13 Aralık 2017 Çarşamba
  • Altın153,876
  • BIST109.050
  • Dolar3,8375
  • Euro4,5051
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1231
  • İstanbul14 °C
  • Ankara3 °C
  • İzmir8 °C
  • Konya3 °C
  • Adana7 °C
  • Antalya9 °C
  • Diyarbakır0 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri-1 °C
  • Kocaeli2 °C
  • Şanlıurfa6 °C
  • Gaziantep2 °C
  • İçel14 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Namlusunu Türkiye’ye Çeviren CHP
06 Aralık 2017 18:19

Türkiye ile ABD, 1 Mart 2003 tarihinden itibaren adı konulmamış bir savaşın içindedir. Ve bu savaşta CHP, karşı tarafta yer alıyor. Karşı tarafa lojistik veriyor ve karşı tarafın verdiği malzemelerle kendi devletine karşı psikolojik savaş yürütüyor.

Buna hiç şaşırmadım. Çünkü Kılıçdaroğlu’na çok yakın CHP’li bir vekil, Türkiye ile başka bir devlet savaştığında karşı tarafta yer alacağını beyan etmişti.

Bu vekil, FETÖ’nün hin-i hacette lazım olur diye CHP’ye yerleştirdiği Eren Erdem’dir. işbu kripto FETÖ’cü bir tweet mesajında aynen şunları yazmıştı: Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse, Türkiye’ye karşı İran’ın safında yer alırım. (1)

***

Şu anda Türkiye ile ABD bir savaşın içinde ve başta Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP bir bütün halinde düşman tarafında yerini almış vaziyette. ABD’de başlayan Sarraf davasıyla eş zamanlı olarak CHP de Türkiye’de bir psikolojik savaş başlattı; namlusunu Türkiye’ye çevirdi.

Tam bu noktada merhum Yazıcıoğlu’un bir sözü aklıma geldi: Namlusunu milletçe çevirmiş tanka selam durmam…

15 Temmuz’da FETÖ namlusunu millete çevirmişti ve milletten gereken cevabı almıştı. Şimdi de CHP namlusunu Türkiye Cumhuriyeti’ne çevirmiş durumda. Erdoğan’ın tespitiyle, ana muhalefet partisi ana hıyanet partisine dönüşmüş durumda.

FETÖ’ye haddini bildiren bu millet, 2019 seçimlerinde de CHP’ye haddini bildirecek ve bu ihanetinin hesabını soracaktır.

***

Türkiye-ABD Savaşının başlangıç noktasında 1 Mart Tezkeresi var. 2003 yılında ABD, Irak’ı işgal projesinde askerlerini Türkiye üzerinden geçirmek istemişti. Türkiye’nin, her zaman olduğu gibi bu talebi kabul edeceğinden ve meclisin onay vereceğinden emindi.

Bu yüzden İskenderun limanına demir atan gemilerinden askerlerini ve malzemelerini indirmeye başlamıştı bile. Ancak 1 Mart günü TBMM’de yapılan oylamadan hayır oyu çıkınca ABD şok üstüne şok yaşadı. Çünkü tarih boyunca Türkiye, ABD’ye hiç hayır dememişti. İlk defa hayır diyordu.

Karaya çıkmış ABD askerleri yeniden gemilerine binip gerisin geriye gittiler. Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi… Karaya asker çıkaran İngilizler de başarısız olmuş ve gemilerine binip gerisin geriye gitmişlerdi.

Ancak ABD bu hezimeti hiç unutmadı. Bu tarihten itibaren Türkiye’ye karşı bir savaş başlattı… Başta FETÖ ve PKK olmak üzere, emrindeki bütün terör örgütlerini seferber etti…

***

2003 yılında ABD’ye rest çeken Türkiye, 2009 yılında da “one minute!” olayıyla, ABD’nin ağa-babası İsrail’e rest çekti. Bu olay üzerine savaş daha da şiddetlendi…

ABD 2010 yılından itibaren, iyice semirtmiş olduğu FETÖ’yü sahaya sürdü; FETÖ ilk planda HSYK’yı ele geçirdi; emniyetten sonra yargıya da hâkim oldu. Orduda zaten güçlüydü.

ABD, 2010 yılında FETÖ’nün yürüttüğü bir operasyonla CHP’yi de ele geçirdi; asi Baykal’ı indirip uysal Kılıçdaroğlu’nu genel başkan yaptı.

