YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Gayrimenkul Satışları Hızlandı, Aman Vergiyi Atlamayın!
26 Ekim 2015 08:39

Gayrimenkul alım satımının hızlandığı bu günlerde, gayrimenkul alıp satan okuyucularımızın,değer artışından dolayı gelir idaresinden ceza yememeleri için dikkat etmeleri gereken bazı hususları bu makalemde kısaca yazacağım.

Gayrimenkul alım-satımı sırasında vergilendirme ile ilgili hak ve ödevlerin değerlendirilmesi açısından öncelikle dikkat edilmesi gereken husus; gayrimenkulün elde ediliş tarihi ve bir bedel karşılığı elde edilip edilmediğidir. Gerçek kişilerin bir bedel karşılığı edindikleri gayrimenkullerin elde ediş tarihinden başlayarak, beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar, değer artışı kazancı olarak gelir vergisine tabidir.

 Buna göre; aşağıda belirtilen mal ve hakların beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artış kazancıdır:

 Arazi, bina, maden suları, memba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal

yerleri,

 Tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatı,

 Voli mahalleri ve dalyanlar (balık avlanma sahaları),

 Gayrimenkul olarak tescil edilen haklar,

 Gemi ve gemi payları ile bilumum motorlu tahmil ve tahliye vasıtaları.

Ancak; bedelsiz olarak veya veraset yoluyla edinilen gayrimenkullerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar ile gayrimenkullerin iktisap tarihinden başlayarak, beş yıldan fazla bir süre elde tutulduktan sonra elden çıkarılmasından doğan kazançlar vergilendirilmeyecektir.

Günümüzde gayrimenkul alınırken çok uygulanan, fakat dikkat edilmeyen önemli bir husus da; gayrimenkulün eşe veya çocuğa alınması, ödemenin de aile reisi tarafından yapılması halinde “ivazsız”; yani karşılıksız bir intikal söz konusu olacağından, bu durum veraset ve intikal vergisine tabidir.

Devamlı Olarak Gayrimenkul Alım Satımı Gayrimenkul alım satım işinin devamlı yapılması durumunda, elde edilen gelir değer artış kazancı olarak değil, ticari kazanç olarak vergilendirilecektir.

Ticari bir organizasyon içerisinde yapılan satışlar, tek bir satış gerçekleştirilmiş dahi olsa, ticari kazanç olarak değerlendirilecektir. Ticari bir organizasyon olmaksızın birden fazla satış yapılmış ise (bir yılda birden fazla veya her yıl bir satış yapılması), satışın hangi amaçla yapıldığının tespit edilmesi gerekecektir.

Bu durumda, kazanç sağlama amacıyla yapılan alım satım işlemlerinin ticari kazanç kapsamında, şahsi ihtiyaç ya da servetin korunması amacıyla gerçekleştirilen alım-satım işlemlerinin ise, değer artış kazancı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aynı zamanda, bu kazançların bir ticari işletme tarafından elde edilmesi durumunda da elde edilen kazanç, ticari kazanç olarak vergilendirilecektir.

Satın alınan ve trampa suretiyle edinilen arazinin, edinim tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek, bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar da ticari kazanç olarak vergilendirilir.

Değer Artışının Tespiti

Değer artış kazancında vergilendirilen bu kazanca “safi değer artışı” denilmektedir. Değer artışında safi kazanç; elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayinlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından indirimlerin düşülmesi suretiyle bulunmaktadır.

Gayrimenkullerin elden çıkarılması sonucunda elde edilen değer artış kazancında maliyet bedelinin tespit edilememesi halinde maliyet bedeli yerine; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre Takdir Komisyonu’nca tespit edilecek bedel esas alınacaktır. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasında elde edilme bedeli, elden çıkarılan gayrimenkullerin, elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, Türkiye İstatistik Kurumu’nca belirlenen üretici fiyat endeksine göre hesaplanacaktır.

Değer Artış Kazancının Beyanı

Değer artış kazançlarının beyan konusu edilip edilmeyeceği, elde edilen iradın istisna haddinin altında kalıp kalmadığına bağlıdır. İstisna haddini aşan tutarda gelir elde edilmesi halinde, yıllık beyanname verilecektir.

Gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan kazancın tespitinde; alış bedeli ile satış bedeli arasındaki farkın (2015 yılı için) 10.600 Türk Lirası gelir vergisinden müstesnadır.

Elde edilen değer artış kazancının safi miktarının, açıklanan istisna sınırının aşması durumunda; satışın yapıldığı yılı takip eden yılın mart ayının başından, yirmi beşinci günü akşamına kadar, yıllık beyanname ile beyan edilip, Gelir Vergisi Kanunu’nda belirtilen oranlar üzerinden gelir vergisi hesaplanarak, mart ve temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitle ödenecektir.

Yazarın Önceki Yazıları
Kriz Mi Geliyor, Şirketimizde Ne Tedbir Alalım? 16.01.2017Neden Taraf Olmak 05.01.2017Sicil Affını da Kapsayan Torba Yasa Mecliste 26.12.2016Yurtdışı Fuar Katılım Ve Marka Tanıtımına Yeni Teşvikler 19.12.2016Doların düşmesi Neden Önemli ve Nereye Kadar Düşecek? 12.12.2016Neden Dolardan Türk Lirasına Dönmeliyiz? 05.12.2016İşverenler, BES Otomatik Katılım 1 Ocakta Başlıyor 28.11.2016Bu Ülkenin Kaderini Dolar mı Belirleyecek? 21.11.2016Ev Hizmetlerinde Çalışanlarda Sigorta 14.11.2016Yeni Destek Kırsal kalkınmaya 07.11.2016Biz olabilmenin kudreti 31.10.2016Farklı Bir Bakışla Ekonomimiz 24.10.2016Kıdem tazminatı alma şartlarını biliyor musunuz? 17.10.2016Bu keşke son vergi yapılandırması olsa 10.10.2016Vatan Sevdalıları Göreve Talip Olmalı 03.10.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.