25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa4 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli1 °C
  • Şanlıurfa2 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel11 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Batı neden Türkiye’de kaos ve terörizme destek oluyor?
19 Eylül 2016 09:46

Bu köşede yıllardır hep ekonomi, vergi ve iş hukuku konularında bilgilerimi paylaştım, fakat zaman zaman toplumsal konularda da düşüncelerimi yazdım.

Uzmanlık alanımla ilgili bu tür bilgiler önemli, ancak bu alanları uygulayacak bir ülkemiz olmadığında bu bilgiler çok da anlam ifade etmeyecek, değil mi?

Geçen hafta batılı bazı ülkelerin konsolosluklarını çeşitli gerekçelerle kapattıklarını gördük. Bunun batı basınında yansıyışının da çok etkili olduğunu takip ettik. Fakat bu durum birçoğumuz gibi beni de çok rahatsız etti. 

Geçen hafta sosyal medyada;

“Vahşi bir savaşın yaşandığı Ortadoğu ülkelerinde temsilciliklerini kapatmayanlar, neden Türkiye’de temsilciliklerini kapatıyorlar? Bu tuhaf değil mi? Bu işin içinde pis bir oyun olduğu açık değil mi?” diye sormuştum.

Açıkçası bu soruları kendime de sordum ve sonuçta cevaplarını da buldum. Şimdi sizlerle bu cevaplarımı paylaşmak istiyorum:

Birinci çıkarımım;

Siyaset, toplumsal düzenin belirlenmesindeki en önemli alanlardan biri olması dolayısıyla birçok bilimsel çalışmayı tezlerine temel almıştır. Bunlardan biri de "yenidünya düzeni" fikrinin temelini oluşturan kaos teorisidir.

Öncelikle kaos, kaos teorisi, terör, yeni dünya düzeni kavramlarının anlamlarına bakacak olursak;

Kaos: kargaşa ya da düzensizlik durumu olarak sözlüklerde tanımlanmış,

Kaos teorisi: Düzensiz olarak gördüğümüz her şeyin aslında bir düzen sonucunda oluştuğu esasına dayanan bir teoridir,

Terör ya da terörizm: siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımını ifade eden terim,

Yenidünya düzeni: mevcut siyasi sınırları, toplumsal yapıları ve siyasi sistemleri değiştirerek, yeni bir düzen oluşturma düşüncesidir. 

Yenidünya düzeninde insanlar, tek bir noktadan yönetilecek ve milli bilinç tarzı düşüncelerden arınmış olacaklar. Tek amaç söylenenlerin uygulanması olacaktır. 

Yenidünya düzeni içinde Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesi en önemli adımlardan biri olarak durmaktadır. Aslında sebebini hepimiz biliyoruz; bu bölgenin zengin yeraltı kaynakları ve enerji merkezi oluşudur. Fakat daha büyük resme baktığımızda ise, küçük küçük bölgesel yönetimler kurarak, hepsini bir noktadan yönetme çabası asıl amaçtır.

Dünya yeni bir düzene çekilmek isteniyor ve bu da herkesin gözünün önünde yapılıyor. Olaylara biraz daha dikkatli ve büyük resimden bakıldığında her şeyi anlamak çok daha kolay olacaktır.

Küresel çaptaki kaos yaratma çabaları Türkiye'de de aşağıda tespit edeceğim sebeplerden dolayı oynanmaya başlandı. Ortadoğu'nun temeline konan kaos, bizde ayrımcılık, kutuplaştırma üzerinden yaratılmaya çalışılıyor. Ve bilmeliyiz ki; biz farkındalık oluşturup, milli birlik içinde bu duruma dur demezsek, bu kaosun sonu yeni bir düzen olacaktır. 

İkinci çıkarımım; 

Türkiye, Lozan'dan itibaren batının Ortadoğu siyasetinin bir parçası olmasına ve dahası Soğuk Savaş boyunca batı sisteminin ileri karakolu olmayı itirazsız kabul etmiş sadık bir müttefik olduğunu göstermiş olmasına rağmen, neden Batı Türkiye'nin yanında durmakta tereddüt etmekte, hele son zamanlarda açıkça ancak düşmandan beklenecek tavırlar almaktadır? 

Aslında şunlar olmasaydı, hiçbir sorun olmayacaktı, bu soruya da gerek kalmayacaktı:

Türkiye Ortadoğu'da olup bitene, Orta Asya'ya ilgisiz kalsaydı, 

Yaklaşık yüzyıl süren 'azgelişmiş ülke' statüsüne razı olup, 2002 yılında büyüklüğü 215 milyar dolar iken, geçen yıl 900 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştırmayıp, 36 milyar dolarlık ihracatını, 178 milyar dolara doğru taşımasaydı, 

Eğer Türkiye siyasetini, devletin iktidarını, ordusunu soğuk savaş konseptiyle kurulan 'yabancı unsurların' kontrolünden çıkarıp milli iradeye devretmeseydi, 

2004 yılında %24 olan savunma sanayii üretimindeki yerlilik oranını şimdi %60 seviyesine getirmeseydi, bütün bunlar olur muydu dersiniz? 

O halde başlangıçta sorulan soruların cevabı muamma değildir. Türkiye birincisi, kendisine biçilen uluslararası işbölümündeki yerini, bir başka ifadeyle; dünya sisteminin tayin ettiği, Batı’ya ekonomik, siyasi, savunma sanayide bağımlı konumunu terk ettiği için, içinde bulunduğu Batı sistemine karşı hangi sorumlulukları alırsa alsın, kendisine kural dışına çıkmış bir ülke muamelesi yapılacaktır. 

