YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Vakit daralıyor
24 Kasım 2014 09:45

Vakit daralıyor. Yapılması gerekenleri yapmalıyım. Düşünülmesi gerekenleri düşünmeliyim. Acele etmeden. Dağılmadan ve dağıtmadan. Vaktin memesinden emen hiç kimse yorulmaz ve ümitsizliğe düşmez. Sadece bilincinde olmalıyım. Vaktin bilincinde olmam yeterli. Kendimin bilincinde olmam yeterli.

İnsan, vaktin oğludur, demişler. 

Eşya, vaktin süsüdür.

Varlık, vaktin türküsüdür.

Vakit daralıyor. İçimdeki hışırtıdan anlıyorum bunu. Biri geziniyor. Evet, içimde birinin ayak seslerini duyuyorum. İnsanın içinde bir başkasının ayağı ne gezer? Üstelik yürüyor. Hem yürüyor hem de hışırtılı sesler çıkarıyor. Gecede mi, gündüzde mi? Vaktin hangi bölümünde uğramış içime? Kapıyı nasıl bulmuş? Benim nasıl haberim olmamış?

Vakit daralıyor.

İçimde gezen ayağın sahibine sormak istiyorum: Senin orada ne işin var? Kaç kişisiniz? Kimden haber aldın benim içimi? Kim verdi sana içimin adresini? Sen kimsin?

Zaman mısın, duygu musun?

İlham mısın, vahiy misin?

Vücut musun, ruh musun?

Kimsin sen, nasıl bir şeysin?

Vakit daralıyor. Sondan bir önceki adımda, en azından bu kertede, içimdeki varlığa sesimi duyurmam gerekir. Böyle düşünüyorum. Ona sesimi duyurmalıyım. Düşüncemi dağıtmasına izin vermemeliyim. Onun çıkardığı hışırtı yüzünden işlerimi yetiştirmekte gecikebilirim, yapmam gerekenlere odaklanamayabilirim. Son anda, onun hışırtısına kulak kesildiğim bir anda, vaktin gongu çalabilir, süre bitebilir.

Onu dışarıya çıkarmak istesem, bunu becerebilir miyim acaba?

Kapıyı bulabilir miyim?

Peki, o nasıl girmiş olabilir, kim oraya sokmuş olabilir onu. Veya onları...

İçimdeki sesin ritmine mi uysam yoksa? Hayır. Hayır. Bunu yapamam. Tanımıyorum o ritmin sahibini. Amacını da bilmiyorum. Belki de beni kışkırtmak istiyor; beni, uçurumlara sürüklemek istiyor...

Ritim, gitgide artıyor. Tam, vakit daraldı derken, Allahın işine bak sen! Hiç ummadık bir meşgale çıkıverdi. Hem de en tuhafından. Şimdi, nereye gitsem, kimlere sorsam, kimlerden yardım istesem!

Vakit daralıyor. Adımlarımı, içimdeki varlığın adımlarına uydurmakta zorlanıyorum. Yazık ki, başka türlü de davranamıyorum. Git gide, parmaklarım, ellerim, kollarım, boynum, hatta saçlarım bile bu ritme göre hareket etmeye başlıyor. Aklıma zarar gelmez inşaallah. Çıldırmak böyle bir şey olsa gerek. Beni bana rağmen teslim almaya çalışan, üstelik kim olduğunu da bilmediğim birine mekan olmuşum da farkında değilim.

Bağırmak istiyorum. O da ne! Sesim kısılmış, tükenmiş. Farkında olmadan bağırmış mıyım yoksa? Yoksa... sesimi de mi aldı içimdeki o malum varlık?

Vakit daralıyor. Düşüncelerim ve hareketlerim dengesini kaybetmek üzere. İçimdeki kim ise, onunla bir an önce irtibat kurmanın yolunu bulmalıyım. Onunla karşılaşmalıyım. Ona bir an olsun dönüp şöylece bakmalıyım. Belki de vakit odur. Belki de bana yeni bir vakit hazırlıyordur. Bütün hışırtı da bu hazırlığın alametidir. Kim bilir! 

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.