YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
IŞİD Mİ? Bundan gayrı işler tersine dönecek
27 Ocak 2015 09:41

IŞİD ve algı operasyonları

ABD İNGİLTERE İSRAİL VE BATILI ÜLKELER bölgedeki aşağılık çıkarları adına Dünyada ve Türkiye’de ki Algı operasyonlarına devam ediyorlar. Bunların bir parçası olarak da Türkiye ile IŞİD'i aynı karede göstermek için her türlü (ters-düz algı) taktik çalışması yapılıyor. Ama nafile, başarılı olamazlar. Ne bunda ne diğerlerinde.

Dünyada terör kavramı batılı tanımlamalara ya da onların algı operasyonlarına göre belirlendiği sürece ne bu tip örgütler biter ne de terör. Tam tersi daha da çoğalır.

IŞİD Avrupalılar'ın tanımlamaları ya da algı operasyonları arasına sıkışacak dar anlamda bir terör örgütü de değildir zaten. Öyle bir çırpıda tasfiye edilemeyecek, kalıcı izler bırakacaktır. IŞİD mana itibarıyla kalıcıdır, toplumsal temelleri vardır. İsmen tasfiye edilse bile, farklı isimlerle başka örgütler onun yerini alacaktır.

IŞİD lejyoner bir örgüt

IŞİD'in geçmişinin 27 yıl öncesine dayandığı söyleniyor. Temelleri yıllar öncesinde atıldı. Öyle birden bire ortaya çıkan bir örgüt değil. Birden ortaya çıkmadığı gibi birden de yıkamazsınız. Yapılan tespitlere göre 31 bin civarında üyesi var, bunun yüzde 17'si sadece Müslüman ülkelerin pasaportunu taşıyor. Geriye kalanı gayri-Müslüm ülkelerin vatandaşı. Tam manasıyla lejyoner bir örgüt.

Batılı ülkelerden orta doğuya ve diğer savaş bölgelerine gelen binlerce Avrupa pasaportlu savaşçı, bu onursuz savaştan bıkıp anayurtlarına geri dönecekler ve kendi savaşlarını orada sürdürecekler. Bundan gayrı işler tersine dönecek.

IŞİD'in bünyesindeki Avrupa pasaportlu savaşçılar batıda doğdular, batıda yetiştiler, batılı değerleri iyi biliyorlar. Batıyı çok iyi tanıyorlar. Ana dilleri batının dilleri, ayırmak tanımak imkânsız gibi bir şey. Batının kaç şehrini ne zaman kana bulayacaklar hiç belli olmaz.

Terör ve yıkım çağı

Kendi keyifleri ve şaşalı lüks yaşamları için, savaşa ve kana alıştırdıkları acımasız savaşçılar, durmayacaklar kendilerini bu hale sokanların kanını illa akıtacaklar. Savaşla doğup, savaşla yaşayanlar, kana ve gözyaşına alışanlar, barışı yapsalar da barış ortamında yaşayamazlar.

Bu yüzyıl, ABD İNGİLTERE İSRAİL VE BATI için terör ve yıkım çağıdır. Ürettikleri savaşçılar birer birer kendi başlarına bela olacaklar. Sap döner, hesap döner, bir gün gelir IŞİD olur, sizlere döner.

Yaşlı Avrupa çok dayanamaz bu savaşçılara. ABD ise paramparça olmanın bir alt evresinde debelenmekte. Söz bile söylenmiyor artık İngilizler'e.

İsrail'in -ki artık bitti- yeryüzünden silinme vakti geldi. 2023 yılına varmadan İsrail Kudüs'e sıkışıp kalacak. Ondan sonra da yaşama şansı yok zaten. Terör devleti yok olmaya mahkûm. Şımarıklıklarına katlanan bir Avrupa yok arkasında (Paris'teki yürüyüş bunun iyi kanıtıydı). Devlet başkanı kılıklı terörist başı nasıl da yalnız kaldı. Arsızlıklarını pohpohlayıp azgınlaştıran Amerika da olmayınca arkalarında, kimse yardım etmeyecek korkaklıklarıyla ünlü bu Siyonist sırtlanlara.

Medeniyet beşiği Fransa'nın Cezayir Katliamı

1830 yılında Cezayir’i işgal eden Fransa, Cezayir’in bağımsızlığını kazandığı 1962'ye kadar toplam 132 yıl boyunca Cezayir halkının bağımsızlık mücadelelerini bastırmakla uğraştı. Fransa ilk kitlesel katliamı, II. Dünya Savaşı'nın bitmesinden sonra, kutlama törenlerine katılan halkın Cezayir bayrağı taşımaları ve bağımsızlık talebinde bulunmaları üzerine yaptı. 5 Ağustos 1945'te Fransız işgal kuvvetlerinin halka saldırısında 45 bin kişi şehit edildi.

Bastırılan hürriyet talebi 1 Kasım 1954'te başlayan ayaklanma ile yeniden gündeme geldi ve Cezayirlilerin Fransız işgal yönetimine direnişleri yaklaşık yedi buçuk yıl sürdü. 19 Mart 1962'de ateşkes ilan edilene kadar bir buçuk milyon Cezayirli şehit edilmişti. Cezayir'in bağımsızlık mücadelesi verdiği dönemde nüfusu 8-10 milyon civarındaydı. Buna göre Fransız işgal kuvvetleri ülkedeki nüfusun yüzde 15'ini öldürmüşlerdi.

Cezayir Katliamı, Charlie saldırısını "Bu bizim medeniyetimize yapılmış barbar bir saldırıdır" diyen Fransa'nın ve Avrupa’nın medeniyet anlayışını açıkça ortaya koymaktadır.

Siyonist sırtlanlar ve Haçlı çakallar sonlarını çok iyi görüyorlar ve it gibi korkuyorlar. Onun içinde kudurmuşlar, Müslüman kanına doymuyorlar. İçtikleri Müslüman kanlarıyla hızlı bir şekilde zehirleniyorlar,  bunun farkına dahi varamıyorlar. Fakat az kaldı çetin bir hesap bekliyor medeni barbarları.

UMRAN HAN

Yazarın Önceki Yazıları
Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-2 16.11.2017Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-1 07.11.2017Dur de artık İzmir dur de! 25.10.2017Asimetrik kuşatma ve bir şekilde ikna edilenler 02.10.2017Çalışma hayatı ve Beş Maymun Hikaye’si 21.09.2017Aile kutsaldır 16.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 2 05.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 1 24.08.2017Selam olsun... 15.08.2017Hukuk ve adalet, savaşta bile! 07.08.2017Yürek Devleti’nden Evdeki Hilâfet’e ve İslam Devleti 27.07.2017Avrupa Hanedanlığı: Akraba Monarklar - 2 14.07.2017Avrupa hanedanlığı; Akraba Monarklar - 1 04.07.2017Şehirlerin KUTSAL bekçileri 24.06.2017Darbe oyunları ve mütemmim cüzler 12.06.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
11:51
 // 67
Agziniza sahlik insaallah..........
27 Ocak 2015 11:51