YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Katliamları Papa kutsamışsa bu soykırım olmaz; medeniyet olur
23 Nisan 2015 16:15

Geçmişi vahşi katliamlar, sapık ilişkiler ve başta çocuk tecavüzleri olmak üzere her türlü tecavüz yöntemiyle ve sapkınlıkla dolu olan Vatikan’ın çeribaşı Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa, Osmanlı’nın son yıllarında yaşanan 1915 olaylarını “soykırım” olarak anmış.  Bize laf söyleyenler bari biraz insanlıktan ve maneviyattan nasibini almış olsa.

Vatikan’ın çeribaşı Katolik Hristiyanların manevi lideri Papa’nın 1915 olaylarına “soykırım” dediği için kendimizi hemen savunmaya alıyoruz, neden?  Ne Osmanlı ne de İslam tarihinde atalarımız başımızı öne eğdirecek bir şey yapmadılar. Ama Haçlı tarihi öylemi  “barbarlık” “katliam” “soykırım” ve “sömürü” vahşi tarihlerinin ana terimleridir. Bu kanlı tarihlerini hemen her ortamda astarsız suratlarına vurmalıyız.

Bunu yapabilmek için de tarihçilerimizin, üniversitelerimizin, siyasetçilerimizin, basın-yayın kuruluşlarımızın, münevverlerin ve kendini bu ülkeye ve millete ait hisseden tüm milli ve yerli unsurların sistemli bir şekilde çalışması gerekiyor.

Haçlı Avrupalılar “1492-1800 yılları arasında 100 milyon Afrikalı öldürülmüştür. Bir o kadarını Asya da ve daha fazlasını da Amerika katletmişlerdir. Bu tarihlerde İngiltere’nin nüfusu 3 milyon, İspanya’nın nüfusu ise 11 milyondu. Barbar Avrupa “Tanrı Krallığı” için, toplam 35 milyon civarında nüfusuyla 300 milyondan fazla masumu, takriben 300 yılda hunharca yok etmiştir.

Bu soykırım ötesi yok edişleri de Papa'nın kutsal desteğiyle tanrısal bir hale getirdiler. Dinlerini bozup, kirlettikleri yetmediği gibi tanrılarını da katileştirip katliamlarına ortak yaparak kendilerine benzettiler. Dünyanın dört bir yanına korku, ölüm, yıkım, tecavüz, işkence, katliam, soykırım ve şeytani ne varsa yaydılar. Sonra biz bunu ‘tanrının krallığı’ için yapıyoruz dediler. (bu gün de demokrasi ve özgürlük için)

Bu rakamlara 1800-2015 arası yaptıkları soykırım ötesi vahşetler dahil değildir. Son 215 yılda yaptıkları soykırım ötesi mezalimlerde döktükleri masum kanı bu rakamların çok çok üzerindedir. İyi hesaplanırsa son dört yüz yılda barbar haçlıların ve Siyonistlerin sadece katlettiği mazlum sayısı bir milyarı geçer ki bu rakamlara tecavüzler, işkenceler, sakat bırakmalar gibi sapıklıkları dahil değildir. Soykırım tabiri bile bu yapılanları tanımlamada kalır.

İşte Avrupa ve ABD'nin özgürlük, demokrasi, medeniyet dediği kan kokan sömürge ve soykırım medeniyetinden çok kısa, çok küçük bir kısım.

Köle ticareti yapan gemilerin yükleri 150-600 kişi arasında değişiyordu. 21 ile 90 gün arasında değişen sürede Amerika’ya ulaşılıyordu. Erkek köleler isyan korkusuyla, ya birbirlerine ya da güverteye zincirleniyordu. Havasızlık, boğulma ve salgın hastalıklar yüzünden kölelerin çoğu yolculuk sırasında ölüyordu. Salgınları önleyebilmek için kutsal köle tüccarları hasta köleleri öldürüp ya da yarı canlı denize atıyorlardı.

İngiliz Parlamentosu’nun raporlarına göre 1786 yılında Afrika’dan Amerika’ya İngilizler 60.000, Fransızlar 23.000, Hollandalılar 11.000, Portekizler 1.700 köle götürmüş, bir sene içinde yani 1786’da toplam satılan köle sayısı 97.500’ü bulmuştu. 1787 yılında ise bu sayı 100.000 zenci köleye ulaşmıştı. Amerika Virjinya’da 1681 yılında 2 bin Zenci köle varken 1850’lerde bu rakam 4 milyonun üzerine çıktı.

16. yüzyılla 19. yüzyılın ortalarına kadar sadece Brezilya’ya getirilen Zenci köle sayısı 3,5 milyonu buluyordu. Toplam 15 milyon Zenci, köleleştirilerek Amerika Kıtası’na götürülmüştü. Kölelerin can kayıpları da düşünüldüğünde Afrika’dan koparılan ve gemilere yüklenen Zenci sayısı 25 milyonu buluyordu. Bu sayı o tarihteki dünya nüfusu göz önüne alındığında biz insan olanlar için dehşet verici bir rakamdır. Barbar Avrupalılar ve kutsal papaları içinse gayet normal bir durumdur.

İspanyollar, Latin Amerika'da kurdukları "Encomiendo" sistemiyle, topraklarını gasp ettikleri yerlileri, tanrının krallığına kabul edilmeleri şerefine yani “Hristiyanlaşmaları karşılığında üç kuşak karın tokluğuna çalışma sözleşmesi” yapıyorlardı. Kutsal Papalık bu kutsal misyonerlik çalışmalarından pek memnundu. Sonuçta milyonlarca ölü de olsa, “Tanrı Krallığı” nın sınırları genişliyordu ya. Gerisinin ne önemi vardı.

