YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nuri Pakdil konuşuyor
28 Kasım 2014 08:25

Nuri Pakdil, yaklaşık beş yıldır 'konuşuyor'. Hemen her davete gidiyor. Adına düzenlenen panellere katılıyor. Verilen ödülleri kabul ediyor. Kitap imzalıyor. Gençlerin sorularını cevaplıyor. Konuşmalar yapıyor. Evine gelen konukları tebessümle karşılıyor. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın davetlerini geri çevirmiyor.

Seksen üç yaşında.

Dinç, neşeli ve hafızası yerinde.

İnsanlar, onu görmek istiyor, onunla konuşmak istiyor, onu dinlemek istiyor, ona sevgilerini göstermek istiyorlar. Gittiği her yerde çevresinde hemen bir gençlik çemberi oluşuyor ve ona bir düşünüre bakar gibi bakıyorlar; bir bilgeye gösterilecek saygıyı gösteriyorlar, kendilerince, ellerinden geldiğince.  

Kimileri, Pakdil'in bu tutumunu yadırgıyorlar. Onu susan, köşesinde bir 'buda heykeli' gibi duran bir insan olarak görmek istiyorlar. Oysa, insanın insanla temasında yadırganacak ne olabilir ki! A. Hamdi Tanpınar'ın güzel bir sözü var: "insanın ufku, insandır" der. Hele bir düşünürün, bir ilim ve irfan sahibinin insanlardan uzak durması, istisnai haller dışında hiç de övülecek bir şey değildir. Yadırganacaksa, insanın insandan kaçması/uzak durması yadırganmalıdır.

Bilen, konuşmalıdır. Bilmeyen, susmalıdır. Medeniyet, böyle oluşur.

Nuri Pakdil'in 'konuşmaya başlaması', Nuri Pakdil efsanesini yıkmıştır. Nuri Pakdil, genel kamunun zihninde oluşmuş veya oluşturulmuş efsaneyi diri bir müdahale ile dağıtmış ve imha etmiştir. Kendi elleriyle. Bilerek, isteyerek, bilinçli bir şekilde. Unutulmaması gereken şey sanırım şudur: Kendi şahsiyetine hayran olan birisi, kendi adı etrafında oluşmuş ve üstelik herhangi bir kir de taşımayan bir efsaneyi yıkmaz istemez; aksine onun yaşamasını, genişleyerek var olmasını ister. Adının etrafındaki efsaneyi yıkma teşebbüsü ise, her türlü putlaşma ve putlaştırma teşebbüsüne karşı 'devrimci bir eylem'dir. Nuri Pakdil, sustuğu eski dönemlerde de, konuştuğu şimdiki dönemde de aslında aynı adamdır. Bize adeta şunu demektedir: "Susmasını bildiğim kadar konuşmasını da bilirim ve asla, kendi kişiliğim de dahil, hiç bir şeyi putlaştırmam."

*

Nuri Pakdil, edebiyatımıza zindelik katan yazarlardandır. Düşüncesi ile, dili ile, duruşu ile, susuşu ile... Geçen elli yıllık edebî tarihimize taze, diri, güçlü kitaplar armağan etti. Zihinlere ani bir ses dalgası olarak dokundu. Rüyayı gerçeğe yaklaştırdı, böylece maniple edilmesi güç bir alan açtı.

Düşüncesinin zindeliği; ilahî ses karşısında, edepli ve sorumlu bir kavrayışa sahip olmasındadır.

Dilinin zindeliği; kelimeyi, bir düşünce yumağına dönüştürmesi ve yeni biçim denemelerine cesaret edişindedir. Her kelimeyi, paslanmış anlamlarından arıtır, diriltir ve onu yepyeni bir şekilde bir yiv gibi kalbe doğrultur.

Duruşunun zindeliği; hâl ehli olmayı, düşünce sorumluluğunun bir parçası olarak görmesindedir.

Susuşundaki zindeliği ise; insanın kendi şahsiyetinin de başlı başına bir üslup ve çok katmanlı 'okuma alanı' olabileceğini göstermesindedir. 'Bilinçli susma', insanın, kendi varlığını bir eylem alanına dönüştürmesidir.

*

Nuri Pakdil okuyun. Okutun. Kütüphanelerinize onun eserlerini kazandırın. Çocuklarınıza ondan bahsedin. Öğrencilerinize, onun kitaplarını (veya herhangi bir cümlesini) anlama ve anlatma ödevleri verin.

*

Pakdil, hep konuşacak ve konuşulacak. Kişiliği ile, eserleri ile. Susması ile, konuşması ile.

28.11.2014

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.