18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,481
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8356
  • İstanbul17 °C
  • Ankara1 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya6 °C
  • Adana13 °C
  • Antalya15 °C
  • Diyarbakır11 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri1 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa13 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel18 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İsrail Ordusunun Strateji Belgesi
09 Eylül 2016 16:08

Harvard Kennedy School Belfer Center geçen ay İsrail Ordusu’nun strateji belgesinin İngilizcesini yayınladı.

 “Ordunun Stratejisi / וסטרטגיית צ''ל”  başlığıyla İbranice münteşir belge, “Terörü Caydırma” ana başlığı ve “İsrail Yeni Nesil Tehditlerin Önünü Nasıl Kesiyor” alt başlığıyla tercüme edilmiştir. Tercüme belgenin önsözünü yazan Belfer Center Müdürü Grahamm Allison, “İsrail’in adeta bir “güvenlik laboratuvarı” mesabesinde olduğunu, İsrail’in taktiksel ve stratejik aklının hep perde gerisinde bir gizli yapıya büründüğünü, ancak 2015’te göreve gelen Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot’un bir ilki gerçekleştirerek İsrail’in güvenlik doktrinini yayınlamasıyla bunun değiştiğini, sadece İbranice neşr edilen bu raporun Amerikan karar mercilerine yardımcı olmak için İngilizce tercümesinin yapıldığını, “İsrail için geçerli olan her stratejinin ABD’ye uygun olmayacağının” bilincini taşıdıklarını, “stratejisinin merkezine caydırıcılığı koyan İsrail Ordusunun bu yaklaşımıyla DAİŞ’in İsrail’e saldırmadığı” görüşünü savunmuştur. 

Genelkurmay Başkanı Eizenkot’un kaleminden Ağustos 2015’te çıkan belgenin girizgahı önemli ip uçları vermektedir. “Son yıllarda strateji ikliminde müteaddit değişikliklerin yaşanmasının, İsrail’in karşılaştığı tehditlerin doğası ve gücünde değişimlere yol açmış ve ilk halkadan daha uzak mesafelere doğru yayılmıştır.

Burada tadat edilen düstur ve ilkeler, ilk halkada mevcut geleneksel (konvansiyonel) ve geleneksel olmayan tehditler zevale erirken, geleneksel olmayan tehditlerin (tedhişçi / terörist örgütler, gizli/ yer altı yapıları, yüksek yörüngeli silahlar vs) ve siber saldırılarda artış ve yükselme kaydedildiği umdesi / temeli üzerinde bina edilmiştir. İsrail Ordusunu çok yönlü ve çok boyutlu savunma ve ‘Büyük Güne / Zafer Günü / D-Day’ hazır olması amacıyla yapılandırılmasında ihtiyaç duyulan çok yıllı planın da farkındayız. ...Kuvvet kullanımındaki strateji / sevkülceyş değişmeyen temel kaideler üzerine mebnidir: Caydırıcılık, erken uyarı ve ikaz, savunma, düşmanı yenme ve zafer...Amacımız: savunma ve zafer.”

İngilizcesi 49, İbranicesi 33 sayfa olan belge giriş, sevkülceyş (stratejik) çerçeve, sevkülceyş ve harekat ortamı, ordu güçlerinin yayılması, ordunun muharebe ve murakabe mefhumu / savaş ve idare kavramı ile kumandası, ordu güçlerinin yapısı ve sonuç kısımlarından müteşekkildir. İngilizce belge görsel malzemelerle biraz süslendirilmiştir. 

Bu bağlamda belgede yeralan Bazı İsrailli yetkililerin ve gazetecilerin beyanatları da çok ilginçtir.
İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya’alon  ordunun Hamas konusundaki caydırıcılığı hakkındaki sözü: “Hamas barışı ve kareketsizliği korumayı ve şiddeti getirmeme hususuna ilgi duymaktadır. Ama buna koşut olarak roketler yapıp tüneller vs kazıyorlar. Kendi yeteneklerini geliştiriyorlar. Şüphesiz biz bununla baş edeceğiz, ama ayrıntılarını veremem. Lakin bu engellenmiştir. Bu caydırcılık Hamas’ın Koruyucu Hat Harekatında  verdiği bedelden ve günümüzde izlenen siyasetten kaynaklıdır. Başını kaldıran herkesten Hamas sorumludur.”

