YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yaz günleri
03 Ağustos 2015 16:05

Yaz gelince ben giderim. Yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni ortamlar ve yeni bir düzen içinde başlarım yaza. Bu yaz da öyle oldu. Başka bir şehre ayak basalı yirmi günü geçti. Yerleştim, alıştım, gördüm, gezdim, akşamları tek kişilik mekânıma döndüm ve yalnızlığın gereklerine uyum sağlamaya çalıştım. Daha bitmedi. Yaklaşık bir ay daha buradayım. Yaz günlerinin aydınlık, açık, sıcak ve yalnızlık dolu vakitlerini dinlemeye devam edeceğim.

Yaz gelince sanki gök kubbe kalkıyor dünyanın üzerinden, sınır çizgileri silikleşiyor ve genişliyor, insanın dışa doğru açılma imkânları bollaşıyor. Yani “yazın geldiği her yerde söyleniyor”.

Yaz ayları tenezzülsüzdür.

Ayartıcıdır.

Düşündürücüdür.

Her yaz, dünyaya küçük bir tat ekler. Fazladan bir tat. Aldatıcı ve ayartıcı bir tat. Çocuklardan büyüklere akan, gençlerden ihtiyarlara sıçrayan bir tat. Kan, dünyaya yapışır adeta. Saçaklardan akar, sokaklarda sıçrar, cıvıltıyla fışkırır, yaraları gizler, sayrılığı öne çıkarır. Bu nedenle “haziran’da ölmek zordur” demiş şair.

Geçen yazlardan aklımda tuhaf bir hatıra kalmış. Şehrin ana caddelerinden birinin üzerinde, önünde elektronik tartısı, oturmuş ağlayan bir çocuk görmüştüm. Yaklaşınca, ağlamasının nedenini anladım; tartısı bozulmuş. Bozulmamış da birileri bozmuş galiba. Çocuğa kızan bir esnaf tartıya zarar vermiş. Çocuğun zoruna giden de bu. Elektronik tartı bozulmuş ama “0”ı gösteriyor. İbre, bu rakama sabitlenmiş, kımıldamıyor. Sıfırı gösteriyor. Yani insanın gerçek kilosunu. Bu “0” rakamı düşündürdü beni. Hoşuma gitti. Sıfır kilo olduğumu unutmuşum, o geldi aklıma. İnsan, bir ağırlığının olduğunu sanıyor şu fâni dünyada. Oysa gerçek ve nihai kilomuz belli: Sıfır.

Yazın kışa göre bazı farkları var. Birçok farkı var da biz en özgünlerinden bahsedelim.

Yaz, gölgeler getirir.

Yaz, serin vakitler armağan eder.

Yaz, gökyüzünü yumuşatır. Ayı parlatır. Yıldızlar eker.

Yaz, çocukluğa gizli köşeler sunar.

Yaz, toprağı çınlatır.

Yaz, ağaçları kelimeleştirir.

Yaz, ağaçlardan meyve koparır.

Yaz, renklere kanat takar.

Yaz, mesafeleri huzurla onarır.

Yaz, rüyaların gerçeğe değme anlarıdır.

 

Yaz ayları “başlar”, kış günleri “gelir”.

Yazda “zafer” vardır, kışta “derinlik” vardır.

Yaz “biter”, kış “geçer”.

Yaz “arkada kalır”, kış “sona erer”.

 

Ben oyumu yaza veriyorum. Hep verdiğim gibi.

Ben güneşin, ayın ve yıldızların altından geçerek gitmek istiyorum.

Ben rüyamın gerçeğimden büyük olmasını istiyorum.

Kışın içinde bile bir yaz köşesi olmalı. Gerçeğin sert uçları ruhumuzu parçalayabilir çünkü.

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Acıklı olan, acıma ve gerçek 07.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.