YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Sadık Yalsızuçanlar
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
15 Temmuz'un düşündürdükleri
02 Ağustos 2016 21:28

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim:

FETÖ Lideri’nin Pensilvanya’dan Türkiye’ye getirilmesini istemem.

Orada mı kalıyor, başka bir ülkeye mi gidiyor, hiç umurumda değil.

O cenabetin Türkiye’nin temiz toprağını kirletmesini istemiyorum.

Geberdiğinde de zaten halk, Türkiye’ye gelmesini istemeyecektir.

O alçak, Türkiye’ye gömülmeyi de hak etmiyor.

Bu yüzden, geberdiği yere, hatta “Medine” olarak niteledikleri ABD’ye gömülmeli.

Osmanlı’da olsaydı, -Torlak Kemal, Börklüce Mustafa olayında olduğu gibi- önce öldürülür, sonra cesedi, çırılçıplak bir halde haça çakılır, bir deve üstünde, ibret-i âlem gezdirilirdi.

Türkiye, ABD’den de, AB ülkelerinden de daha demokratik bir ülke olduğu için bu olmuyor, süreç, hukukî ve âdil bir biçimde işliyor.

Sözümona demokratik Batı ülkelerinin birçoğunda ölüm cezası var ama Türkiye’de yok.

Gerçi FETÖ lideri, halkın vicdanında ölümlerin en sefiliyle ölmüştür. Bir ölüdür O artık.

*   *   *

15 Temmuz, FETÖ terör örgütünün derin ABD tarafından kullanılmasıyla yaşanmış, Türkiye tarihinin en vâhim ihanet hadisesidir.

Bu kirli, bu kanlı darbe ve işgal girişimi, Türk halkı tarafından destansı biçimde püskürtülmüş, İslam düşmanı ABD’nin ve suç ortaklarının –İngiltere, Almanya, Fransa, İsrail, Rusya vs…- sevinçleri kursaklarında kalmıştır.

Yetmişbin evliyanın döllediği bu mübarek Anadolu halkı, bir kez daha, Batı’ya, “Türkiye geçilmez”  mesajını vermiştir.

Çanakkale’den dersini alamayan Haçlı-Siyonist müttefik ordusunun, FETÖ marifetiyle Türkiye’ye yaptığı işgal girişimi boşa çıkmış; bu alçak “cemaat”in içyüzü de apaçık belirmiş, maskesi düşmüştür.

Bugün hâlâ bu terör örgütüne, bu şantaj şebekesine, bu Haçlı-Siyonist ordusunun gönüllü taburuna bir “dini cemaat”miş gibi bakan, bağlı olan varsa, bundan böyle en ağır biçimde cezalandırılmayı hak etmektedir.

Kuraldır, “zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez ve edilmemeli…”

*    *   *

Biraz belleklerimizi tazelemekte yarar var :

7 Şubat’a kadar, toplum genelinde, bu örgütün, eğitim başta olmak üzere, çeşitli alanlarda “hayırlı hizmetler” üreten bir “dinî cemaat” olduğuna ilişkin bir kanaat vardı.

7 Şubat, tuhaf bir biçimde, bu yapının karanlık yüzlerinden birini ortaya çıkardı.

Fakat bu yetmedi.

MİT Müsteşarını, eski müsteşarı, müsteşar yardımcısını; oradan Başbakan’ı tutuklamak istediler; ameliyat masasında Başbakan’ı öldürmeyi planladılar, siyasî iktidarı devirmeye yeltendiler.

Başarılı olamayınca bu kez başka bir saldırı planladılar.

17-25 Aralık darbe girişimiyle, bu alçaklar, sinsi, küstah ve ahlaksız bir biçimde tekrar Erdoğan’ın ve partisinin şahsında, Türkiye’ye saldırdılar.

Millî Bankaya saldırdılar.

Başbakan’ı, ailesini, çocuklarını, hırsızlıkla suçlayıp türlü iftiralar attılar.

Hükûmeti devirip darbe yapmak istediler.

Bu süreçte, bu örgütün nasıl ahlakdışı yöntemleri mübah hale getirmiş olduğu da görüldü.

Parti kamplarının yapıldığı Asya Termal’de, odalara, banyolara kamera yerleştirdiler.

Dönemin Başbakan’ının ailesinin, harim-i ismetinin özerkliğini çiğnediler, görüntüler kaydettiler, tarihteki Haşhaşîlere rahmet okuttular, ahlaksızlıkta sınır tanımadılar.

Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı, Bakanlar, Mit Müsteşarı dahil, binlerce kişinin telefonlarını dinlediler, maillerini takib ettiler; devlete ilişkin sırları, istihbarat bilgilerini, verileri, ABD’ye, İsrail’e, Türkiye düşmanı devletlere, örgütlere servis ettiler.

Milletten topladıkları paralarla, aldıkları kurbanlarla, himmet adı altında bir tür şantajla topladıkları malî kaynakla, uluslar arası Türkiye düşmanı lobilere hizmet verdiler, Türkiye’ye saldırdılar.

Ergenekon’u sulandırdılar.

Askerî casusluk adı verilen dava sürecinde, Balyoz vs. davalarda escort kızlar dahi kullandılar.

Bunlar, “yüce amaca giden her yol mübahtır” ilkesini benimsemiş, tarihin gördüğü en ahlaksız örgütün üyeleriydi.

Cemaat evlerinden kızların bir kısmını, escort kız haline getirip, onlara, “Râbiâ mücâhidesi” deyip, tasfiye etmek istedikleri yargıçların, subayların koynuna soktular, o “yüce dava”ları için cinsel istismara tabi tuttular.

Öteden beri, ideolojik olarak karşı olduklarını söyledikleri CHP, HDP gibi partilere, seçimlerde oy verdiler, karılarını, kızlarını ev ev dolaştırıp oy istediler.

Bunlar Güneydoğu’da yoğun biçimde, Türkiye’nin her yerinde cinayetler işlediler. İnsanları öldürdüler.

Oslo görüşmelerini sızdırarak ateşi tekrar harladılar, Türkiye’ye kastetmek için ellerinden geleni yaptılar.

PKK, DHKPC, PYD gibi kanlı terör örgütlerine destek oldular; bilgi, istihbarat, veri sağladılar; mali destek oldular, birlikte cinayet ve suikastlar yaptılar.

Uludere, Yazıcıoğlu, Dink başta olmak üzere, Türkiye’de yaşanan kirli-kanlı eylemleri planlayıp icra ettiler.

Kimi geriden desteklediler, kimine dolaylı katkı verdiler, kimini bizatihi planladılar.

Aydın Doğan, Turgay Ciner, Ali Sabancı gibilere, yargı, emniyet vs.deki adamları aracılığıyla şantaj yaptılar. Onları kullandılar. Onlarla ahlaksızca işbirliği yaptılar, Çıkar birliğine girdiler, Haşhaşî üyelerini onların kurumlarına yerleştirdiler.

Adlî Tıp’tan Orduya, Emniyet’ten MİT’e, yargı bürokrasisinden işadamlarına, yayıncılık sektöründen yerel yönetimlere, valiliklere, kaymakamlıklara, medya kuruluşlarına, akla gelen gelmeyen hemen bütün özel-tüzel kurumlara sızdılar, örgütlendiler, devleti, ülkeyi, ABD’ye ve onun müttefiklerine peşkeş çekmek istediler.

Pensilvanya’daki kardinal, bir yandan abartılı mütevazi, dünyayla, iktidarla ilişkisi yokmuş gibi göründü, sözümona hasırda yattı, kullandığı odasının kirasını dahi verdiğini iddia etti, diğer yandan, askerî-sivil bürokrasiye, medyaya, yargıya ve emniyete yerleştirilmiş Haşhaşîlerine emirler verdi, miloıyarlarca dolarlık devâsâ bir yapıyı yönetti, domine etti.

Erdoğan gibi bir adamı, Türkiye’yi kalkındıran, bağımsızlaştırmağa çalışan, geliştiren bir Parti’yi düşman bellediler.

Erdoğan’a, Firavun, Nemrut, Yezit, Narsist, Hırsız, Başçalan vb. aşağılık sıfatları layık gördüler, öldürmek istediler, devirmek istediler; Ecevit’e şefaatçi oldular. HDP’ye oy verdiler. CHP’ye oy topladılar.

Deniz Baykal’a ahlaksız bir komplo kurdu, CHP’nin başına Kılıçdaroğlu’nu getirdi, CHP’yi Haşhaşi bir partiye dönüştürdüler.

MHP’li vekillere tuzak kurdu, kaset yaptı, bunların bir kısmını yayınladı; MHP’yi dizayn etmeye çalıştılar.

