YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Şairler, dünyaya uygun değildir
22 Ocak 2015 08:00

 

Ben de biliyorum

Uygun olmadığımı

Bu dünyaya

Görüşmek istediğimizde her an görüşebileceğimiz bir mekan yakınlığı ve imkan bolluğu vardı. Hayatımın çoğu Ankara'da geçti. Alaeddin Özdenören de uzun yıllar Ankara'da yaşadı. İkimizin de aynı şehri paylaştığımız, aynı zamanlarında nefes aldığımız yılların sayısı hiç de az değildir. Üstelik kendisini çok sevdiğimi de söylemem gerekir. Alaeddin Ödenören benim için önemli bir şairdi ve şiire ilk başladığım yıllardan itibaren okuduğum, takip ettiğim, bunun da ötesinde içten içe şahsına muhabbet duyduğum birisiydi. Onunla dost olmayı isterdim ama olamadım. Bunun için herhangi bir çaba harcadığımı da söyleyemem. Belki de çekingenliğimdendir. Pek az karşılaştım. Pek az konuştum. Özdenören'in seçtiği hayat biçiminin de bunda etkisi olmuş olabilir. Yalnızdı. Garipti. Tuhaftı. Sadece benim için mi böyleydi? Sanmam. Hakkında konuşulanlara bakılırsa herkes için ya da çoğu kişi için böyle olmalı. O bir fıkra kahramanıydı. Tuhaf davranışları hepimizi güldürmüştür. Bu davranışlara sebep olan ise sanırım dalgınlığı idi.

Alaeddin Özdenören, dalgınlıklar ülkesidir. Rüzgarlı bir Ankara gününde, Kızılay'dan Ulus'a doğru giderken sigarasını yakmak için rüzgar dolayısıyla yönünü geldiği tarafa dönmesi ve sigarasını yaktıktan sonra gittiği yönü unutup, sigarasını yaktığı yöne doğru devam etmesi hep anlatılagelmiştir. Bir seferinde de İstanbul'da, boğazdan karşıya geçerken vapurda arkadaşlarına avuç avuç leblebi dağıtmaya başlaması ve bir müddet sonra, yanına oturduğu ve tanımadığı adamın birden Alaeddin Özdenören'in elini ceketinin cebinde yakalayarak "Yeter artık. Kalanını da çocuklarıma götüreyim" demesi ve bu büyük şairin elinin yanlışlıkla ve dalgınlıkla yanındaki tanımadığı adamın cebine girip çıkması gülme duygumuzu yıllarca harekete geçirmiştir.

Onun iç maverasının bir kısmına şiirlerinden tanık olduğumuzu söyleyebiliriz. Çoğunu ise yanında götürmüş olmalı. Onun maverasına yeterince tanık olmuş olsaydık karşımıza devasa bir acılar ve inanışlar fotoğrafı çıkabilirdi. Ruhunda açık bırakılmış ve her hareketinde bir başka damarını kesen ama hiç birimizin şahit olma imkanı yakalayamayacağı acılarına, ıstıraplarına ve hicranlarına yeni yerler açan bıçağı görebilirdik.  

Hemen herkesle onlarca söyleşinin yapıldığı bir edebiyat ortamında onunla yapılan söyleşi sayısı o kadar az ki.  Herkesin konuştuğu ve konuşturulduğu bir çağda bir el onu adeta susturmuş ve görünmezleştirmiş. Hakkında yazılan yazıların azlığı da işin cabası. Kimse şiirlerinin denizine cesaretli bir dalış yaparak o içli şiirleri yeni keşiflerle bize anlatma girişiminde bulunmamış. Alaeddin Özdenören'in hem şahsi macerası hem de şairliği, üzerinde yepyeni sözler söylenebilecek bakir bir alan olarak hâlâ kendi eleştirmenini bekliyor. Onun okuru da sanki geleceğin içine saklanmış gibi. Şiirlerin kendi yolcularını bulacağı hicret vakitleri vardır. Kitaplardan, sayfalardan mısra mısra koparak bu yolcuların gönüllerine uçar, orada mekan tutar, şehir kurarlar. Bu bir nevi hicrettir. Hiç bir hicret, kendi zamanını ve mekanını bulmadıkça gerçekleşmez. Her şairin geleceğe nizam ve muştu götüreceği zamanlar farklı farklıdır. Hiç bir şairin başlama gongunun zamanı diğerinkine benzemez. Bu gong çaldığında şiirler şairden önce yerleşecekleri mekanlara doğru koşarlar. Bu mekan hikmet ve gönül mekanıdır. Kimininki önce ulaşır kimininki sonra ulaşır.

Kendi hikâyesi içinde herkes yalnızdır. Alaeddin Özdenören'in hikâyesi bir şair hikâyesidir. Bir yanıyla herkesin hikâyesinden bir parça taşır, diğer yanıyla her şiiriyle yeni bir hikâye başlatır. Şair, başka gönüllerde hikâyeler başlatan kişidir. Şiirin kendisi hikâye değildir belki ama düştüğü her mekanda bir hikâye başlatır. Vardığı noktada bir hikâyenin gongunu vuramamış şiir talihsizdir. Özdenören, bir hikâye başlatıcısıdır. Yalnızlığını damıta damıta bir başlangıç noktası oluşturmuştur.

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.