Üçüncü çıkarımım;

Ortadoğu ve Arap ülkelerinde yapılan kamuoyu araştırmaları Türkiye’nin bölgedeki çekiciliğinin bir hayli yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu çekicilik, Türkiye’nin dış politikasının algılanış biçimi, siyasi ve ekonomik dönüşümünün bir başarı hikâyesi olarak görülmesi ve kültürel etkisinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar Türkiye’nin bölgedeki “gücü”ne işaret etmektedir.

Türkiye’nin Arap kamuoyundaki popülerliğinin ilk dönüm noktası, Türkiye’nin, 2003 yılında, ABD’nin Irak’a müdahalesini desteklememe kararı olmuştur. Bu karar, Türkiye’nin bölgede sadece ABD’yle olan ittifakı doğrultusunda hareket ettiği yönündeki yaygın görüşü sarsmıştır.

Gazze Savaşı’nın ardından İsrail’e yönelttiği eleştiriler Türkiye’nin popülerliğini arttıran ikinci önemli etken olmuştur. Türkiye’nin ekonomik dönüşümü ve gelişmekte olan ekonomilerden biri olarak G-20 üyesi olması da çekiciliğini artırmıştır. 

Bu sebeplerden dolayı Türkiye'nin Ortadoğu’da bağımsız bir siyasal aktör olması, Batı açısından asla kabul edilir bir durum olarak görülmemektedir. Kısacası, her şeyin bir bedeli vardır ve Türkiye bağımsız davranmanın bedelini ödemelidir. Bu bedel de; Türkiye’nin itaat eden bir ülke konumunu devam etmesini sağlamak olabilir.

Dördüncü çıkarımım;

Şimdi gözümüzde çok büyüttüğümüz batı ve Amerika’dan birkaç veri paylaşmak istiyorum. Burada yazdıklarımı okuyucularımız o ülke verilerini inceleyerek teyit edebilir:

ABD'de 47 milyon kişi yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu oran 50 yıldır görülmemiş derecede büyüktür. Son birkaç yıldır süregiden yüksek işsizlik, bu insanların sayısını giderek artırıyor. ABD'de yaklaşık 55 şehrin çevresinde büyük çadır kentleri görmek mümkün.

Avrupa Birliği İstatistik Dairesi Eurostat’ın verilerine göre; 80 milyonluk Almanya’da tatil yapamayacak kadar yoksul olan kişi sayısı 16,7 milyona ulaştı. Ülkede 6 milyon kişi ve bunların arasında 900 bin çocuk ve genç, düzenli bir şekilde et veya protein içeren yiyecek bulamıyor. Dört milyon kişinin evini gerektiği kadar ısıtacak parası yok ve bunların arasında yine 800 bin genç ve çocuk yer alıyor.

İngiliz basınına göre; İngiltere'de son 12 ay içerisinde yoksulluk ve düşük gelir nedeniyle, yiyecek bankalarından gıda yardımı alanların sayısı 913 bin kişidir. Ülkenin en büyük gıda bankası derneği Trussell Trust'ın yayınladığı rakamlara göre; geçtiğimiz yıl gıda yardımı alanlarda yüzde 163 oranında artış gerçekleşti. Bu rakamlar İngiltere'deki yoksulluğun sadece görünen yüzü, İngiltere genelinde 400'den fazla gıda bankası bulunuyor ve her hafta iki banka daha hizmete giriyor.

Çıkarımlarımı daha da çoğaltabilirim, fakat bunlar bile Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyen güçlerin oyununun sebebi için yeterlidir değil mi?

Ama yok, Türk halkı bu kez provokasyona gelmeyecek, tahriklere, dezenformasyon içerikli çağrılara kulak vermeyecektir.

Bir takım uluslararası güçlerin güdümüne giren ve Türkiye'de kendi çıkarları için kaos çıkarmak isteyen yasadışı örgütlerin oyununa gelmeyecektir.

Bu süreçte tüm Türkiye halkına düşen görev sağduyulu olup, tahriklere gelmeden, farklılıklarımızı zenginliklerimiz olarak görerek birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi korumak olmalıdır.

Bu arada bence başka bir şey daha yapmalıyız; yurtdışı ile ilişkisi olan her vatandaşımız kendisini ülkenin elçisi olarak görmeli, makalemde bahsettiğim sebeplerden dolayı batılı devletlere kendimizi anlatma şansımız olmasa bile, o ülke halklarına bu resmi anlatmalıyız.

Ve şuna inanmalıyız: 

Türkiye'ye karşı operasyon yapan tüm derin güçlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır!
 

Yazarın Önceki Yazıları
Girişimciler 2017 Yılında Şunları Unutmayın 23.01.2017Kriz Mi Geliyor, Şirketimizde Ne Tedbir Alalım? 16.01.2017Neden Taraf Olmak 05.01.2017Sicil Affını da Kapsayan Torba Yasa Mecliste 26.12.2016Yurtdışı Fuar Katılım Ve Marka Tanıtımına Yeni Teşvikler 19.12.2016Doların düşmesi Neden Önemli ve Nereye Kadar Düşecek? 12.12.2016Neden Dolardan Türk Lirasına Dönmeliyiz? 05.12.2016İşverenler, BES Otomatik Katılım 1 Ocakta Başlıyor 28.11.2016Bu Ülkenin Kaderini Dolar mı Belirleyecek? 21.11.2016Ev Hizmetlerinde Çalışanlarda Sigorta 14.11.2016Yeni Destek Kırsal kalkınmaya 07.11.2016Biz olabilmenin kudreti 31.10.2016Farklı Bir Bakışla Ekonomimiz 24.10.2016Kıdem tazminatı alma şartlarını biliyor musunuz? 17.10.2016Bu keşke son vergi yapılandırması olsa 10.10.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.