AK Parti’ye saldırdı, içeriden dışarıdan bin türlü pislikle Parti’yi dönüştürmek, ele geçirmek istediler.

PKK, KCK içindeki istihbaratçıların listesini örgüte verdi, onları öldürttüler.

Terörü tırmandırdı. Kandil’le işbirliği yaptılar.

Bu örgütün yapmadığı şeytanlık kalmadı.

Latif Erdoğan’ın kitabının adını hatırlayalım : Şeytanın Gülen Yüzü.

Ne kadar isabetli bir tanımlama.

Bu arada, bazı sahte nâdimler, kripto elemanlar üretti, sözümona kendi aleyhine konuşturdu, casusluk yaptırdı, yaptırıyorlar.

İnsanların harim-i ismetine girdiler. Ev, cep telefonlarını dinletti, ortam dinlemesi yaptırdı, internet hareketlerini takib ettirdiler.

Mit tırlarını durdurarak, kendi ülkesine saldırdı, istihbarat örgütünü çökertmek istedi, Türkiye’yi, ABD, İsrail ve müttefikleri adına, uluslar arası arenada, “teröre destek veren ülke” olarak tescilletmek, Lahey’ye mahkum ettirmenin yolunu açmak istediler.

Amerikan, İngiliz, Alman gazetelerinde Türkiye aleyhine yazılar, haberler yayınlattılar.

Uluslar arası kuruluşlar nezdinde Türkiye’yi kötüledi, yalan dolanla, dezenformasyonla, Türkiye aleyhine lobiler oluşturdu, mevcut şer lobileriyle işbirliği yaptı, hainlikte sınır tanımadılar.

Cuntacı general Çevik Bir’e yalakalık yaptılar, “bütün okullarımızı devlete devretmeye hazırız” dediler, dersaneleri kapatmaya kalkışan Erdoğan’a yapmadıklarını bırakmadılar.

Halkın iyi niyetini, dinî duygularını, inançlarını, parasını, malını sömürdüler; devşirdikleriyle Türkiye’ye hainlik yaptılar.

Bu aşağılık örgüt, en son, 15 Temmuz gecesi, Ordudaki Haşhaşî üyelerini kullanarak  ABD adına, Türkiye düşmanı Nato adına, Türkiye’ye savaş açmış olan Batılı müttefikleri hesabına kanlı bir darbeye, işgale yeltendi.

Halka kurşun, bomba yağdırdı. Meclis’i bombaladı. Cumhurbaşkanı’nı öldürmek istedi.

Türksat’ı, TRT’yi, Genelkurmay’ı, askerî tesisleri, MİT’i, özetle bütün kurumların üzerine bombalar, kurşunlar yağdırdı.

Halkı öldürdü, üzerine tank sürdü, roket attı, kurşun sıktı.

Bugün dünyada, adı konmamış küresel bir savaş var.

Bu savaş, Türkiye ve partneri İslam ülkeleriyle ABD ve Haçlı-Siyonist müttefikleri arasında geçiyor.

ABD ve müttefikleri, yıllardır Müslümanları öldürüyor, işgal ediyor, saldırıyor, sömürüyor.

Afganistan ve Irak’ta, Afrika’da onbeş milyonu aşkın Müslümanı, son otuz yılda katlettiler.

Milyonlarca Müslümanı sakat bıraktılar.

Petrolünü, diğer kaynaklarını çaldılar, sömürdüler.

İslam dünyasında sürekçi darbe, iç savaş ve çatışma ürettiler.

 

Bu adı konmamış küresel savaşta, FETÖ terör örgütü, Haçlı-Siyonist cephenin gönüllü taburu gibi çalışıyor,

İşte 15 Temmuz, bu çeteyi kullanan Haçlı-Siyonist ittifakının Türkiye’yi işgal girişimiydi.

Olmadı.

Olmayacak.

İslam dünyası, Türkiye başta olmak üzere artık uyandı, uyanıyor.

İslam birliği yönünde ciddi adımlar atıldı.

Askerî, ekonomik ve siyasal alanda müthiş bir birlik, bir işbirliği gerçekleşiyor.

Müslümanlar, Haçlı-Siyonist cephenin manipülasyonlarını artık önceden fark ediyor, savuşturuyor, birliği sağlama yönünde hızla ilerliyor.

