YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Okumak, bir aşk işidir
29 Mayıs 2015 08:21

Kitapların dünyası, sanıldığı kadar masum bir dünya değildir. Okumak bir ödevdir ama neyi, nasıl ve ne zaman okuyacağını bilmektir esas olan. Öyle okumalar vardır ki, bir zaman kaybından öte işlevi yoktur. Dahası var... Okumak fiilinden murat edilen "bilme" durumunu bütünüyle fesada uğratan, zihni ve kalbi çiğneyen, çamurlaştıran okumalar vardır.

Mevlânâ Celaleddin-i Rumî, Mesnevi'de şöyle bir hikaye anlatır:

"Bir ırmağın kenarında çok yüksek bir duvar vardı, o duvarın üstünde susuz bir adam duruyordu. Suya yetişmesine duvar mani oluyordu. Zavallı adam su için, sudan çıkmış balık gibi çırpınıp duruyordu.

Birden aklına geldi duvardan bir kerpiç kopararak suya attı. Suyun sesi kulağına çok tatlı ve hoş geldi. Suyun tatlı sesi adamın kulağına bir sevgili sesi gibi tatlı geldi, adamı sarhoş etti. Bunun üzerine adam duvardan taşlar, kerpiçler kopararak suya atmaya başladı. Bunun üzerine su adama seslendi.

"-Ey adam bana niçin taş atıyorsun, bundan sana ne fayda var?" dedi.
 Adam yanık bir sesle cevap verdi.

 -"Ey su bu işin bana iki faydası var, onun için bu işten vazgeçmem. Birinci faydası suyun sesi susuzun kulağına en güzel bir musiki gibi gelir, ikincisi de kopardığım her taş, her kerpiç duvarı biraz daha alçaltıp, beni suya yaklaştırıyor." dedi."

Bu hikayedeki adamın hali, bir aşk halidir. Istırap ve ıstırabı giderme arzusu. Bu arzu ona suya ulaşacağı yolları öğretiyor. Diyelim ki adamdaki o susuzluk hali olmasaydı, suya ulaşacağı yolu, yani suya taş ve kerpiç atma eylemini akıl edemezdi. Akıl etse bile bu, suya ulaşma amacına matuf olmaktan çok bir vakit geçirme eylemi olmaktan öteye geçmezdi. Adamdaki susuzluk hali, ruhen ve bedenen hissedilen bir haldir ve onun bütün eylemini tek bir noktaya odaklamasına neden olmaktadır. Bu adamın, suya odaklanmaktan başka bir şey düşünmesi işin tabiatı gereği mümkün değildir. Bu odaklanma ona suya ulaşmanın mantığını, sürecini ve yöntemini öğretmektedir. Yani akıl, aşk sayesinde doğru ve isabetli tercihler yapma kabiliyeti kazanmaktadır.

Bu alegorik anlatımdaki susuz adamı temsil eden okur, "okur"dan kast edilen anlamı tam olarak içermektedir. Geriye taş ve kerpiç atma kalıyor ki, bunları nereden bulacağını ona öğretecek olan da çektiği susuzluktan başkası olmayacaktır.

Gerçek anlamda susuzluk çekmeyen okuru çevreleyecek çok sayıda serap vardır. Bu seraba aldanmadan suya ulaşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Kitaplarla dolu evlerden sokağa cahil çıkanların çokluğunu başka nasıl izah edebiliriz ki!

Okumak, bir aşk işidir.

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Acıklı olan, acıma ve gerçek 07.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.