidermek gerekiyor. Bu yüzden daha rafine ve bütün bu kurumlar arasında eşgüdümü sağlayacak, vizyoner bir enstitüye ihtiyaç var. Çağdaş ve kurumsal bir Sarı Saltuk olabilecek bir enstütüye…

Sarı Saltuk, pek çok ülkede, kültürel, askeri ve diplomatik hizmetler görmüştü. Son derece kıvrak, seri, hızlı, etkileyici, dönüştürücü ve dinamik bir kişi idi. Bunun bir tür kurumsal versiyonu sayılabilecek bir yapıya çok ihtiyaç var. Ayrıca üniversitelerimizdeki enstitülerin ve araştırma merkezlerinin hareketlenmesi, daha işlevsel, israftan kaçınarak daha rasyonel hizmetler yapması gerekiyor. Türkiye hem enerji kaybediyor hem de yaygın bir israfın, suistimalin pençesinde kıvranıyor. İnsanlar ölü gibi. Kişisel çıkarlarını düşünüyor. Derdi, aşkı olmayan öğrenciler yetişiyor. Oysa Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi ve daha adil, daha katılımcı ve çoğulcu bir demokrasi gerçekleştirmesi, dolayısıyla hem tarihdaşları için hem de dünya için bir umut haline gelmesi lazım. Bu yönde ciddi adımlar atıldı, mesafe alındı ama yeterli değil. Daha yapılması ve asıl yapılması gereken çok şey var. Siyasal ve bürokratik elitlerin bunu dert edinmesi, fark etmesi, ehlini çağırıp sorması gerek.

Dr. Tatcı, yıllardır üreten bir insan. Yeni kitaplar, yeni bilgiler, yeni yorumlar peşinde…

Türk dilinde irfanın en derin biçimde dile geldiği –başta Yunus Emre’nin olmak üzre- bilgelerin eserlerini gün yüzüne çıkarıyor ve yorumluyor.

O kadar yoğun ve kendine kıyar biçimde çalışıyor ki!

Bütün bunları insanlık aşkıyla, Hak aşkıyla yapıyor.

Bir kuruş ne kazanıyor ne de bekliyor.

Dünyayla ilişkisi zaten böyle değil.

Yıllar sonra borç harç bir ev edindi. Ankara Batıkent’in çevre yoluna yakın bir yerinde, bir sitede…Ve burada bir örnek çalışma gerçekleştirdi. Site sakinlerinin, özellikle çocukların, gençlerin- ortak kullanımına açık bir kütüphane, oyun yerleri, mescit, sohbet mekanları, spor mekanları vs…Son derece samimi, sıcak ve işlevsel bir proje…Türkiye’de bütün sitelere örnek olabilecek bir yer. Artık geleneksel mahallenin kalmadığı, modern ve çarpık kent yapılanması içinde yitip giden, birbirinden kopan, iletişimi azalan modern insan için çölde bir vaha…

Bu örnek çalışma gibi Hoca’nın yaptığı ve yapmayı düşündüğü sayısız proje var. Bilgisayarında üçyüzü aşkın dosya/klasör çalışmayı bekliyor. Geçenlerde Mevlüt Çam’la birlikte kuyu kazar gibi, bizim geleneksel bilgelik şiirimizin seçkin isimlerinden Niyazî Mısrî’yle ilgili arşivlerde yer alan belgeleri çıkardılar. Hoca onları düzenledi, Çam okudu, Hoca tashih etti, ve araştırma ekleriyle birlikte ortaya nefis bir kitap çıktı. Romancılar, senaristler, öykücüler, film yönetmenleri, belgesel yapımcıları, sanat tarihçileri, tarihçiler, tasavvuf tarihçileri ve sosyologlar için bir kaynak….Hoca’nın diğer çalışmaları da böyle. Ama tek başına, kaynak olmaksızın, yardımcısı, asistanı, yetişmiş elemanı bulunmaksızın başka ne yapılabilir ki!

Hoca’ya uğradığımda yine bu dertleriyle ilgili çok güzel şeyler dinleme imkanı buldum.

Konuşmasının bir yerinde başlığa aldığım cümleyi andı :

“İnsan insanın gönlünde dinlenir…”

Ne kadar güzel değil mi?

Türkçemizde bunun gibi sayısız deyim, söz grubu ve ifade var.

Henüz bunları bile tam olarak derlemiş değiliz.

Bunun için gönül lazım.

İnsan gerek.

Birbirinin gönlünde dinlenen insanlar gerek.

ba2bcd92bd38-2.jpg

f0dc5c0dc410-2.jpg

pr_01_270_max.jpgpr_01_293_max.jpgpr_01_297_max.jpg

Sadık Yalsızuçanlar

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.