YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Beşinci Cephe Savaşlarında Medyanın Etkisi
11 Mart 2015 07:01

Beşinci cephe savaşları ya da beşinci kol faaliyeti her türlü araca başvurarak bir ulusun birliğini ve bütünlüğünü yok etmeye yönelik yıkıcı faaliyetlerdir. Beşinci kol faaliyetleri ülkelerin ve toplumların özellikle sosyal bünyesinin asimetrik yöntemlerle zayıflatılarak kontrol edilmesini ve çöküntüye uğratılmasını hedefler. Yakın zamanda Nazi Almanya’sı ve Sovyetler Birliği tarafından yoğun olarak kullanılmıştır.

Günümüzde İsrail ve ABD’nin, "beşinci kol faaliyetleri" uyguladığı hedef ülkelere sivil toplum örgütleri, (Açık Toplum Enstitüsü ) gazeteler, televizyon kanalları, siyasi partiler kanalıyla yapısal değişimlere hazırladığı bilinmektedir.

           Beşinci kol faaliyetlerinin Truva atının en önemli aracı medyadır

Başta büyük sermaye olmak üzere, güç odaklarıyla ahlaksız yakın ilişkisi, ekonomik yapısı yönlendirmeye açık olması, medyayı beşinci kol faaliyetlerinin Truva atı, en önemli aracı yapmaktadır.

Beşinci kol faaliyetlerinin günümüzde en önemli silahı medyadır. Ülkemizde ve dünyada çoğunluk bir kısım medya organları aile yapısını bozan, ahlak anlayışını erozyona uğratan, gençleri kötü alışkanlıklara özendiren yayınlarda âdeta yarışmaktadırlar.

Milletimizin gelenek ve göreneklerinde olmayan insan tipleri, aile modelleri ve sosyal ilişkiler medya tarafından normal bir şeymiş gibi halkımıza sunulmaktadır. Dizilerde, filmlerde ve reklâmlarda halka dayatılan 'tip'ler ortalama Anadolu insanının ahlaki ve kültürel özelliklerini taşımamaktadırlar. TV ekranları toplumumuzun değerlerini yozlaştırmaya dönük (alt yapısı önceden hazırlanmış) kurgusal programlarla doludur.

Türk medyasında dürüst, çalışkan insanlara ve adalet, fazilet duygularını besleyen yayınlara rastlamak neredeyse imkânsızdır. Kolay kazanma, kısa yoldan şöhret olma, cinsellik medya(mız)nın arsız bir iştahla (adeta zorla) halkımıza en çok pazarladığı konulardır.

Günümüzde dördüncü kuvvet olarak basın ya da medya dendiğinde düşünen pek çok kişinin aklına psikolojik harp ve beşinci kol faaliyetlerinin gelmesi gayet doğaldır. Çünkü, iletişim ve bilişim, doğrudan beyinlere ve ruhlara hükmeden bir sektördür.

Dünyada medya yoğun tartışmaların odağındadır. Medyanın siyasi, iktisadi, diplomatik çıkar hesaplarının ve kavgalarının en gözde, en etkili, silahları arasında bulunması, tüm dünyada kaygıyla izlenmektedir. Ülkemizdeyse sadece ve sadece izlenmektedir.

Medya toplumları bilgilendirmek yerine onları yönlendiriyor. Güçlü ülkelerle, büyük sermayeyle ve siyasi partilerle yakın ve tehlikeli ilişkiler kuruyor. Bu mesele artık bir ulusal güvenlik sorunu haline gelmiştir ve acilen çözüm(ler) üretilmelidir…

Gazetecilikten etki ajanlığına…

Günümüzde gazeteci olmaktan çok iş adamı olarak tanınan, iş takipçisi diye nam salan, patronu için lobi yapan ve bunu utanmadan ballandırarak anlatan çok sayıda gazeteci müsveddesi vardır. Günümüz medyasında “reklam gelecek yerden, haber esirgenmez” anlayışı hâkimdir. Haberle reklamı yoğuran, haber veriyormuş gibi yapıp gerçekte ise bir ürün ya da hizmetin reklamını yapan yöntem, medya organlarında çok sık kullanılmaktadır.

