YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
M. Kemal de istifaya zorlamış
03 Kasım 2017 21:31

Ak Parti’li olarak belediye başkanı seçilmiş bazı isimlerin, Ak Parti Genel Başkanı tarafından görevlerinden alınması CHP tarafından tenkit konusu yapılıyor…

“Efendim seçimle gelen seçimle gitmeliymiş…” Bazı ahmaklar da hızlarını alamayıp Erdoğan’ı “diktatörlükle” suçluyorlar…

Bunun üzerine Binali Yıldırım, “Diktatör arıyorlarsa kendi geçmişlerine baksınlar” dedi. Başka bir Ak Partili de (Bayram Zilan) “eğer bir diktatör arıyorsa CHP Genel Merkezi’nin duvarlarına asılan fotoğraflara baksın” dedi.

Tarihî tahlile geçmeden, şunu söylemek istiyorum:

Bu belediye başkanları bağımsız olarak seçilmediler; AK Parti listesinden seçime girdiler. Eğer bağımsız girseydiler kazanamazlardı. Bunlar kendilerine güveniyorlarsa, buyursunlar gelecek seçimlerde bağımsız olarak seçime girsinler…

Şimdi meselenin CHP tarihi açısından tahliline geçeyim:

***

Ben bir siyaset bilimci ve siyaset tarihçisi olarak, “acaba CHP tarihinde belediye başkanlarına baskı yapılmış mı, diktatörlük yapılmış mı” diye küçük bir araştırma yaptım.

Meğerse çok daha ağırı yapılmış. CHP’nin birinci genel başkanı, kendi partisinin belediye başkanları bir tarafa, rakip partinin belediye başkanını bile istifaya zorlamış… Etmeyince de Danıştay kararıyla görevinden almış…

Bugüne uyarlamasını şöyle yapabiliriz: Erdoğan, İzmir’in CHP’li belediye başkanını istifaya zorluyor; kabul etmeyince de yargıya müdahale edip başkanı görevden alıyor…

Kendi partisinden seçileni istifaya zorladı diye Erdoğan’a “diktatör” diyenler acaba bu durumda Erdoğan’a ne derler? Herhalde çok daha ağır küfürler ederler; meseleyi Anayasa Mahkemesine, oradan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşırlardı…

***

Hulasaten aktardığımız meselenin detayı şöyledir: 1925 tarihli Takrir-i Sükûn kanunundan sonra ülkedeki bütün muhalefeti susturan ve CHP dışındaki bütün partileri kapatan CHP rejimi, Avrupa basınında ve Batı kamuoyunda “diktatörlük” olarak yaftalandı.

Bu görüntüden rahatsız olan CHP genel başkanı M. Kemal Paşa, yakın arkadaşı Fethi Bey’i, Paris’teki büyükelçilik görevinden Ankara’ya çağırarak şunları söyledi:

“Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir ‘dictature’ manzarasıdır. Vakıa bir meclis vardır. Fakat dâhilde ve hariçte bize ‘dictature’ nazarıyla bakıyorlar” (1)

Fethi Bey, M. Kemal’in emri üzerine, bugünkü tabirle bir “kontrollü muhalefet partisi” kurdu: Serbest (liberal) Cumhuriyet Fırkası. Nam-ı diğer: Serbest Fırka

***

Fakat majestelerinin muhalefet partisi olarak kurulan SCF, kısa sürede halkın sevgisini kazandı; halk ve aydın kesimi çığ gibi bu yeni partiye katıldı.

Bugün CHP’nin kalesi olarak bilinen İzmir’de 50 bin kişilik miting yaptı. Mitingde CHP’nin ileri gelendi yerden yere vuruldu… Yani SCF kontrol dışına çıktı…

CHP bundan çok rahatsız oldu. Fakat CHP’yi asıl rahatsız eden SCF’nin yerel seçimlerdeki başarısı oldu. SCF, henüz birkaç aylık bir partiyken seçimlere girmek zorunda kaldı.

CHP’li idarecilerin büyük baskı ve seçim hilelerine rağmen SCF seçimlerden önemli bir başarıyla çıktı. SCF’nin seçimi kazandığı illerden birisi de Samsun’du.

SCF’nin seçim başarısından rahatsız olan CHP, SCF’ye dönük büyük bir karalama ve baskı kampanyası başlattı. Bir süre sonra M. Kemal Paşa da, tarafsız olmadığını, CHP’nin genel başkanı olduğunu kamuoyuna duyurdu.

Bu baskılara dayanamayan Fethi Okyar, Çankaya’dan gelen işaretler üzerine partisini kapatmak zorunda kaldı.

***

SCF kapatılınca partisiz kalan eski SCF’li belediye başkanları CHP’ye katılmaya zorlandılar. Tek parti rejiminin dayatmalarına tahammül edemeyen başkanlar birer ikişer CHP’ye katılmak zorunda kaldılar.

Birisi hariç: Samsun Belediye Başkanı Boşnakzade Ahmet Bey. Ahmet Bey, bütün baskılara göğüs gererek görevine devam etti. Bunun üzerine M. Kemal, bizzat olaya müdahale etmek üzere Samsun’a hareket etti.

***

Bundan sonrasını Mahmut Goloğlu’nun Tek Partili Cumhuriyet kitabından takip edelim:

“M. Kemal Paşa, 22.11.1930 günü, akşam karanlığında ve halkla karşılaşmadan Samsun'a varmış, sıkı güvenlik tedbirleri içinde kendine ayrılan yere gitmiş, o gece sadece belli kimselerin çağrıldığı ziyafette bulunmuştu.”

