YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yüksek Maaş Yazısı Şirketinize Zarar Verir mi?
17 Kasım 2014 11:44

Hayatın rutini içinde çok yaşadığımız bir konu, bankalardan kredi ve kredi kartı almak için çalışana yüksek maaş bordrosu veya maaş yazısı verilmesidir. Bu durum işverenleri nasıl etkiler? Bu yazımızda bu hususu iş kanunumuz ve Yargıtay kararları ışığında açıklayacağım.

Anayasamızda “ücret emeğin karşılığıdır” denerek tanımlanmış ve devamında “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” tanımlaması ile güvence altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunumuzun 32. maddesinde ise “Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır” denmiştir. İş Kanunumuzun  8. maddesinde ise,  işçi  ile  işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesini zorunlu tutulmuştur. Yine İş Kanunumuzun  37. maddesinde, işçi ücretlerinin iş yerinde ödenmesi, ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti  noktasında  işverenden sadır olan (çıkan) yazılı delil niteliğindedir.

Kural olarak, ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanunumuzun 8. ve 37. maddelerinin bu konuda işverene bazı yükümlülükleri de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar iş sözleşmesinin taraflarının ispat hükmüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir.

İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanununun 6. bölümünde yer alan işverenin borçları I. kısmında Ücret ödeme borcunun tanımlandığı, 401. ve diğer maddelerine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı kanunlarımız ile işçinin kişisel özellikleri, iş yerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, iş yerinin özellikleri, emsal işçiler, o iş yerinde ya da başka iş yerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla veya personelin kredi, kredi kartı alması için gerçek ücretinden yüksek gösterilmesi şekli ile zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. Dava konusu yapılan gerçek ücretin yansıtılmadığı durumlarda yargı; işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususları dikkate alır.

İmzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları, işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceğini araştırır ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek bir sonuca gider.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23.9.2008 tarih 2007/27217 Esas 2008/24515 no.lu kararında “Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir” diyerek yerel mahkemelerin yüksek maaş yazısını referans alarak, verecekleri kararlarda belgenin muvazaalı olmadığını araştırması gerektiğini belirtmiştir.

Yine konu ile ilgili önemli bir başka Yargıtay kararında,  9. Hukuk Dairesi 04.03.2010 tarihli 2008/20960 Esas 2010/5929 sayılı kararında  davacı, yüksek maaş yazısını delil göstererek ücretlerinin ödenmediği sebebiyle iş akdini haklı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir. Yargıtay Kararında; Davacının ücretinin miktarı hususunda tereddüt hâsıl olduğundan davacı konumundaki bir işçinin emsal ücretinin ne olabileceği araştırılarak sonucuna göre, dava konusu alacakları belirlenmelidir demektedir.

Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir.

T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.06.2006 tarihli 2006/9-479 Esas 2006/484 no.lu kararında; İş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatı mümkündür. Aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, tanık beyanları gibi delillerle, işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücret, mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan, kimi durumlarda davacının yaptığı iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir.

Ne var ki, meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir.

Yine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19.12.2005 tarihli 2005/16299 Esas 2005/39871 no.lu kararında; gerçeği yansıtmadığı uygulamalarda anlaşılan belgeler araştırılmadan hüküm verilemeyeceğini belirtmektedir.

Sonuç olarak, makalemizden anlaşılan maaş yazısı vermek tek başına bağlayıcı değildir. Fakat personelin bunu delil göstererek dava açmasına da engel değildir. Bunu engellemenin “işverenin kendisini garantiye almasının yolu nedir?” diye soracak olursak şunların yapılması faydalı olabilir:

  1. İncelediğimiz Yargıtay kararlarında okuduğumuz bir cümle ”Davacı bu belgeleri imzalarken herhangi bir ihtirazı kayıt dermeyan etmemiştir”. Referans alınarak verilen yazının alt kısmına “İhtilaf vukuunda şirketin ücret bordrosu ve diğer kayıtları esastır” diye bir not düşülebilir.
  2. Hukukta esas olan, bir yazılı kayıtın geçersizliği başka bir yazılı kayıtla sağlanabilir, bu da maaş yazısı verilen kişide “maaşım... iken, bankadan kredi almak için… maaş alıyorum yazısı aldım, gerçek maaşım şudur, bunu kabul ve beyan ederim” gibi bir belgeyi alıp muhafaza etmek işvereni olası hukuki sorunlarda koruyabilir. Tabi bu süreçte Vergi Usul Kanunun 359. maddesinin hükümlerini de unutmamakta fayda var. Bu maddede “düşük ücretle maaş bordrosu düzenleme naylon fatura düzenleme ile aynı ceza” olduğu belirtilmiştir. Çalışanlara verilen yüksek maaş bordrosu, çalışanla davalık olduğunuzda başınızı ağrıtabilir.

Tüm bunlardan sonra yüksek maaş yazısı isteyen çalışana bu yazıyı verip vermemek işverenlerimize kalmıştır.

Yazarın Önceki Yazıları
İzne Çıkmayıp, Ücretini Alabilir miyim? 20.03.2017Düzenli Ödeyene Vergi İndirimi, Esnafa Ahilik Sandığı Geldi 13.03.2017İki milyon istihdam için getirilen teşvikler 06.03.2017İnşaat Sektörü Nereye Gidiyor? 27.02.2017Üretim Yapan Kobilere Birleşmede Vergi Muafiyeti 20.02.2017Piyasayı Canlandıracak Vergi İndirimleri Geldi 06.02.2017Vergi Erteleme Dâhil Birçok Düzenleme Yer alan Yeni Yasa 30.01.2017Girişimciler 2017 Yılında Şunları Unutmayın 23.01.2017Kriz Mi Geliyor, Şirketimizde Ne Tedbir Alalım? 16.01.2017Neden Taraf Olmak 05.01.2017Sicil Affını da Kapsayan Torba Yasa Mecliste 26.12.2016Yurtdışı Fuar Katılım Ve Marka Tanıtımına Yeni Teşvikler 19.12.2016Doların düşmesi Neden Önemli ve Nereye Kadar Düşecek? 12.12.2016Neden Dolardan Türk Lirasına Dönmeliyiz? 05.12.2016İşverenler, BES Otomatik Katılım 1 Ocakta Başlıyor 28.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.