ABD, CHP’nin yanı sıra Ak Parti’yi de ele geçirmeye çalıştı. 2011 seçimlerinde 80 adamını Ak Parti’ye sokup vekil yapmak istedi. Ancak bunda başarılı olamadı. Hakan Şükür ve İlhan İşbilen gibi birkaç kişiyi vekil yapabildi.

***

Ak Parti’yi ele geçiremeyen ABD, bu defa doğrudan Erdoğan’ı devirmek istedi. ABD’nin emir eri FETÖ 2012 yılında MİT Başkanını tutuklayarak, buradan Erdoğan’ı devirmek istedi. Fakat başarılı olamadı.

FETÖ bu defa 2013 yılının haziran ayında, Emniyet içindeki adamlarının kışkırtmasıyla Gezi olaylarının başlattı. Sokak eylemleriyle hükümeti düşürmek istedi. ABD, CNN gibi yayın organlarını Taksim meydanına gönderdi; Türkiye’nin düşüşünü canlı olarak versin diye.

Fakat ABD ve emir eri FETÖ’nün bu saldırısı da püskürtüldü. ABD bunun üzerine İran’a ambargo meselesi üzerinden Erdoğan’ı ve hükümeti düşürmek istedi. 17/25 Aralık 2013’te FETÖ’nün emniyet ve yargı unsurları bir darbe teşebbüsünde bulundular. Hükümet bunu da püskürttü.

***

Şiddet yoluyla Türkiye’yi cezalandıramayan ABD 2014 ve 2015 yıllarında, seçimler yoluyla AK Parti iktidarını devirmek istedi:

2014 yılında yapılan yerel seçimlerde, ABD’nin emir eri FETÖ, Batı bölgelerinde CHP’yi doğu bölgelerinde HDP’yi destekledi. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de FETÖ, CHP’nin safında yer aldı. Fakat her iki seçimde de bu millet AK Parti’ye desteğini devam ettirdi.

FETÖ bu defa şansını 7 Haziran 2015 seçimlerinde denedi. Yine Batı’da CHP’yi, doğuda HDP’yi destekledi. ABD ve İngiliz basını da bu seçimde yoğun bir şekilde CHP ve HDP’yi destekledi. İç ve dış hainler bu seçimlerde de başarılı olamadılar.

Ancak AK Parti’nin tek başına hükümet kurmasına mani olabildiler. Seçimler 1 Kasım 2015’de yenilendi ve bu millet bir defa daha ABD ve onun köpeği FETÖ’ye karşı Ak Parti’yi tek başına iktidara taşıdı.

***

ABD bunun üzerine yeniden şiddete yöneldi. Yoğun bir şekilde PKK’yı silahlandırmaya başladı. PKK, sözde halk savaşı başlattı; hendekler kazdı vs. Fakat Türkiye’nin yoğun askeri operasyonları sonucunda PKK’nın bütün girişimleri bertaraf edildi ve PKK sınırlarımızın dışına sürüldü.

Bu defa ABD, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’yi silahlandırmaya başladı. Şimdi bu örgüt aracılığıyla Türkiye’ye karşı bir vekâlet savaşı yürütüyor.

ABD, PKK dışındaki diğer örgütü FETÖ ile de 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimini başlattı. Bu darbeyle, Türkiye meselesini kökünden halletmek istiyordu. Fakat bu milletin topyekûn direnişiyle ABD’nin bu girişimi de akim kaldı.

ABD bunun üzerine, Türkiye’den kaçan FETÖ’cü savcıların yanlarında götürdüğü 17/25 dosyasını ısıtıp bir dava konusu haline getirdi. Uzun süredir konuşması için baskı yaptığı Sarraf konuşmayınca ona tahliye rüşvetini verdi. Türkiye aleyhine konuşması şartıyla sanık olan Sarraf’ı tanık yaptı.

“Hapisten kurtulmak için en iyi yol savcılarla anlaşmak” diyen Sarraf, sanık elbisesini çıkarıp tanık elbisesini giydi ve başladı Türkiye aleyhine konuşmaya…

***

İşte tam bu sırada, eş zamanlı olarak Kılıçdaroğlu da ABD’den gönderilen sözde belgelerle Erdoğan’ın şahsında Türkiye’ye saldırmaya başladı. ABD’de Türkiye’yi yolsuzlukla suçlayan Sarraf’a paralel bir şekilde Kılıçdaroğlu da Erdoğan ve yakınlarını yolsuzlukla suçladı.

