YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
ABD Merkez Bankası’nın Tahvil Alımını Sonlandırması Bizi Nasıl Etkiler?
03 Kasım 2014 09:30

ABD Merkez Bankası (FED) Eylül 2012'de başlayan “3. Parasal Genişleme Programı” nı bu ay sonlandırdı. Bununla birlikte, tahvil alım programını sonlandırırken, politika faiz oranını "kayda değer bir süre" daha yüzde 0 ile 0,25 aralığında tutulmasına karar verdi.

Peki, Amerika Merkez Bankası’nın Tahvil alımını sonlandırmasından bize ne?

FED’ in tahvil alım programını kademeli olarak bitirmesi, gelişmekte olan ülkelerdeki emtia fiyatlarının yanı sıra, bu ülkelere dönük sermaye hareketleri açısından da önemli bir konudur. Dünya büyük durgunluğa ilerlerken, Fed'in kararları, para akımlarının yönünde belirleyici rol oynadığı için büyük önem taşıyor. Fed'in tahvil alımlarını durdurmanın ötesinde para arzını sıkılaştırması ve ardından faiz artırımına gitmesi, son dört yılda dünyanın her yanına yayılan likiditenin geri çekilmesine yol açabilir.

FED kararı tüm dünyayı etkiledi ve tüm dünyayı etkileyen bir olgunun Türkiye’yi etkilememesi olanaksız. 

Ortaya çıkan bu olumsuzluktan faydalanmak mümkün mü?

FED’ in varlık alımlarını sonlandırma planı, Türkiye dâhil olmak üzere gelişmekte olan ülkelere risk oluşturacak adımlarla doludur. Öncelikle şunu belirtmek gerekir Ortaya çıkan bu olumsuzluktan faydalanmak için gayret göstermek lazım.

  • İhracatçıların dış pazardaki kırılganlığa rağmen gösterdiği performansın güven verici olması 2023'e 9 yıl kala İhracatın katma değerini arttırmanın  önemini gözlerimiz önüne sermektedir. Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 artışla 12 milyar 598 milyon dolar oldu bu nemi demek , "Ekim ayı mal ihracatı Cumhuriyet tarihinin en yüksek ekim ayı mal ihracatı olarak gerçekleşti. Senenin ilk 10 ayındaki toplam ihracat ise yüzde 5,6 artışla 131 milyar 140 milyon dolar oldu" ihracattaki bu olumlu gelişmeler büyümeyi destekleyecektir.
  • Dünyada düşen petrol fiyatları hem cari açığın azalmasına, hem de ithalatın aşağı çekilmesine sebep olarak enflasyona olumlu etki yapacaktır.
  • Ayrıca düşük petrol fiyatlarının enerji ve hammadde maliyetlerini aşağı çekerek rekabetçiliklerini olumlu etkileyecektir

Bunlarla birlikte, güçlü bankacılık yapısı ve kamu maliyesi sayesinde Türkiye’nin çok fazla etkilenmeyeceği söylenebilir. Türkiye, bir taraftan mali disiplinden taviz vermeyerek, diğer taraftan kararın  kalıcı hasara yol açmasını önleyecek tedbirler alarak ekonomisi üzerindeki olumsuzlukları azaltabilir.

Mali disiplinin sürdürülmesi ve gerekli tedbirlere ilave olarak yükselen faizler nedeniyle, yatırımlardaki düşüşe izin verilmemeli; “ Faizle para kazanma” yerine, “üreterek kazanma” yöntemi tercih edilmelidir.

.

FED her ay devlet tahvili alarak genel itibari ile ülkede yatırımların ve tüketimin artmasını sağlamayı amaçlıyordu. FED’ in piyasaya verdiği bu para sadece ABD içinde kalmadı. Bu para başta Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerle birlikte bütün dünya ülkelerine dolaylı yatırımlar yoluyla, yani sıcak para olarak yayıldı. Bu para sayesinde Türkiye ve bizim gibi ülkeler cari açığını daha kolay bir şekilde finansa edebildi. Çünkü piyasadaki bol para nedeniyle faizler düştü, bunun bir getirisi olarak da borçlanma maliyetleri çok ucuz olmaya başladı. Kısacası; Türkiye ABD’den gelen sıcak para ile cari açığını ve yatırımlarını çok zorlanmadan ucuza mal edebildi.

