18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul7 °C
  • Ankara9 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya7 °C
  • Adana10 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır4 °C
  • Bursa9 °C
  • Kayseri0 °C
  • Kocaeli9 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep6 °C
  • İçel13 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Asimetrik kuşatma ve bir şekilde ikna edilenler
02 Ekim 2017 15:00

İslam dünyası ve Türkiye’miz dehşetli ve acımasız bir asimetrik kuşatma altında.

İş birlikçileri tarafından ne kadar gizlenmeye çalışılsa da, bizi kuşatan dış güçlerin ve içerideki ulaklarının, bizi yok etmeden bu kuşatmayı bitirmeyecekleri aşikar.

Ümmet olarak böylesine ağır ve çetin bir kuşatmaya, kadim tarihimizin hiçbir evresinde bu kadar zayıf ve dağınık yakalanmadık.

Fakat yüce Yaradan’a sonsuz şükürler olsun ki, Türk milleti hala dimdik ayakta ve mücadeleye devam ediyor.

Yaşadığımız asimetrik kuşatma toplumsal ve bireysel olarak hayatın her alanında karşımıza çıkıyor ve bazı alanlarda o kadar sinsi ki hala farkında dahi değiliz.

Bu asimetrik kuşatmayı yapanlar alçaklıkta ve şerefsizlikte o kadar sınırsızlar ki “Bunu da yapmazlar” diyebileceğimiz tek bir şeyleri yok

Bizleri yok etmek için tarihte şahit ki her şeyi yaptılar ve dahi yapacaklar.

Tek karargah için başkanlık ve hilafet

Farklı yapılar tarafında farklı sahalardan kuşatılınca, her savunma alanı kendi kıt kaynakları ve sınırlı imkanlarıyla asimetrik kuşatma ile mücadele etmeye çalışıyor.

Zira bir alanı savunan kuvvetlerin kendi mücadelesini bitirip diğerlerine yardımına koşması nitelik ve nicelik olarak imkansız gibi.

İçinde bulundukları zor şartlar gereği her savunma alanı kendi sınırlı imkanlarıyla mücadele ettiği için dağınıklıklar ve savrulmalar yaşanıyor.

Yaşanan dağınıklıkları ve savrulmaları önlemek için mücadeleyi tek elden yürütmek zaruri hale geliyor.

Düşmanlarımızın en mahrem merkezlerimize kadar sızdığı bir zamanda, birbirinden habersiz ve bağımsız çok sayıda karargahın olması, asimetrik kuşatmaya karşı gerçekleştirdiğimiz istiklal mücadelemizi, etkin bir şekilde yürütmeyi imkansız hale getiriyor.

İstiklal mücadelemizi başarıyla taçlandırabilmemiz için, sağlam bir karargah ve onun etrafında iyi teşkilatlanmış yapılardan oluşan bir harekete ihtiyacımız var.

Gerçekten istiklal mücadelesi verdiğimize inanıyorsak, mücadelemizin tek karargahının olması elzemdir.

Bunun için de ülkemizde Başkanlık sistemine, ümmet için ise Hilafet kurumuna ihtiyaç var.

Unutulmamalıdır ki gerçek manada hür ve bağımsız bir devlet, gerçek manada istiklal mücadelesi kazanıldığında, kurulur.

ikna edilenler !!!

Bunca yaşananlara rağmen hala düşmanlarımızın ikna! edilebileceğini sanan en hafif tabiriyle ahmaklar var.

İslam coğrafyasında ve ülkemizde maalesef  batı tarafından ikna edilmiş elit bir gurup ve hatırı sayılır oranda halk kesimi hala mevcut.

Batı, her nasılsa bir şekilde bu kesimleri kendi lehine, ümmetin ve milletlerinin aleyhine ikna etmiş durumda.

Düşmanlarımızı ikna edebileceğimizi söyleyenlerin, aslında düşmanlarımız tarafından her hangi bir şekilde ikna edilenler olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

Çıkarmamalıyız ki yine kandırılmayalım. Yoksa, yoksası yok. Yok oluruz.