“Ziyafette Belediye Başkanını göremeyen Mustafa Kemal Paşa, derhal çağrılmasını emretmiş, biraz sonra da Belediye Başkanı Samsunlu Boşnakzade Ahmet Bey ziyafete gelmişti. Mustafa Kemal Paşa, Belediye Başkanına kadeh kaldırarak ‘İçelim’ demiş, herkes kadeh kaldırırken Başkanın su bardağını kaldırdığı görülmüş, bunun üzerine ‘Günah olduğundan mı içmiyorsunuz?’ diye sormuştu. (…)”

“Bunun üzerine Mustafa Kemal Pasa sözü değiştirmiş ve öteki yerlerde yaptığı gibi, Serbest Parti'nin nasıl kurulup niçin kapatıldığını anlatmış, sonra tekrar Belediye Başkanına dönerek Partisinin feshedilmiş olmasına göre belediye başkanlığında kalmasının doğru olup olmadığını sormuştu.”

“Ziyafet sofrasında derin bir sessizlik ve korku vardı. Genellikle herkes. Samsunlu Ahmet Bey'in ‘Başüstüne Paşam’ deyip hemen Belediye Başkanlığından istifa edeceğini bekliyor ve ancak böylelikle büyük bir olayın atlatılacağını sanıyordu.”

“Fakat durum hiç de böyle gelişmedi. Kendi halindeki Samsunlu Ahmet Bey, hiç istifini bozmadan ve tam bir soğukkanlılıkla; feshedilmiş bir partinin namzedi olmakla beraber, halkın güvenoyu ile Belediye Başkanlığına geldiğini, kendiliğinden istifası halinde bu güveni kötüye kullanmış olacağını, bunu da yapamayacağını, bu nedenle istifa edemeyeceğini, fakat Paşanın gücünün büyük olduğunu, bir Danıştay kararı ile seçimi bozdurabileceğini söylemişti.”

“Herkes şaşkınlıktan ve korkudan ne yapacağını bilemezken Gazi, belediye başkanının doğru söylediğini belirtmiş ve konuyu o noktada bırakarak yiyip içmesine devam etmişti. Denilen gibi de olmuş, Danıştay kararı ile Serbest Parti'nin kazandığı belediye seçimleri bozdurulmuş. Serbest Partili artıklar görevlerinden alınmış ve Tek Partili Cumhuriyet düzenine doğru başarılı bir adım daha atılmıştı.” (2)

***

İşte CHP’nin şanlı ve demokratik tarihinden bir yaprak…

CHP, önce, kendiliğinden doğan Karabekir’in Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kapatmış; ardından da kendi kurdurduğu SCF’yi kapattırmıştır.

1946’ya kadar muhalefetin nefes almasına bile müsaade etmeyen CHP, iç ve dış baskılara dayanamayarak, 1950’de serbest seçimlere izin vermek zorunda kaldı.

Yani demokrasimizi CHP’ye borçlu değiliz. Demokrasi bu ülkeye, CHP sayesinde değil CHP’ye rağmen gelmiştir. TCF ve SCF, resmi tarihlerde yazıldığı gibi “demokrasiye geçiş denemeleri” değildir.

TCF, ülkede Osmanlı’dan kalma bir demokrasi varken kurulmuştu. Yani bir deneme değildi. Karabekir, kendi inisiyatifi ile partisini kurmuştur. Fakat CHP, kuruluşundan sadece 6 ay sonra, bir Bakanlar Kurulu Kararı ile bu partiyi kapatıp tek partili bir rejim kurdu.

SCF, ise demokrasiye geçmek maksadıyla değil, o vakitler, iyice denetimsiz kalan CHP’yi denetlesin (“murakabe etsin”) diye bizzat CHP genel başkanının talimatıyla kurulmuştur. Fakat CHP bu partiyi de kuruluşundan 3 ay sonra kapattı…

***

Halkın serbest oyuyla seçilmiş meşru bir Cumhurbaşkanına hakarete yeltenen yeni yetme CHP’liye tavsiyem şudur: Büyük laflar etmeden önce otur kendi tarihini güzelce oku. Ondan sonra takatin kalırsa konuşmaya devam et…

Daha önce yaptığım bir tespit ile bitireyim: CHP’nin önündeki en büyük engel CHP’nin kendi tarihidir.

Kendi tarihiyle hesaplaşmayan ve kendi tarihini tasfiye etmeyen bir CHP başarılı olamaz. Çeyrek parti olarak debelenmeye devam eder…

Kaynaklar:

(1) Fethi Okyar’ın Anıları, Ankara, 1997, s.98

(2) Mahmut Goloğlu, Tek Partili Cumhuriyet, İstanbul, 1974, s.5-6

Yazarın Önceki Yazıları
DEAŞ’ın Yerine Suudî Arabistan 20.11.2017Suudî Arabistan Saddam’ın Yolunda 16.11.2017Cumhuriyet 1923’te Değil 1950’de Kuruldu 29.10.2017İyi Parti Kime Yarayacak? 26.10.2017Küçülen ABD, Büyüyen Türkiye’ye Karşı 19.10.2017Görmez Neden Ayrıldı? 14.08.2017Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Musa Ankara
Hafızayı beşer nisyanla maluldur.Degerli hatirlatmalain için teşekkürler.demokrasi bu ülkeye CHP ye rağmen gelmistir tespiti bir hakkın teslimidir. CHP ye rağmen yaşayacaktir da....
21 Kasım 2017 01:19