Çeşitli güç odaklarının temsilciliğini ve dahi yalakalığını yapan gazeteci diye adlandırılan yağdanlıklar vardır. Yüksek telif ücretleriyle, burslarla, ödüllerle, yurt dışı davetleriyle yürütülen bu tip ahlaksız ilişkiler artık o noktaya geldi ki, herkesin malumu bazı yabancı diplomatlar kendilerine yakın bazı gazetecilerin işe alınması için medya patronlarından talepte bulunur hale geldiler. Bunun tam tersi olarak çıkarlarına ters gelen ve sevmedikleri gazetecilerinde işten çıkartılması içinde talep de bulunmaları da olasıdır.

Bir ülkeyi istedikleri şekilde yönlendirebilmek için, medya üzerinde etkili olmak akılcı, ucuz ve kesin sonuç alan bir yöntemdir. Ve o pek değer verdikleri liberal demokrasiyle de ters düşmez. Beşinci cephe savaşları ya da beşinci kol faaliyetleri çerçevesin de medyanın kullanılması etkili ve akılcıdır. Çünkü kan dökerek, tepkiye, nefrete, öfkeye neden olmaz, aksine olumlu sonuç alınması ihtimali çok yüksektir.

Ucuzdur, medyaya ve medya mensuplarına aktarılacak kaynak, savaşta harcanan paranın yanında dikkate alınmayacak kadar küçüktür. Demokratiktir, çünkü şiddet içermediği, tepeden inme olmadığı, arz- talep mekanizmasıyla işlediği için, liberal demokratların itirazı söz konusu değildir, aksine tercih edilmektedir.

Irak’ı işgal etmeden önce dünya kamuoyunu yönlendirip, yanına çekmek için ABD'nin, işbirliği ettiği kesimler arasında din adamları, iş adamları ve bilim adamlarından daha önemli ve öncelikli olarak medya mensuplarının da olması çok dikkat çekicidir.

Toplumun geniş kesimlerinin güvendiği din adamlarından, işleri gereği ülkelerini ve dünyayı yakından izleyen ve her kesimle ilişkisi olan iş adamlarından, entelektüel kesim üzerindeki etkileriyle öne çıkan bilim adamlarından, daha öncelikli olarak emperyalist güçlerin medya mensuplarıyla çalışması, kitle iletişim araçlarının ulusal güvenlikle ilişkisinin  ne derece yoğunlukta ve derinlikte olduğunu ortaya koymaktadır.

ABD’nin Irak’ı işgal ettiği süreçte dünya ve Türk medyasında yaşanan paralel gelişmeler ve işgalin dünya medyasında gördüğü olağanüstü destek, 1 Mart tezkeresinin kabul edilmesi için canhıraş çalışan gazeteciler insanın aklına pek çok cevaplı-cevapsız soru getirmektedir.

Medyanın ulusal güvenlikteki yeri ve önemi çok iyi irdelenmelidir.  “Türkiye, Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir” diye düşünen gazetecilere ve büyük sermayeye bırakılamayacak kadar önemlidir MEDYA.

Çöpçüden devlet başkanına kadar herkes beşinci kol için faaliyeti gösterebilir

1- Profesyoneller.

2- Sanatçılar, gazeteciler, popüler kişiler:

3- STK'lar, şirketler, kuruluşlar

4- Çıkarcılar-menfaatçiler

5- Kullanılanlar- alet olanlar.

Maalesef İslam aleminde ve ülkemizde yukarıda saydıklarımızdan bol miktarda var.