Düşmanlarımızı neden ikna edemeyeceğimizin en iyi delili, düşmanlarımız tarafından ikna edilenleri, İslam çoğrafyasının çocukları olmalarına rağmen kendi vatan ve milletleri lehine hala ikna edemeyişimizdir.

Şimdi sorarım sizlere, biz daha kendi evlatlarımızı ikna edememişken azılı İslam ve Türk düşmanlarını mı ikna edeceğiz?

Toprak bizim amma ürün onların

Son yüz elli yıldır özelliklede Osmanlı tarih sahnesinden silindikten sonra İslam topraklarını batılılar işledi ve kendi tohumlarını attı, sonuç olarak ürün de onların oldu.

Dikkate değer ölçüde örgütlü olan batı ürünü kesimler, vahim bir şekilde ümmete ve millete yabancılaştılar ve bununla da kalmayıp gizli ve sinsi düşman haline dönüştüler. (FETÖ, bunun en açık örneklerindendir.)

Önümüzde iki ihtimal var; ya teslim olup vahşice katledileceğiz ya da bizi biz yapan değerlerimize dönüp yine yeniden dirileceğiz.

Düşmanlarımızı ikna edeceğiz diyerek gizliden gizliye teslim olmayı telkin eden iknacılar sözüm size; saflarımızdan hemen ayrılın ve her zaman yaptığınız gibi bu ümmettin ve milletin düşmanlarına arsız arsız sırnaşın. Belki önünüze bir kemik atarlar.

Ya ölüm, ya istiklal diyenler;

Siz de derhal ama derhal safları sıklaştırıp cephe düzeni alın çünkü “son büyük savaş” çok ama çok yakın.

Hatta başladı da ilk cepheler açıldı bile haberiniz olsun.

Onun için hep ama hep uyanık kalın.

Aman ha uyumayın

Uyursanız ölürsünüz

Siz ölürseniz millet ölür

Millet ölürse ümmet ölür

Ümmet ölürse

Kainat ve içindekiler için son gündür.

Ümmet ve millet düşmanları kadim medeniyetimiz çok iyi biliyor, Ümmet-i Muhammedin ve Türkiye’nin tekrar kendine gelmesi, aslına dönmesi halinde başlarına geleceklerinde, çok iyi farkındalar. Bundan dolayıdır ki bu kadar azgın ve vicdansızlarlar. UMRAN HAN

Yazarın Önceki Yazıları
Zarrab davası; Gerçek ve esas sebebi henüz kimse yazmadı ve konuşmadı 07.12.2017Suudi Arabistan'da yaşananlar bir değişim hareketi 28.11.2017Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-2 16.11.2017Ulu Haçın Arındırılmış Şövalyeleri-1 07.11.2017Dur de artık İzmir dur de! 25.10.2017Çalışma hayatı ve Beş Maymun Hikaye’si 21.09.2017Aile kutsaldır 16.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 2 05.09.2017İran Türkiye ile neden yakınlaşmaya çalışıyor? 1 24.08.2017Selam olsun... 15.08.2017Hukuk ve adalet, savaşta bile! 07.08.2017Yürek Devleti’nden Evdeki Hilâfet’e ve İslam Devleti 27.07.2017Avrupa Hanedanlığı: Akraba Monarklar - 2 14.07.2017Avrupa hanedanlığı; Akraba Monarklar - 1 04.07.2017Şehirlerin KUTSAL bekçileri 24.06.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Muhterem Murat YAMAN
 // Rasim DUMAN
beyefendi kardeşim, kaleme aldığınız bu güzel yazıdan dolayı, size tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Hakk-Bâtıl cidâlinde "doğru saf"ta yerini alanlar kurtuldu ; tereddüde düşenler, ayakları kayanlar ve Hakk'ın sâfına karşı cephe alanlar kaybetti. SÂDIK-El VÂ'D (C.C.) olan Rabbimiz, elbette ki nûrunu tamamlayacaktır. Ne mutlu bu mübârek Dâvâ'ya canı ve malı ile iştirak edenlere. Ye's yok, ümitsizlik kat'iyyen yok ; inanıyoruz ve zâfer bizimdir inşallah. Selâm ve dua ile....
04 Ekim 2017 Çarşamba 18:08