YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Iydiniz Saîd Ömrünüz Mezîd Olsun
04 Temmuz 2016 13:48

 

Dil devrimine maruz kalmadan önce böyle diyorduk:

Iydiniz said, ömrünüz mezid olsun. Yani: Bayramınız mesud, ömrünüz uzun olsun.

Popüler kültürde Ramazan Bayramı deniliyordu ama yüksek kültürde Iyd-i Fıtır deniliyordu.

Uzun söyleyenler Iyd-i Said-i Fıtır diyorlardı. Halk arasında kısaca fıtır bayramı deniliyordu…

Malum; fıtır, fıtrattan gelir. İftarla aynı kökten; fıtır bayramı, iftar bayramı demek…

Her oruç sonunda nasıl iftar ediyorsak; Ramazan ayının sonunda da tamamen orucu bozup, fıtri olana, rutin olan hayatımıza dönüyoruz… Bayram bir büyük iftar olmuş oluyor…

***

Dil devrimini halka dayatanlar, bütün o eski güzel deyimleri unutturup, yerine, kabaca ve basitçe Şeker Bayramı deyimini dayattılar…

Fakat tutmadı. Bu deyim, soğuk ve hissiz resmi mesajlarda kullanıldı. En son A.Necdet Sezer’in mesajında duymuştum:

Bütün yurttaşlarımın Şeker Bayramını kutluyorum… Ne kadar itici ve soğuk bir ifade…

Çok şükür, artık, halkına, kültürüne ve tarihine yabancı, kurbağa dili kullanan devlet adamlarından kurtulduk…

***

Kurtulduk ama o eski yüksek kültüre geri dönebildik mi? Maalesef dönemedik. Çünkü bir şeyi yıkmak kolaydır ama onu yapmak, inşa ve ihdas etmek kolay değil…

Devrimler bütün o yüksek kültürümüzün üzerinden bir buldozer gibi geçti… Kelimelerimizi biçti, hafızamızı sildi… Her şeyi basite indirgedi…

Osmanlı kültüründen izler taşıyan eski bir filmde “huzurunuz kâfidir” şeklinde bir deyim duyduğumda şaşırmıştım… Ne anlama geldiğini günümüzde pek çok kimse bilmez.

Filmin bir sahnesinde, bir büyük, çocuğuna “bir şey isteyip istemediğini” soruyor. Çocuk, pür edep ve başı önünde, “huzurunuz kâfidir efendim” diyor…

Yani “sizin varlığınız, burada hazır bulunmanız yeterlidir, başka bir şey istemiyorum” diyor…

Böylesine yüksek bir kültür ve edep maalesef Kemalist inkilaplar tarafından tarümar edildi…

***

Yine eski zamanlarda çocuklar büyükleriyle senli-benli olmazlardı. Yüksek terbiye ve edep gereği, arada mesafe ve derin bir saygı bulunurdu.

Bir büyük bir çocuğa “nasılsın evladım, iyi misin?” dediğinde çocuk da ona “iyiyim, siz nasılsınız?” demezdi. “İyiyim efendim, siz de afiyettesiniz inşallah” derdi…

Şimdinin çokbilmiş uzmanları “çocuğunuzla arkadaş olun” buyuruyorlar. Ondan sonrası enseye tokat… Saygı ve mesafe diye bir şey kalmıyor…

Adalet, her şeyin yerli yerinde olması demektir.

***

Yine eski zamanlarda Ramazan Bayramı sadece yaşayanlar arasında değil yaşayanlarla ölüler arasında ortak kutlanılırdı…

Bayram, mevcut nesil, gelecek nesil (çocuklar) ve geçmiş nesil arasında, müşterek bir şekilde kutlanırdı. Zincirin koparılmamasına itina gösterilirdi…

Bayramdan önce mezar ziyareti yapılırdı. Arefe günleri mezarlıklar dolup taşardı. Geçmişlere hediyeler (Yasinler, Fatihalar) sunulurdu…

Eskisi kadar canlı ve yoğun olmasa da bu âdetimiz çok şükür devam ediyor…

***

Bir Müslüman için Bayram, Bayram namazıyla başlardı… Bayram öncelikle ve özellikle bayram namazı demekti…

Sadece erkeklerin değil, kadınların ve çocukların da katıldığı bir büyük toplanmaydı bayram namazı… Bir umumi içtima idi…

Toplum bütün fertleriyle namaza katılsın, herkes sığsın diye bayram namazları geniş namazgâhlarda, açık alanlarda kılınırdı…

Esas kutlama ve toplumsal buluşma namazgâhlarda olurdu. Dargınlar barışır, görüşemeyenler görüşürdü… Toplum birbirine kenetlenirdi…

Maalesef şimdi bu âdetimiz yaşatılamıyor. Sabah namazını yatakta geçirmiş gözü uykulu erkeklerin, yalan yanlış kıldıkları bir namaza dönüştü bayram namazları…

***

Esasında erbabı için, arif olan için bayram bizzat Ramazan’ın kendisidir. Ramazan ayı baştan sona bir bayramdır, bir şehrayindir…

Bir aylık bir bayramdan sonra, bir aylık bir fevkalade dönemden sonra aleladeye dönülüyor… İşte bu geçiş dönemi tatlı olsun, hüzün bastırılsın diye üç gün bayram ediliyor…

Erbabı, Ramazan bitiyor diye ağlardı. Bayram onlar için bir teselli dönemidir. Ağızlara sürülen bir parmak baldır…

***

Kemalist inkilaplar dini bayramlarımızı unutturmak ve onların yerine ulusal bayramlar ihdas etmek için çok uğraştı ama çok şükür başaramadı.

Dini bayramlarımız dimdik ayakta. Bu millet, bu ümmet hala bir ve beraber ise, hala ayakta ise bunu dini bayramlarımıza borçluyuz.

Bayramın, bahusus bayram namazı olduğunu, bir milletin ancak bir kubbenin altında hakiki bir millet olabileceğini, birliğin ve beraberliğin mabedde gerçekleşebileceğini en iyi Yahya Kemal anlatır.

Süleymaniye’de Bayram Sabahı adlı muhteşem şiirinden birkaç bukle ile bitirelim:

Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati/Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını/Görüyor varlığının bir yere toplandığını

Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes/Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses

Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine/Çok şükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine

Yaşayanlarla beraber bulunan ervahı/Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı

***

Iydiniz said, ömrünüz mezid olsun yazılı eski bayram kartpostalları. Neyi kaybettiğini hatırla:

rs1-728.jpg

***

https://twitter.com/CemalFedayi

https://www.facebook.com/cemal.fedayi

 

Yazarın Önceki Yazıları
Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Kılıçdaroğlu Şehitlere ve Savcılara Hakaret Etti! 05.04.2017AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.