YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mustafa Aydoğan
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Müslüman devletler kültür koridoru
20 Nisan 2015 08:44

Birlik olmadan hiç bir Müslüman devlet tek başına kendi yolunu bulamaz, kendine oynanan oyunları göremez. Batı dünyası, her türlü saldırı planlarını en ince ayrıntısına kadar düşünüyor ve o planlarını gerçekleştirmek için uzun dönemli hesaplar yapıyor. Bu hesaplar içinde kuşkusuz ki en etkili olanı kültürel hesaplardır. Batının kültürel başarısı, bütün başarılarının tetikleyicisi ve öncüsüdür. Bu nedenle, kültürel baskıyı üzerimizden attığımızda diğer Batı baskılarının da onun peşinden bizi terk edeceğini öngörebiliriz.

Bizim öncelikle kültürel baskıdan kurtulup, ruhumuzu aydınlığa çıkarmamız gerekiyor. Ruhumuzu aydınlığa çıkaralım ki yolun üstündeki sis dağılsın, kalbimiz ferahlasın ve birbirimizi görme imkanımız oluşsun. Ne ki bunun yolu, tek başına vereceğimiz uğraştan çok Müslüman devletlerle birlikte hareket ederek ve düşünce alış verişinde bulunarak bir imkanlar silsilesi oluşturmaktan geçiyor.

Bu birliktelik her şeyden önce birbirimize karşı olan önyargılardan kurtulmamızı sağlayacaktır ki bu, hiç azımsanacak bir şey değildir. Bugün itibariyle aramızdaki duvarların en kalını ve en yükseği birbirimize karşı takındığımız küçümseme ve aşağılama tavrıdır. Bir Suudi Arabistanlıyı, bir Suriyeliyi, Bir Mısırlıyı, Bir Ürdünlüyü, Bir Iraklıyı, Bir Faslıyı, bir Pakistanlıyı, bir Yemenliyi gereği gibi ciddiye almıyor, hatta küçümsüyor ve dudak büküyoruz. Onların her açıdan yetersiz ve geri kalmış olduğunu düşünüyoruz. Peki onlar bize çok mu olumlu bakıyordur? Onlar da bize, bizim onlara baktığımız gibi bakıyorlar. Küçümsüyor, önemsemiyor ve ciddiye almıyorlar.

Bu tutumların karşılıklı olarak kırılması gerekir. Bunun için yapılması lazım gelen en önemli ve ilk adım bir araya gelme imkanlarının oluşturulmasıdır. Elbette bunun öncelikle kültürel ve ilmi alanda olması gerekir. Kültür insanlarının, ilim erbabının sık sık bir araya gelmesi, çeşitli oluşumlar içinde sürekli görüşmeler yapması ve bunların geleneksel hale dönüştürülmesi gerekir. Küçümsemeden, kısa vadeli ve güdük hesaplara kurban gitmeden, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan uğraşmak gerekir. Çünkü biz, birbirimizi yeterince görmedik, konuşmadık, muhabbet etmedik, şakalaşmadık. Aramızda çok boşluklar bıraktık ve düşman bu boşlukları doldurdu. En azından yüzyıldır durum böyle. Bu eksiğimizi gidermek için harekete geçmemiz gerekiyor.

Bizim asıl güçsüzlüğümüz, Müslümanlar olarak birbirimizi yüzyıldır unutmuş olmamızdır. Hiç birimiz diğerinin şiirini okumaya tenezzül etmiyoruz. Hiç birimiz diğerinin sanatına bakmayı akıl etmiyoeuz. Hepimizin yönü Batıya dönmüş, oradan gelen ses dışındaki bütün seslere kulaklarımızı kapatmışız. Oysa artık durumlar eskisi gibi değil. Dünya artık yeni seslere hasret, yeni anlayışlara hasret, yeni atılımlara hasret.

Elbette, bir çok eksiğimiz var. Elbette kültürel anlamda yeterince zengin ve çeşitli değiliz. Elbette, birbirimizden alacağımız faydalar tatmin edici olmayabilir. Ama unutmamak gerekir ki, bu eksiklerin altında yatan en önemli etken hepimizin yalnız olmasından ve Batı baskısı altında sinmiş olmasından kaynaklanıyor. Aramızda kuracağımız ilişkiler, yürüteceğimiz  tartışmalar veya en azından bir araya gelmenin oluşturacağı sinerji tahmin edilmedik faydalar sağlayabilir ve herkesin azını çoğaltabilir. Böylece dünyada, yeni bir kültür damarı fışkırabilir.

Müslüman milletlerin ihtiyacı olan şey zeka ve idrak değil; ruhlarının arındırılması, kardeşliklerinin hatırlatılması ve asıl zenginliğin ruh akrabalığında olduğunun yeniden fark edilmesindedir.

Bizi diriltecek olan şey aslında basit bir çözüme dayanıyor: Birbirimizin yüzüne bakma, muhabbet etme ve birlikte duygulanma imkanlarının oluşturulması...

Kültürel yakınlaşma ve kaynaşma, ruhumuza geçirilmiş Batı haçını kıracak ve bizi sekinete kavuşturacaktır.

Kültürel ilişki, devletler arasından çok halklar arasında kaynaşmayı sağlayıcı ve diğerinin varlığını ve yalnız olmadığı duygusunu fark ettirici en etkin yoldur.

Birbirimizin yazdıklarını okuduğumuzda, birbirimizin düşündükleri üzerine eğildiğimizde, birbirimizin duygularını fark ettiğimizde; birbirimizdeki zenginliği fark edecek ve herkes diğerinin zenginliğine katkı sağlayacaktır. Böylece tarih yeniden ve yeni bir şekilde dirilecek, duygular yeniden kendi evine dönecek ve dünyanın üstündeki karanlık örtü kalkacaktır.

Elbette öncülüğü Türkiye'nin yapması gerekiyor. Dışişleri Balkanlığına ve Kültür Bakanlığına çok iş düşüyor. Bu bakanlıklarda, Müslüman devletlerle kültürel ilişkileri yürütecek özel birimler oluşturulması ve yetkin ilim ve irfan sahiplerinin de buralara düşünceleriyle katkı sağlaması gerekiyor.

  

Yazarın Önceki Yazıları
Hayır! Bu biriciktir 07.11.2015Duygu ve Kader 28.10.2015Kıyıya vuranlar 04.09.2015Kültür, Duygu bütünlüğü ve Türkiye'nin sorunu 23.08.2015Masal 13.08.2015Yaz günleri 03.08.2015Tarih ve Zaman 27.07.2015Yunus'un aşk yolculuğu 18.07.2015Oruç geceleri 13.07.2015TV, dizi, program vs. 29.06.2015Güneş donanması 22.06.2015Siyasetin ve siyasetçinin dili 15.06.2015Yaza/bilmek 09.06.2015Okumak, bir aşk işidir 29.05.2015Noktanın sırrı 13.05.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.