Dinî görünümlü bu haşhaşî çetenin sonu gelmiştir.

Şimdiye değin yaptıkları pislikler birer birer açığa çıkıyor.

Yıllardır sinsi biçimde yuvalandıkları yerlerden söküp atılıyorlar.

Devlet bunların kökünü kazıyor ve tümüyle kazıyacak.

Türkiye, bu meş’um olayın rahmete dönüştüğü bir süreci yaşıyor.

İnsanlar zulmeder, kader adalet edermiş.

Ayetle sabittir ki, bizim şer sandığımızda hayır vardır.

15 Temmuz olayı, zahirde şer görünen ama batında hayra vesile olan meş’um bir olaydır.

Bu vesileyle Türkiye, ihtiyaç duyduğu bürokratik reformları daha rahat yapmağa başlamıştır.

ABD ve partnerlerinin bu alçak örgütü kullanarak yaptığı darbe tersine dönmüş, Türkiye için bir devrimin başlangıcı olmuştur.

Türkiye, bu vesileyle bilmelidir ki, en büyük düşmanı ABD’dir.

Küresel şer ittifakının merkezi ABD’dedir.

Avrupa’daki karargah ise Almanya’dır.

İngiltere’si, Fransa’sı, İsrail’i, Belçika’sı, danimarka’sı, Rusya’sı, Çin’i, aynı kaptan yemektedirler.

Türkiye, bu bakımdan özellikle dış politika’da, bu ikiyüzlü, çıkarcı dünya ile, anladıkları dilden konuşmalı, onlarla sadece çıkar ilişkisi kurmalı, ama tarihdaşlarıyla hakiki bir birliği oluşturma yönünde yoğunlaşmalıdır.

Darbeci Sisi’yle, katil Esat’la, terörist ve korsan devlet İsrail’le ‘dostluk’ ilişkisi olmaz.

ABD’yle dostluk kurulmaz.

Suriye halkına bombalar yağdıran Rusya’yla dost olunmaz.

Bizim dostumuz, Müslüman halklardır, mazlum halklardır.

Bu kirli, kanlı, küresel bloka karşı olanlardır.

Türkiye, artık Yeni Türkiye olma yönünde, önündeki en büyük engeli aşmıştır.

Bu, bundan böyle, böylesi saldırılar olmayacağı anlamına da gelmemeli.

Su uyur düşman uyumaz.

Türkiye’nin başdüşmanı, sözümona dünyanın patronu ABD zâlimdir. Bu yüzden dünyada çok gözyaşı ve kan akıyor.

Bu devran dönecektir ve dönmeye başlamıştır.

Artık Türkiye ve tarihdaşlarının güçlenmesiyle, dünyanın patronajlığı da değişecektir.

Ve dünya, daha özgür, daha âdil, daha yaşanılası bir dünya haline gelecektir.

Buna bütün kalbimle inanıyorum.

 

 

Sadık Yalsızuçanlar

Yazarın Önceki Yazıları
Her yer Kerbela her dem Muharrem 12.10.2016“Sizin Çocuklar” Artık Başaramayacak 19.09.2016Allah ihmal etmez, mühlet verir 19.08.2016"Ten Cehennemdir" 07.06.2016Medeniyetin kaynağı : Aşk ve İrfan 12.04.2016Modern edebiyat ve insani değerler 25.02.2016Suzan Anne de Göçtü 14.01.2016Üsküdar'dan dünyaya yeni bir yayın soluğu 02.11.2015İslam medeniyetinin kalbi: Doğu Türkistan 23.10.2015Üçüncü Dünya Savaşı 12.10.2015Terörün Meşrulaştırılması 27.09.2015Yeni Türkiye’nin gittikçe artan engelleri 27.08.2015Kısa Keseyim 03.08.2015Yunus Emre dizisi bağlamında televizyon - kutsal ilişkisi 10.07.2015Büyük Yürüyüş Devam Edecek 02.07.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Ümit
Kesin bir ifade ile bu saydiklarinizdan bir tanesi iftira ise ve yarin önünüze getirilirse ne yapacaksınız!...
19 Ekim 2016 09:53
 // Nurhan
Teslim alınırsa bağlantıları belgelenecek.....mesele murdar bedeni değil tabii.......
09 Ağustos 2016 14:45
 // İsmet
Ekleyecek bir şey yok. Tam isabet...
03 Ağustos 2016 12:52