YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Antalya’da Melamîlik ve Nuru’l-Arabî Rüzgarı
29 Mayıs 2015 16:02

Geçtiğimiz günlerde (9-10 Mayıs), Antalya’da Melamîlik ve Muhammed Nuru’l-Arabî rüzgarı esti.

Sessiz sedasız esti. Yaygın iletişim ortamlarına pek yansımadı.

Türkiye’den ve dünyadan (özellikle Balkanlar’dan) çok değerli katılımcıların yer aldığı bir sempozyum çalışması yapıldı.

Yanısıra irfan ve aşk sahibi insanların açtığı bilgelik sofrasında devrân gerçekleşti.

11207770_10206817372141522_1576294211_o-1_620_300.jpg

TİKA ile Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte yaptığı bu çalışma, bize, ‘Yeni Türkiye’nin tarihsel ve irfanî göndermelerinin adresini de gösteriyor.

Muhammed Nuru’l-Arabî’yle ilgili ilk kez böylesi bir çalışma yapılıyor.

Dr. Mustafa Tatcı’nın ısrarlı önerisiyle yola çıkılmıştı.

TİKA’nın güzel gönüllü ve vizyoner genç yöneticileri, bu toprakların kendisine çok vefa ve şükran borcu olan Nuru’l-Arabî’nin öğretisini, çabalarını ve vizyonunu tekrar gündeme getirdiler.

Bu tür çalışmalar, bizim tevarüs ettiğimiz yaşayan bilgelik mirasının bir tür güncellenmesidir.

Geçmiş bugündedir ve geleceği de içerir.

11225667_10153342065459396_2126103648_n_620_300.jpg

Nuru’l-Arabî’nin yaşamı, eserleri ve Melâmiliğe ilişkin son derece yararlı, ayrıntılı ve ufuk açıcı tebliğler sunuldu, konuşmalar yapıldı.

Dr. Mustafa Tatcı, Ö. Tuğrul İnançer, Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, Fehmi Özden, Dr. Mustafa Tekçe, Prof. Dr. Ahmet Öğke, Burak Anılır, Prof. Dr. Mehmet Necmettin Bardakçı,  Haşim Şahin, Doç. Dr. Metin Boşnak, Doç. Dr. Metin İzzeti, Dr. Amina Şilyak Jesenkoviç, Mamut Djaptçe, Doç. Dr. Ahmet Zıldzıc, Prof. Dr. İsmail Güleç, Mustafa Aydoğan, Leyla İpekçi, Raif Vırmıça gibi kıymetli katılımcılar pek çok oturumla, Nuru’l-Arabî’ye ve Melamiliğe ilişkin bilgiler sundu. Üstadımız Mahmud Dipşar ise maateessüf bir kaza geçirdiğinden katılamadı fakat konuşması sempozyumda okundu.

Santur sanatçısı Sedat Anar’ın müzikal ziyafetini özellikle anmak gerekiyor.

Muhammed Nuru’l-Arabî,  1813-1887 yılları arasında yaşamış, aslen Mısır-Kahire’li, Balkanlar’da, özellikle Ustrumca yöresinde derviş yetiştirmiş, onlarca eser kaleme almış büyük bir bilge. Melamîliğin üçüncü devre piri olarak anılır. Dr. Tatcı’nın, TRT-Avaz’daki Gökkubbemiz programında söylediği gibi, ‘Melamilik esasen devreleri yakma işi’ olduğundan, birinci, ikinci, üçüncü devre türünden nitelemeler esasa ilişkin olmaktan uzaktır.

