17 Aralık 2017 Pazar
  • Altın155,835
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1439
  • İstanbul14 °C
  • Ankara11 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya8 °C
  • Adana14 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır7 °C
  • Bursa18 °C
  • Kayseri6 °C
  • Kocaeli16 °C
  • Şanlıurfa11 °C
  • Gaziantep10 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Aşkın yolculuğu
05 Haziran 2015 06:53

Ramazan’da TRT-1’de, hafta içi her gün yeni bir dizi film gösterime giriyor : AŞKIN YOLCULUĞU.

Yapımcılığını Tekden Film’in gerçekleştirdiği, yönetmenliğini Kamil Aydın’ın yaptığı dizinin oyuncuları arasında, Yusuf Gökhan Atalay, Birand Tunca, Sedat Erdiş, Payidar Tüfekçioğlu bulunuyor.

Danışmanlığını Dr. Mustafa Tatcı’nın yaptığı dizi, Yunus Emre’yi konu ediyor.

Bu türden dizilerin, sinema filmlerinin, belgesellerin, dramatik belgesellerin çoğalmasını diliyorum.

Yunus Emre’nin solukkesici mâcerâsının romanlara, hikayelere, tiyatro eserlerine de konu edilmesini, yeni eserlerin yapılmasını/yazılmasını umuyorum.

Yunus Emre, bizim irfan tarihimizin kurucu kişiliklerindendir.

Kır Türkçesini bir bilgelik diline dönüştürmüştür.

Yalın, pür, saf bir Türkçeyle söylediği için okurları aldatan bir yanı vardır.

Yunus, arı dillidir doğru fakat asla sığ değildir.

Bir aysberg gibi dilinin görünen yüzeyinden ibaret sanılır.

Özellikle okur-yazarlar nezdinde Yunus’un anlaşılması daha güçtür.

Herşeyi bildiğini sananların, Yunus gibi bir dil ve anlam ustasının derinliklerine nüfuz edebilmesi daha çok zaman ve emek ister.

Yunus irfanın dile dönüşme macerasının ilklerindendir.

Önceden gelenlerin sonuncusu, sonradan gelenlerin birincisidir.

Yunus’un açtığı yolda sonradan yürüyen, O’nun izine basarak yol alanların iki bine yakın olduğu söylenir.

Bu divan sahipleri büyük Yunus’un o muazzam irfanının, o umman olan dilinin inceliklerine vakıf olduğunu söyleyebiliriz.

O yolun ikinci büyüğü Niyazî Mısrî’dir.

O’nun çileli ve bereketli yaşamı biriciktir.

Muazzam bir irfan, bir aşk, bir dil ve gönül sultanıdır.

rs1-304.jpg

Yunus Emre’nin özellikle Fuad Köprülü’nün İlk Mutasavvıflar’ından sonra daha çok ilgi devşirdiği söylenebilir. Ama, Köprülü’nün Yunus’un irfanını anladığı anlamına gelmez bu. Aksine, Yunus’un olağanüstü derinliğinden köprülü’nün habersiz oldu görülüyor.

Köprülü’den sonra Toprak, Gölpınarlı ve daha nice uzman-araştırmacı-bilim insanı yunus’un dünyasına eğildi, yayımlar yaptı.

Bu sürecin en değerli aşaması bence Dr. Mustafa Tatcı’nın doktora teziyle gerçekleşti.

Tatcı, bu büyük ârifin dünyasının zenginliğini, dilinin gizlerini, mazmunlarını, anlam katlarını, biricikliğini hem akademik geleneğin reflekslerini kullanarak hem de kendisi bir ârif olarak bize ayrıntılı biçimde açtı. Otuz yılı bir süredir Yunus Emre’yle ilgili çalışmalarını gittikçe artan bir titizlikle sürdüren Dr. Tatcı, nihayet Divan’ın en yetkin neşrini gerçekleştirdi. Özel ve tüzel kurumlarca da basısı gerçekleştirilen Yunus Emre Divan’ının, Divan-ı İlahiyat adıyla H Yayınlarınca okura sunulanını özellikle öneriyorum.

Gerçi Tatcı, sadece Yunus çalışmadı. Bizim irfan tarihimizin yüzü aşkın eserini bugüne ulaştırdı. Kıymetli dipnotlarla zenginleştirilmiş, kroniklerden, menakıpnamelerden, dönem kaynaklarından ve mukayeseli biçimde benzer eserlerden devşirdiği malzemeleri de dercederek pek çok değerli eser ortaya koydu.

Dr. Tatcı’nın bizim edebiyat ve irfan tarihimizin son yüzyılında birkaç eser arasına girebilecek olan çalışması, İşitin Ey Yârenler’dir.

Bir Yunus yorumu olan bu eser, hem geleneksel şerh usulünü kullanır hem de modernlerin yorum imkan ve yöntemlerini de gözetir.

Yunus Emre’nin dil örtüsünü aralamak için bu kıymetli eserin dikkatle okunması zorunludur.

Dil, düşüncenin örtüsüdür.

Dil’in bu örtücü yeteneğini en çok Dr. Tatcı bilir. Bunu, İşitin Ey Yârenler’i okuyanlar göreceklerdir. Çünkü hikmetin dili sembol ve sükuttur. Yunus gibi ârifler, hem kaçar hem de bayrak açarlar. Söz, açılan bayraktır. Hakikat sırrının doğrudan değil, bir semboller düzeneği içinden dolaylı biçimde dile geleceği açıktır. Yunus Emre gibi âriflerin mazmun dünyası, Hak sırrının ehline-naehle uygun ve sınırlı biçimde ifşasından ibarettir. Burada dil hem örten hem de açan bir niteliğe sahiptir. Bu bakımdan Yunus Emre’nin yaşadığı kozmik tecrübeye benzer bir aşk ve irfan yolculuğu yaşamayan O’nun mazmunlarını çözemez. O’nun dilinin içerdiği anlam katlarına inemez.

TRT-1’de yayımlanacak olan diziyi seyretmeden önce bu iki değerli eseri okumanızı salık veririm.

Dizi belki bu muazzam derinliği tümüyle kuşatamayacaktır. Çünkü film de bir seçme işidir. Ama şimdiye değin yapılmış olan filmler arasında en sahihi olacağı kesindir.

Yunus Emre kâmil bir vahdet ehli.

Hakk’ın nefsinde bilmiş, bulmuş ve zevketmiş bir sultan.

Varlığı Hak gören bir eren.

Bu vahdet terbiyesine fazlasıyla ihtiyacımız var.

Bugün milletimiz ve insanlık bu vahdet’in gerçekleştireceği adalete susuz.

Büyük Yunus daha çok anlaşıldıkça, Yeni Türkiye’nin yolları daha çok açılacaktır.

 

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.