Elindeki belgeleri uzun süre kamuoyuna gösteremedi. Savcılığın istemesi üzerine mecburen gösterdi. Anlaşıldı ki, belge diye elinde salladığı kâğıtlar bir para havalesinin makbuzuymuş… Ortada bir yolsuzluk falan da yokmuş. Nitekim CHP sözcüsü Bülent Tezcan da belgelerde suç unsuru olmadığını ifade etmek zorunda kaldı.

Belge diye sunulanlar banka dekontuydu. Döviz cinsinden para havalesinde paranın önce yurt dışındaki bir muhabir bankaya gitmesi, oradan yeniden Türkiye’ye gelmesi gerekiyordu. Olan biten bundan ibaretti.

CHP ise ABD’nin Sarraf saldırısıyla eş zamanlı olarak sanki Türkiye’de her tarafı yolsuzluklar sarmış da ülke batıyormuş gibi bir hava estirdi. Üstelik elinde belge ve delil olmadan… Amerika’dan gönderilen bir takım kâğıt parçalarıyla sağa sola çamur atıp durdu…

***

Tam bu süreçte CHP-FETÖ-ABD ilişkisine dair yeni bir gelişme yaşandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17/25 yargı darbesi üzerine yürüttüğü soruşturmada yeni belgelere ulaştı. Bu belgelerle darbe girişimi ile CHP arasındaki organik bağ ispatlandı.

Meğerse Sarraf davasında, Türkiye aleyhine tanıklık edenlerden ve sahte belge temin edenlerden birisi de Aykan Erdemir isimli bir eski CHP milletvekiliymiş. Erdemir, FETÖ üyesi olmaktan dolayı hakkında yakalama kararı çıkarılınca ABD’ye kaçanlardan birisi… Şimdi orada ABD’ye hizmet etmeye devam ediyor.

Savcılık Erdemir’in son marifetleri üzerine, ''devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma ve çalma'' suçundan hakkında yeni bir yakalama kararı çıkarttı ve tüm mal varlığına el koydu.

Savcılığın soruşturma dosyasında CHP ile yargısal darbe arasındaki ilişkiyi gösteren fotoğraflar da bulunuyor. Dosyadaki bilgiye göre 17/25 darbe girişiminden önce bu darbenin planlanması için ABD’de bir toplantı yapılmış. O toplantıya, diğer üst düzey FETÖ mensuplarıyla birlikte Aykan Erdemir de katılmış.(2)

***

Bu arada, Aykan Erdemir’in 15 Temmuz’la da alakasının olduğu ortaya çıktı. FETÖ’nün ABD Başkonsolosluğunda çalışan üyesi Metin Topuz, CIA eski mensubu Graham Fuller ve Aykan Erdemir hakkında yürütülen soruşturma dosyasına yeni deliller girdi.

17 Aralık 2013’teki operasyondan 13 gün önce, 4 Aralık 2013’te ABD’de Kılıçdaroğlu, Aykan Erdemir ve beraberindeki CHP’li milletvekillerinin FETÖ’nün yönettiği Turkic American Assembly temsilcileri ile görüşmesi sırasında çekilen fotoğraf da soruşturma dosyasına girdi.

Bu fotoğrafta, 15 Temmuz darbe girişimini yöneten FETÖ’nün firari imamı Adil Öksüz’ün kardeşi Kemal Öksüz de bulunuyor. Fotoğrafta, Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Faruk Logoğlu, Engin Altay, Faik Öztırak ve Aykan Erdemir yer alıyor.

Yanlarında ise FETÖ’nün ABD’deki kurumlarından Rumi Forum’un başkanı Emre Çelik, Mahmut Yeter, Türki Amerikan Dernekleri Konseyi Başkanı Furkan Koşar ve 15 Temmuz darbe girişimini yönettiği iddia edilen FETÖ imamı Adil Öksüz’ün kardeşi Kemal Öksüz bulunuyor.(3)

CHP-FETÖ-ABD ittifakı ile 15 Temmuz arasındaki ilişkinin bundan daha açık bir delili olamaz.

***

Kılıçdaroğlu “15 Temmuz kontrollü darbedir” derken demek ki, bu ilişkiyi kastediyormuş. Demek ki 15 Temmuz, CHP ve ABD’nin kontrolörlüğünde, FETÖ eliyle girişilen bir darbe girişimiymiş.