Bu ve buna benzer yüzlerce sebepten dolayı, medyanın devletlerin siyaset, ekonomi, dış ilişkiler, güvenlik, toplumsal ve kültürel yapı üzerindeki etkisinin tekrar tekrar sorgulanıp incelenmesi gerekir.

TESEV

TESEV İsak Alaton tarafından kurulmuştur. İsak Alaton TESEV’i kurarken parayı Soros’tan aldığını Zaman Todays’deki bir söyleşide itiraf etti. Meşhur Kürt Raporu'nu, Dağdan İniş Raporu'nu da TESEV yayınlamıştır. Bu raporların sunuş bölümlerini Etyen Mahçupyan yapmıştır. TESEV’in şu anda başında Türk Amerikan Dostluk Cemiyeti başkanı Can Paker bulunmaktadır.

Bu enstitüye 10 milyon dolar, vakfına ise 1,5 milyon dolar Soros tarafından para verilmiştir. Danışma kurulunda birçok tanıdık isim bulabilirsiniz. Açık Toplum Enstitüsü sitesinde 119 adet projeyi desteklediğini ifade etmiş ve desteklenen bu projelerin hangi projeler olduğunu tek tek belirtmiştir.

Benim asil milletime utanmadan arlanmadan medeniyet dersi veren barbar batının itliğini pazara çıkarmaya devam edeceğiz.

Batı Medeniyeti'nin Katliam Tarihinden:

Namibya Soykırımı

Almanlar, sömürgeleştirmeye çalıştıkları Namibya’da, 1904-1907 yılları arasında  yerli Bantu halklarından Hererolara ve Hotanto halklarından Namalara karşı soykırım yaptılar.

12 Ocak 1904'te Hererolar halkı Alman sömürge idaresine isyan etti. Ağustos’ta, Alman generali Lothar von Trotha, Waterberg Savaşında isyancıları yenerek aileleriyle birlikte hepsini bölgeden Omaheke çölüne sürdü.

Ekim'de bölgedeki bir başka halk olan Namalar Almanlara isyan ettiler.

1985 BM Whitaker Raporuna göre, Almanlar 65,000 Herero'yu (toplam nüfuslarının %80) ve 10,000 Nama'yı (toplam nüfuslarının %50) yok ettiler. Başka kaynaklarda katliam sayısı 100.000 olarak zikredilmektedir. Katliamda en çok kullanılan yöntem, isyancıları çöle sürüp orada susuzluktan öldürmek ya da önceden zehirlenmiş içme suları ile öldürmekti.

Öte yandan, pek çok Herero ve Nama kadını Alman askerlerine seks kölesi olarak hizmet etmeye zorlandı.

Yazarın Önceki Yazıları
Hibrit savaş terörsüz olmaz 21.03.2017Ümmet Olarak Hibrit Savaş İle Karşı Karşıyayız 15.03.2017Fırat kalkanı kutsal mızrağı parçaladı! Bırak anlamsız hayır’ı 05.03.2017Haçlı ve Siyonist teröre cevabımız Fırat Kalkanı'dır 22.02.2017İslam dünyasının en anlamlı cevabı; İslam Ordusu 09.02.2017Bir oradan bir buradan anlayana kitabın ortasından 27.01.2017Profesyonel Propagandistlere Karşı Aklımızı Kullanalım... 16.01.2017Her şeyi çok bilen klavyetörler 06.01.2017Osmanlı ruhu Yeni Türkiye ile beden buluyor 02.01.2017Din-ü Devlet Mülk-ü Millet. Devlet-i Ebed Müddet 23.12.2016Yeni Türkiye yarına bırakır amma yanınıza bırakmaz 15.12.2016Düş mü, rüya mı? Ya da kimin için düş, kimin için rüya? 02.12.2016Emri bi'l ma'ruf, nehyi an'il münker ve cihad bilinçli... 16.11.2016Zâlimin rişte-i ikbâlini bir âh keser 04.11.2016Dost bî-pervâ, felek bî-rahm ü, devran bî-sükûn 27.10.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.