uluslararasi-melamilik-ve-seyyid-muhammed-nur-7300896_x_o.jpg

Melamilik, bir tarikten çok bir meşreptir, her hakikat yolcusunun mutlaka yaşayacağı bir sürecin adıdır. İnsan, celâlden geçmeden cemâle ulaşamaz. Hakikat, celalin cemale katılmasıdır, birliğin tahakkukudur. Kişinin gönlünde vahdetin tecelli etmesi için celal tecrübesi yaşaması kaçınılmazdır. Her nebi, resul veya nebi vârisi ârif, mutlaka bunu yaşar. Fakat Melametiyyenin bir tür meşrep olarak ‘onlar kınayanın kınamasından korkmazlar’ ayet-i celilesinin ima ettiği sadece Hakk’ın rızasını düşünme, insanların ne diyeceğine, ne düşüneceğine bakmama gibi bir boyutu da vardır. Nuru’l-Arabî, sadece derviş yetiştirmemiş, onlarca eser de telif etmiştir. Bunlar arasında özellikle Noktatu’l-Beyan ile Niyazi Mısrî Divânı Şerhi özellikle anılmalıdır. Noktacı Hoca veya Arap Hoca olarak ünlenmiş olan Nuru’l-Arabi’nin Mısrî Divanı şerhini Dr. Tatcı hazırlamıştı, H Yayınları okura sunmuştu. Bir irfan hazinesi olan bu eseri özellikle öneririm. Noktanın sırrına ilişkin eseri ise önceden yayımlanmıştı. O da muhteşemdir. Esasen Hazret’in bütün kitapları öyledir. Hazret’in Sultan 2. Abdulhamid ile de temasının olduğu, birkaç kez görüştükleri söylenir. Balkanların çözülmeye başladığı süreçte, Nuru’l-Arabi hazretleri özellikle dervişlerinin yaşadıkları toprakları terk etmemelerini telkin etmiş, Osmanlı’nın Balkan egemenliğinin sürmesi yönünde işlevi de olmuştur. Bugün gerek Ustrumca gerekse bölgede hâlâ, Hazret’in uyandırdığı irfan çerağı yanmaktadır. Fehmi Özden ve Raif Efendi gibi üstadlarımız, Balkanların gülleri olarak Hazret’in açtığı çığırda yürümeyi sürdürmektedirler.

11255544_1645258579030730_4610420634505606113_o_620_300.jpg

Bu toprakları, Fethi Gemuhluoğlu üstadın dediği gibi, -çokluktan kinaye- yetmiş bir arif mayalamıştır. Mâye-i Muhammedî ile mayalanmış olan bu mübarek topraklar misâk-ı millî ile sınırlı değildir. Bizim tarihdaşlarımızla buluşma sürecimiz, Yeni Türkiye vizyonunun en değerli boyutunu oluşturmaktadır.

Bugün, dünyanın patronu zâlim olduğundan, her yerde kan ve gözyaşı vardır.

Türkiye, tıpkı Osmanlı gibi, yeniden adaleti dağıtmak üzere büyüdüğünde ve güçlendiğinde kan ve gözyaşı azalacaktır.

Bu sürecin en değerli manevî desteğini ârifler sunmaktadır.

cei8rrwviaaqdgb_620_300.jpg

Gerek Hakk’a vuslat etmiş gerekse yaşayan ârifler, yeryüzünde adaletin teminatı olacak olan yeni Türkiye’nin irfânî zemimini oluşturuyorlar.

Antalya’dan esen Nuru’l-Arabî ve Melamilik rüzgarının daha da büyümesini, nurdan bir hâle gibi dünyayı sarmasını niyaz ediyorum.

Bu güzelim çalışmaya emeği geçenleri yürekten kutluyorum.

Nuru’l-Arabî’nin Muhammedî meşrebinden gelen Üstad Şemsî Ergüneş’in,y bir dervişine yazdığı mektupla sizi baş başa bırakıyorum. Bu öğütlere bugünlerde çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum :

 

“Ey insanoğlu, sözlerimi can kulağıyla dinle.

Dinlediğin sözleri kulağına küpe, kalbine nücûm et.

Evladım, ihvânlık nebilerin ve velilerin yoludur.

Bu yolun sâlikleri, tamamen vakfullahtır.

Şu hâlde, Hak için, vücûdunu vakf edeceksin.

Yapacağın hizmet için kimseye minnet etmeyeceksin.

