YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ülkemizin menfaatleri ve ümmetin dirliği için İran rejiminin değil amma
10 Ocak 2018 14:19

İran’da yaşanan gelişmeler konusunda değerlendirme yapacak olanların dikkate alması gereken iki husus:

  1. İran da şii doktrininin hayatın her alanının üzerindeki etkisi
  2. Tahran Çarşısı’nın sosyal hayatta ve siyasetteki rolü

İlk tahlilde İran olaylarının arkasında ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerin olduğu açıkça görülüyor.

Her ne kadar İran rejiminin ülke kaynaklarını ideolojik körlükle kendi halkı için değil yayılmacı faaliyetler ile dünyayı Şiilestirme hülyaları, kendi halkına karşı haksızlıkları , yoksullukla ve yolsuzlukla mücadele etmemesi ve buna mukabil molla kesimi ile çevresindekilerin zenginlik içinde ve müreffeh bir hayat yaşaması gibi sebepler bu ayaklanmanın zeminini oluştursa da, olayların arkasındaki ABD ve İsrail’in derdi ve amacının İran halkının refahı ve mutluluğu olmadığı hepimizin malumu.

Ülkemizin menfaatleri ve ümmetin dirliği ve birliği için dış müdahale girişimlerine karşı  İran rejiminin değil amma İran halkının yanında olmalıyız

Lakin bu iş bertaraf edildikten sonra, İran rejiminin hatalarını düzeltmesi için baskı yapmalı ve ümmet birliğine muhalefet eden İranlı yetkilileri devre dışı bırakacak hamlelere de destek olmalıyız.

Bu arada şunu da herkes bilmeli ki; Olayların arkasında olan Haçlı Batı ve Siyonistlerin esas hedeflerine ulaşabilmeleri hiç de kolay değil.

Rejimi yıksalar bile nihai hedeflerine ulaşamazlar.( inşallah)

Batının bu olaylara müdahil olması, göstericilerin kamu ve ticari mahalleri yağmalamaları ve yakması bu kalkışmanın bir müddet sonra sona ereceğine bir işaretti.

İran’dan geçen İpek Yolu, enerji ve taşıma yolları ile protesto eylemlerinin buluştuğu harita!

ipek-yolu.png

Gösterilerde atılan sloganlara bir-iki örnek

"Paralarımızı Suriye, Gazze ve Lübnan'da harcamayın"

 "Halk dilenecek duruma düştü"

"Suriye'yi bırak da bizim halimize bir bak",

"Ne Gazze, Ne Lübnan, canım İran'a feda olsun"

 "Kahrolsun Hizbullah",

"İslam cumhuriyeti istemiyoruz"

 "İstiklal, özgürlük, İran Cumhuriyeti"

 "Halk dilenciliğe başladı".

Bu sloganlarla Türkiye'de ki muhaliflerin söylemleri aynı kalemden çıkmış gibi, gelmiyor mu size de?

gezici-iranli.png

Yine, Rıza Şah Pehlevi'yi ülkenin modernleşme simgesi olarak görenler gösterilerde ona dua ediyor.

1979'da devrilen İran Şah'ının eşi Farah Diba Pehlevi, İran'da yaşanan olaylara kayıtsız kalmayarak destek mesajı veriyor.

20 den fazla İran şehrinde protestolar yaşanıyor.

Humeyni'nin kutsal olarak kabul edilen evini  dahi basılıyor ve yakıp-yıkılıyor.

İlginçtir ki Protestolara Urmiye ve Tebriz gibi Türk şehirleri de katılıyor.

Bu konu ayrıca ilgilenilmesi gereken çok ilginç bir durum.

Halbuki bütün yolsuzluklara ve olumsuzluklara rağmen Şia bağı onları bu tür protestolardan öte tutuyordu.

Fethullah Gülen, "ahirette Cennet'e giden yol İran'ın içinden geçse oraya gitmem" derken, bakınız Prof.Dr. Esad Coşan Hoca efendi ne diyordu:

"İran ile birçok müşterek yanlarımız, dostluk ve iş birliği kurma imkânlarımız var. İran'ın yarıya yakın ahalisi Türk. Tarihte birlikte yaşamış, beraber devlet kurmuş ve yönetmişiz. Türkçemizde pek çok Farsça kelime var. Eski edebiyatımız İran dil ve edebiyatıyla çok içli dışlı. Birçok Türk yazar ve şair o dil ile eser yazmış, o dili konuşmuş. Arşiv vesikaları, kütüphanelerimizdeki yazma eserler o dilden... Farsça'yı bilmeden eski muhteşem kültürümüzü anlamamız ve kavramamız mümkün değil!

İran bizi Orta Asya'ya, Türk halklarına, Güneydoğu Asya Müslüman ülkelerine bağlayan kilit ülke. Kalkınma, ulaşım, ticaret, sanayi, eğitim, kültür, savunma, korunma bakımlarından iş birliği yapmak zorundayız. O bize muhtaç, biz ona!

Batılılar korkuyor, çekiniyor, istemiyor, sevmiyor diye niçin İran'ı dışlayalım, defterden silelim? Hem Batı niye İran'a düşman?

İran'ı yıllarca sömüren o, İran'a en büyük kötülüğü yapan o. Bir de kalkmış düşmanlık ediyor, karalıyor, kötülüyor! Hem suçlu, hem güçlü! Usta hırsız misali ev sahibini bastırmaya çalışıyor. Batı'nın çirkin iftiralarına aldanmayalım, iğrenç politikalarına kanmayalım, onlar bizi birbirimize düşürüp kırdırmak; sonra da bakıp gülmek, alay etmek, kendi sömürüsünü devam ettirmek istiyor.

Dış politikada anlamsız inat ve taassuba yer vermeyelim, körü körüne Batı'ya tâbi olmayalım. Biz hür, şerefli ve izzetli bir ülkeyiz. Milli ve dinî menfaatlerimizi göz ardı etmemeli, elimizdeki avantajları elden kaçırmamalıyız.

İran ve diğer Müslüman komşu ülkelerle bölgesel, özel ve daha candan ilişkiler kurmak, dünya üzerinde yepyeni ve dosdoğru bir hak düzeni tesis etmek için iş birliği yapmak konusunda canla başla çalışmaya devam edelim. Çünkü tüm insanlığın maddeten ve mânen kurtuluşu bize ve bu iş birliğine bağlı.

(Prof. Dr. M. Esad Coşan, 1996'daki bir konuşmasından.)

Yazarın Önceki Yazıları
Ahir zaman zalim İmparatorluğu ABD’nin sonu geldi 07.02.2018Özel üretilen Kudüs krizini, neden bir de bu yönden irdelemiyoruz? 21.12.2017Zarrab davası; Gerçek ve esas sebebi henüz kimse yazmadı ve konuşmadı 07.12.2017Suudi Arabistan'da yaşananlar bir değişim hareketi 28.11.2017Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-2 16.11.2017Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-1 07.11.2017Dur de artık İzmir dur de! 25.10.2017Asimetrik kuşatma ve bir şekilde ikna edilenler 02.10.2017Çalışma hayatı ve Beş Maymun Hikaye’si 21.09.2017Aile kutsaldır 16.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 2 05.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 1 24.08.2017Selam olsun... 15.08.2017Hukuk ve adalet, savaşta bile! 07.08.2017Yürek Devleti’nden Evdeki Hilâfet’e ve İslam Devleti 27.07.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.