Bu durum böyle giderken, FED’ in tahvil alımlarını tamamen durdurması Türkiye’nin işinin eskisi kadar kolay olmayacağı anlamına geliyor. Türkiye de yatımlarını kendi tasarrufları yetmediği için dışarıdan borç alarak finanse etmektedir.  Bu nedenle FED’ in tahvil alımlarını durdurmasıyla Türkiye eskisi kadar dışarıdan kolay borçlanamayacak ve yatırımlarını finanse etmekte güçlük çekecektir.

Bu durum Özel Sektör Yatırımcısını, Girişimcisini ve İş Adamını nasıl etkileyecek?

Hal böyleyken bizim özel sektörümüzün durumuna bakacak olursak;

Özel sektörün Ağustos 2014 sonu itibarı ile borcu 43,2 milyar dolar artarak, toplamda 165,2 milyar dolar borca yükselmiş, bu borcun da 72,3 milyar doları bir yıl içinde ödenmek zorundadır. FED’ in kararından dolayı döviz kurları yükselmesi, kredi bulmanın kolay olmayacağı, bulunsa bile yüksek maliyetli olabileceği işaretlerini vermektedir. Bu göstergeler her zamankinden daha fazla temkinli olunması gereken bir döneme girdiğimizin işaretidir.

İşadamı ve Girişimcilerimize önerim nelerdir?

  • Harcamaları kısıp tasarrufları arttırmalı,
  • Kredi kullananlar Sabit faizli kredileri tercih etmeli,
  • Mümkünse Dövizli kredilerden TL sabit faizli kredilere dönülmelidir.
  • Krizin olduğu veya beklendiği dönemlerde işletmeler için çok daha önemli olan kontrollü bir bütçe planı kapsamında “Yüksek Satış Cirosu, Düşük Maliyet” stratejisi büyük önem arz edecektir.
  • Yine hepimiz biliriz ki, bir sorunu çıkmadan çözmek daha az maliyetli ve risklidir. Her şirketin bir stratejik planının olması gerekmesine rağmen, kredi kullanan veya yatırımlarını borçlanarak yapan işletmelerimizin muhtemel kriz dönemleri için mutlaka stratejik planlarını oluşturmalı, hazırlıksız yakalanmamalı ve olası risklere engel olmalıdır.

 

Yazarın Önceki Yazıları
Artık zihnimizdeki prangalarından kurtulma zamanı 23.03.2017İzne Çıkmayıp, Ücretini Alabilir miyim? 20.03.2017Düzenli Ödeyene Vergi İndirimi, Esnafa Ahilik Sandığı Geldi 13.03.2017İki milyon istihdam için getirilen teşvikler 06.03.2017İnşaat Sektörü Nereye Gidiyor? 27.02.2017Üretim Yapan Kobilere Birleşmede Vergi Muafiyeti 20.02.2017Piyasayı Canlandıracak Vergi İndirimleri Geldi 06.02.2017Vergi Erteleme Dâhil Birçok Düzenleme Yer alan Yeni Yasa 30.01.2017Girişimciler 2017 Yılında Şunları Unutmayın 23.01.2017Kriz Mi Geliyor, Şirketimizde Ne Tedbir Alalım? 16.01.2017Neden Taraf Olmak 05.01.2017Sicil Affını da Kapsayan Torba Yasa Mecliste 26.12.2016Yurtdışı Fuar Katılım Ve Marka Tanıtımına Yeni Teşvikler 19.12.2016Doların düşmesi Neden Önemli ve Nereye Kadar Düşecek? 12.12.2016Neden Dolardan Türk Lirasına Dönmeliyiz? 05.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.