Her işini hoş, kendini boş göreceksin.

Kat’iyen yalan söylemeyeceksin. Elin ile koymadığın, mezûn olmadığın bir şeye el vurmayacaksın.

Vücûdun sıhhatte iken kimseye el açmayacaksın.

Kudretin yettiği bir işle meşgûl olacaksın. Helâlinden kazanıp yiyeceksin.

Gıybet etmeyeceksin.

İlim ve kemâl davasında bulunmayacaksın.

Bütün hayrı, şerri, kahrı, lutfu, Cenâb-ı Hak’tan bileceksin.

Hiç kimseyi hakîr kendini azizi görmeyeceksin.

Kendine vücûd verip müşrik olmayacaksın.

Din yolunda, müslümanlık uğrunda he zahmeti câna minnet ve nimet bileceksin.

Şerîat dairesinde insanlara muaveneti, mahlûkâta merhameti elden bırakmayacaksın.

Ahdinde ve va’dinde sâbit olacaksın.

Kini, kibiri, gazabı, hasedi, riyâyı, fesatlığı, ihtiyâr etmeyeceksin.

Kötü düşünceleri içinden atıp tefekkürât-ı âliyye sâhibi olmaya çalışacaksın.

Her gece yatağına girdiğin zaman o gün yaptığın işlerden nefsini hesaba çekeceksin.

Ey Hak yolcusu;

Kulaktan kulağa, erden ere olacağı nakl edelim.

Bu nasihatlerimle âmil olursan, kalbine doğacak olan vahdet nurları, vücûdunun her zerresini tenvîr edecek.

Basîretin açılacak.

Ledün ilmine vakıf, bâtın lezzetine nâil olacaksın.

Gaflet karanlığının perdeleri senden kalkar.

Aşk âlemine dâhil, sermedi saadete nâil olursun.

Bütün belâlar sana bal ve bu âlemler dikensiz gül, felekler aşiyanın olur.

İnsanlığın hakikatine erersin.

Fakat, sırrını hiç kimseye açmayacaksın.

Kerâmet satmayacaksın.

Hareketlerinde mahviyyet göstereceksin.

Medh ile zemmi bir telakki edeceksin.

Cümle sıfatları fiilleri Hakk’ın sıfatı, Hakk’ın fiili bilceksin.

Ey oğlum,

Tuttuğun el Hakk’ın eli. Bu söyleyen Hakk’ın dilidir, bu yazan el, Hakk’ın elidir.

Oğlum:

Allah ile ol, Allah ile işit, Allah ile gör, Allah ile söyle.

Allah’tan bir an gâfil olma.

İçin Hak ile dışın halk ile olsun.

Dışını fetvâya, içini takvaya bağla.

Böyle olursan Hak erenler yaverin olsun.

Maddî manevi rzkın gör.

Uğurun açık, pertevin efzûn, feyzi-i Hak hem-demin, sırr-ı Muhammed Ali, destgîrin, Seyyid Muhammed Nûr yardımcın olsun.

Hû Hû Hû

Ey insân oğlu:

Melamet mesleği, Hak yolu, ihvânlık, er işidir ver her ân kendi nefsin ile mücadelede bulunmalıdır.

Her hangi bir âdem, ömründe bir defa “Lâ ilâhe illallah Muhammed Rasûlullah” dese katiyyen cennete girecektir.

Fakat ihvanlık ağır bir iştir ve çilesi pek çoktur.

Yoluyla gelirsen, ihvan olmak için vücûd varlığından geçmek, benliği terk, etmek hâlis niyetle bir Pîre bende olmak, dünya ve ahirette Pîrine bendeliği ile iftihar etmek maldan, candan geçmek lazımdır.

Cenab-ı Hakk’ın lutfuna Resûl-i A’zam Efendimizin keremine, pîrimizin himmetine emanet eyledik. Bu ikrârların kabûlu için el-Fâtiha. Amin”

 

Şemsi Ergüneş

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.201615 Temmuz'un düşündürdükleri 02.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.