Tüm bu hayvanları utandıracak vahşilikler, Osmanlı’nın Ermeni tehcirini “soykırım” olarak anlatan Vatikan'ın yani Papalığın yaptığı dünya paylaşımına uygun olarak ve onların gözetiminde yapılmıştı. Papanın gözetiminde ‘tanrının krallığı için kes kesebildiğin kadar kesmek ne kelime tecavüz et, parçala, çal, sömür sonuçta ‘tanrı krallığı’ nın kutsal papası onayladı ya.

Milletimizin alınganlık göstermesine ve tedirgin olmasına gerek yok. Bizim aslımızda neslimizde belli. Soyu sopu karışık olanları bilemeyiz. Onlar bu topraklar İslam kaldığı sürece hep tedirgin olacaklar. Bu da onların kaderi biz buralardan gidici değiliz. Olsa olsa şehit oluruz. Bunun içinde hep katliamlara ve soykırımlara maruzuz.

Soruyorum adaklık ruhsuzlara;  yüzyıllardır yüz milyonlarca Müslüman’ı ve masumu katleden işkence yapan ırzlarına geçen akla gelebilecek her türlü vahşeti yapanlarla, hala mı? dinler arası diyalog diyeceksiniz. Hala mı? kutsal! Papanın o kanlı elini öpeceksiniz. Hala mı? La ilahe illallah diyen cennete gider diyeceksiniz. Hala mı? Kiliseler de Muhammeden Resulallah sız ezan okuyacaksınız. Hala mı? Ümmete ve bu ali millete ihanet edeceksiniz. Ama öyle ama böyle İlla ki hesap vereceksiniz. Yaptığınız tüm ihanetler hiçbir zaman unutulmayacak bunu böyle bilesiniz.

Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı, TRT, TTK gibi devlet kurumları ve sivil güçler Haçlı Batının kanlı tarihini ve soykırımlarını milletimize ve tüm dünyaya anlatmalı.  Bundan sonra Savunmayı bırakıp, mazlumlar adına her daim taarruzda olmalıyız ki Haçlı barbarlar ve yerli uşaklar girdikleri veballeri ödemeye başlasınlar.

Şunu kimse unutmasın ki yüce yaradan hiçbir kulunun hakkını hiçbir zalimde bırakmaz.

Bu olaylar yaşanmadan önce örnekler vererek paylaşmaya başladığım ‘batı medeniyetinin katliam tarihinden’ adıyla örnekler verdiğim yazılarımın bir kez daha irdelenmesini siz okuyucularımdan rica ediyorum.

Batı Medeniyeti'nin Katliam Tarihinden:

Medeniyet Beşiği Fransa'nın katliam tarihinden bir örnek

Ruanda Soykırımı:

Nüfusun %90'ını Hutu, %9'unu Tutsi ve %1'i ni Pigmelerin oluşturduğu Ruanda’da 1994 yılında yüz gün içinde, Fransa tarafından desteklenen Hutu hükümeti’nin sorumluluğu altında 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu öldürüldü.

ABD BM'ye baskı yaparak, katliama müdahale etmemesi için BM Barış Gücü askerlerinin bölgeden çekilmesini sağladı.

Fransa Eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand, Ruanda’da devam eden katliam için 12 Ocak 1998’de Le Figaro’da yayınlanan açıklamasında, ”O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil.” demişti.

Tutsilerden oluşan "Ruanda Yurtseverler Birliği" (RYB)’nin katliamcılara karşı  savaşarak başkente kadar ülkeyi ele geçirmeleri üzerine Fransa, katliamı destekleyen Hutu hükümetine askeri yardıma başladı. Bölgede hızla ilerleyen Fransız askerleri, Kigali'nin batısından Kongo'ya kadar olan bölgenin yönetimini ele geçirdi ve oraya RYB askerlerinin girmesini engelleyip, bölgedeki katliama müdahale etmedi. O ana kadar 600 bin insan öldürülmüşken, kendi sorumlulukları altındaki bölgede 200 bin kişinin daha öldürülmesine seyirci kaldılar.

Charlie saldırısına "Bu bizim medeniyetimize yapılmış barbar bir saldırıdır" diyen Fransa'nın medeniyet tarihinden çok küçük bir parça

Yazarın Önceki Yazıları
Hibrit savaş terörsüz olmaz 21.03.2017Ümmet Olarak Hibrit Savaş İle Karşı Karşıyayız 15.03.2017Fırat kalkanı kutsal mızrağı parçaladı! Bırak anlamsız hayır’ı 05.03.2017Haçlı ve Siyonist teröre cevabımız Fırat Kalkanı'dır 22.02.2017İslam dünyasının en anlamlı cevabı; İslam Ordusu 09.02.2017Bir oradan bir buradan anlayana kitabın ortasından 27.01.2017Profesyonel Propagandistlere Karşı Aklımızı Kullanalım... 16.01.2017Her şeyi çok bilen klavyetörler 06.01.2017Osmanlı ruhu Yeni Türkiye ile beden buluyor 02.01.2017Din-ü Devlet Mülk-ü Millet. Devlet-i Ebed Müddet 23.12.2016Yeni Türkiye yarına bırakır amma yanınıza bırakmaz 15.12.2016Düş mü, rüya mı? Ya da kimin için düş, kimin için rüya? 02.12.2016Emri bi'l ma'ruf, nehyi an'il münker ve cihad bilinçli... 16.11.2016Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser 04.11.2016Dost bî-pervâ, felek bî-rahm ü, devran bî-sükûn 27.10.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.