Peki CHP, bu duruma nasıl düştü? Bunun cevabı da aslında 1 Mart tezkeresinde yatıyor. Tezkere oylamasından, dönemin CHP genel başkanı Baykal tezkereye, yani ABD’ye, yani FETÖ’ye hayır demişti.

ABD bunun üzerine, Erdoğan’ın yanı sıra Baykal’a da savaş açtı. ABD, Baykal’a kardşı açtığı savaşı kazandı ama Erdoğan’a karşı açtığı savaşı kazanamadı.

ABD, bir FETÖ marifeti olarak yürütülen kaset operasyonu sonucunda Baykal’ı devirdi ve yerine her emrine amade Kılıçdaroğlu’nu paraşütle CHP’nin başına indirdi. CHP o gün bu gündür ABD’nin emrindedir…

Antalyalı Deniz” Amerikan’ın talimatlarına uymamıştı. Ancak “Dersimli Kemal” ABD’nin emir erliğine itiraz etmedi. FETÖ’ye ve ABD’ye olan minnet borcunu her gün yeni ihanetlerle ödüyor…

***

ABD-CHP işbirliğinin bir delilini de CHP’nin yayın organı Halk TV yayınlarında gördüm. “Sarraf davası hakkında Halk TV neler söylüyor” diye merak edip bir miktar bu kanalı seyrettim. Bir de ne göreyim: Halk TV bu olayı VOA muhabirleri aracılığıyla takip ediyor. Sarraf davasını takip eden VOA muhabiri arada bir salonun dışına çıkıyor ve Halk TV’ye canlı bağlanıp bilgi aktarıyor. (4) Demek ki, CHP’nin TV kanalı Amerika’nın sesi olmuş.

VOA nedir: Voice of Amerika. Yani Amerika’nın Sesi.  VOA, ABD’nin resmi yayın kuruluşudur ve ajanıdır. Bunu bilen Rusya, 25 Kasım 2017’de, içlerinde VOA’nın de yer aldığı 9 medya kurumunu ajan ilan ederek Rusya’daki faaliyetlerini yasakladı.(5)

Tarihe not düşüyorum: Rusya’nın ajan olarak ilan edip yasakladığı VOA, CHP’nin TV kanalı aracılığıyla Türkiye halkını zehirlemeye devam ediyor.

Uzun yazının özeti: CHP, ABD’den temin ettiği silahının namlusunu Türkiye’ye doğrultmuş durumda. Fakat amacına ulaşamayacak. Diğerleri gibi bu silah da elinde patlayacak…

Kaynaklar:

(1) http://www.star.com.tr/guncel/chpli-vekil-eren-erdemin-sok-twiti-turkiye-ile-iran-karsi-karsiya-gelirse-haber-1049751/

(2) http://www.kanalahaber.com/haber/siyaset/chpli-vekil-erdemirin-mal-varligina-el-konuldu-382759/

(3) http://www.hurriyet.com.tr/eski-chpli-vekilin-mal-varligina-el-konuldu-kilicdaroglunun-fotografi-sorusturma-dosyasinda-40669645

(4) https://www.facebook.com/halktvcomtr/posts/768363576621612

(5) http://t24.com.tr/haber/rusyada-9-medya-kurumu-yabanci-ajan-ilan-edildi,505337

CHP-ABD-FETÖ işbirliğinin resmidir:

fedayi1.pngfedayi2.png

Yazarın Önceki Yazıları
DEAŞ’ın Yerine Suudî Arabistan 20.11.2017Suudî Arabistan Saddam’ın Yolunda 16.11.2017M. Kemal de istifaya zorlamış 03.11.2017Cumhuriyet 1923’te Değil 1950’de Kuruldu 29.10.2017İyi Parti Kime Yarayacak? 26.10.2017Küçülen ABD, Büyüyen Türkiye’ye Karşı 19.10.2017Görmez Neden Ayrıldı? 14.08.2017Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Muhterem hocam, ellerinize sağlık
 // Rasim DUMAN
"Efrâdını câmi, ağyârını mâni" bir tâhlil ve terkib nasıl yapılır, hem bunun çok güzel bir misâlini hem de mevzûnun hakkını vermişsiniz. Sizi tebrik ve teşekkür ediyor, en kalbî hürmet ve muhâbbetlerim ile, dualarımı ve selâmlarımı gönderiyorum....
10 Aralık 2017 Pazar 19:18
 // Raziye ünal
Emeğine sağlık kıymetli evladımız bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz...
07 Aralık 2017 23:40