YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tarih ve Zaman
27 Temmuz 2015 11:03

“Tarih”, insanın “zaman”la ilişkisinin bir sonucudur.

“Tarih”ten önce “zaman” vardı. “Zaman”, insanı karşıladı ve onu muhatap aldı. Böylece “tarih” başlamış oldu.

 “Tarih”, insana doğru alçalır; “zaman”, hakikate doğru yükselir.

İnsan “zaman”ı tarih boyutuyla kavramaya ve giderek “tarih”i “zaman”ın önüne çekmeye başladı. Sonuçta “zaman”ın yerini “tarih” almaya başladı.

“Tarih”in “zaman”a öncelenmesi, olayların ve durumların beşeri bir perspektifle yorumlanması ile sonuçlandı.

İnsanın “tarih”i kırdığı ve “zaman”ı yeniden dirilttiği dönemler oldu. Peygamberler, “tarih” ile “zaman”ın yerini kendi mutlak yerlerine yerleştiren insanlardır. Onlar, insanın gerçek muhatabanın “zaman” olduğunu hatırlattılar ve “tarih”sel düzeneğin oluşturduğu fanusu kırdılar.

“Zaman”ın en küçük parçası olan “an” bile, binlerce yıllık “tarih”ten daha değerli ve daha öğretici olabilir. Çünkü “zaman”, idraktir. “Zaman” ile ilişkisi sayesinde insan, beşerin ve eşyanın hakikatini daha doğru bir şekilde kavrayabilir ve böylece çözümler yumağına sahip olabilir.

İnsan, yaşadığı günü, onu tarihin bir parçası yaparak değil, ancak an ve vakitlerinin bilincine vararak idrak edebilir ve anlamlı kılabilir.

“Zaman”, mevcut realiteyi her an kırar ve yeni realiteler kurar; ruhun tarihsel akışa teslim olmasını ve akış içinde katılaşmasını ve durağanlaşmasını önler; yaratılış gerçeğini insanın kulağına her an fısıldar.

19. yüzyıl ile birlikte “tarih” “zaman”a galip oldu ve öne geçti. Yani “zaman”ın kendisi yerine, onun kullanılmış ve beşerileştirilmiş hâli olan “tarih” esas alındı. İnsan, “zaman”a hükmedebileceğini düşündü ve tarihin her şeyi yerli yerine oturtacağına inandı. Sonuçta “zaman” gerilere çekildi ve insanla ilişkisi neredeyse koparıldı.

Müslümanın esas mekânı “tarih” değil, “zaman”dır. Müslüman, vaktin esaslarına tabidir. O, hiçbir şeyi tarihin kucağına atarak uzaklaştırmaz; her şeyi zamanın içine çeker ve onunla ilişkisini taze tutar. Eşyayı “an”ın gözleriyle görür. Hayvanı “an”ın gözleriyle görür. İnsanı “an”ın gözleriyle görür. Kendini “an”ın gözleriyle görür. Bu nedenle Müslüman Doğunun “tarihî” olana bakışı, başkalarının bakışıyla aynı mahiyette değildir. Müslüman, “tarihî” olana salt “tarihî” olması dolayısıyla bir değer atfetmez; onu “zaman”ın gözünden bakarak değerlendirir, yani hakikatle ilişkisi üzerinden bir değer biçer ona. 

İnsanın kendisinin oluşturduğu “zaman” diye tarif edebileceğimiz “tarih”, tuhaftır ki, genellikle insanın işine pek fazla yaramaz. Kendisi kurgulamış bile olsa, insan eninde sonunda “tarih”in kurallarına göre değil, “zaman”ın hükümlerine göre bir sonuca ulaşır. Bu nedenle “tarih”, her zaman tekerrür eder. Oysa “zaman”da bir tekerrür söz konusu olmaz. O hep kendisi olarak kalır ve yeni şartları yeni durumlarla karşılar. “Tarih”i insan için anlamlı kılacak yegane şey aslında bizzat “zaman”dır. Çünkü “tarih” bir bilgi konusudur; “zaman” ise bir idrak meselesidir. İdrak… Yani derin kavrayış… Derin kavrayış, bilgiyi de anlamlı ve değerli hale getirir.

Son iki yüz yıllık “tarih”in günümüz Müslümanlarının başına ördüğü çorap “tarih”ten ders almamalarından değil, kendi “zaman” anlayışlarıyla bağ kuramamalarındandır. Müslüman, “zaman” bilinciyle dirilir.

“Zaman” ile kurulacak Müslümanca bir ilişki bizi insanın, tabiatın ve eşyanın hakikatle buluştuğu o temas noktasına götürecek ve bugünün karmaşasına mü’min bir dikkatle bakmamızı sağlayacaktır.

Ahmet Haşim’in “Müslüman Saati”ni anmanın zamanı geldi. Üstad şöyle bitiriyor yazısını: “Şimdi Müslüman evindeki saat, başka bir âlemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor. Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.”

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Acıklı olan, acıma ve gerçek 07.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.