Eizenkot’un İran hakkındaki değerlendirmesi:

“İran ile Batı arasındaki nükleer anlaşma tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu bizim gördüğümüz çerçevede, İran’ın istikamet hattına doğru yöneliminde büyük bir değişikliktir. Bu birçok tehlike ve muhatarayı içerdiği gibi bir çok fırsatları da sunmaktadır. En kötü senaryonun (durumun / nazariyenin) gerçekleşeceği öngörüsüne bağlı kalmaksızım ordunun ve benim görevim prizmanın tehlikesini ve yeteneğini görüp buna göre karar almaktır. Çünkü en iyi senaryonun tahayyülü kadar tehlikeli olduğunu düşünüyorum.” 

Eizenkot’un Hizbul..’ı tahlil ederken “rival” yani “rakip ve hasım” olarak değerlendirmesi dikkat çekmektedir. Hizbullah için “düşman” kelimesini istimal etmemiştir. “Şu anda başlıca rakibimiz Hizbullah’tır. Ana hasmımızdır. Bu örgüt yıllardır, on yıllardır çok basit bir stratejik amaç ve düşünce üzerine bina edilmiş ve İsrail Ordusunun istihbarat, hava ve karadaki üstünlüğüne karşı mücadele ediyor.”

Haaretz Gazetesinden Amir Oren ordunun “anında karşılık verme” yaklaşımını şöyle özetler:

“Eizenkot düsturunun temeli, ordunun her türlü olasılıkta gereksinim duyulduğunda göreve hazır hale getirmeğe öncelik vermeye dayanır. Eizenkott hattı, Süveyş’teki Bar-Lev hattının zıttıdır: düşmanın delebilceği ve kıracağı ileri karakollarda durmadan, çevreleme ve yok etmektir. Ordu herkarışı umutsuzca savunmaya değil, esnekliğe dayalı çok yönlülüğe dayanır.”    

Tahliye konusunda Tuğgeneral Michael Herzog şunu der: “Sivillerin tahliyesi İsrail’in kendi dünya görüş ve inançlarından (etos) feragatı demektir.” 

Caydırıcılık hakkında eski askeri istihbarat başkanı ve İsrail’in başta gelen stratejik düşünürlerinden Amos Yadlin şu açıklamayı yapar: “Hamas ve Hizbullah’la karşı karşıya gelince onların takat ve yeteneklerini yok etmedik, ama biz caydırıclığı inşa edebildik. Çünkü biz onları şiddetle hücum ettik ve vurduk. Keza teröristler bir şekilde tam devlet değil, yarı devlet hüviyetine büründüler... Teröristler kendi ekonomilerinden, eğitimlerinden ve halkının yaşamından sorumlu olduklarını farkettiklerinde her gün terör eylemine girişmeğe cesaret edemezler.” Bu ifadeler, İsrail’in Gazze Şeridi ve Lübnan’daki her türlü alt ve üst yapı, okullar ve sivillere yönelik saldırıların fehvasını ele vermektedir. Eizenkot ise caydırıcılığa ilişkin “Ordunun yeteneğini ve görüntüsünü caydırıcı hale getirmektir. Çok şedit ve elim biçimde karşılık veren öngürülemeyen bir düşman mefhumunu inşa etmektir.” der.
“Yeni Teyakkuz” umdesi için Eizenkot şunu kaydeder: “Geçmişte ordumuz iki seçenekle karşı karşıyaydı: ya savaşa hazırlık veya savaşta olma. Fakat şu anda bunun gerçekliği yok. Biz farklı koşullardayız, karşımızdakileri güçlendirecek gelişmeleri önleyen ve koruyan istihbarata dayalı yeni bir yaklaşıma mebni toplu seferberliğe kalkışıp, aceleye getirmeden düşmanlarımızı güçsüz kılacak girişimleri deneyeceğiz.”

İsrail ordusunun İran, tarihi düşmanı Suudi Arabistan ve Irak ile sınırdaş olmayan diğer ülkelerin hareketlerini ve varlıklarını murakabe edip gerektiğnde askeri harekatlar düzenler. 

Bu belgede dikkat çeken bir başka önemli konu ise hava, deniz ve kara savunmasına siber güvenliğin de eklenmesidir. Siber güvenlik belgenin muhtelif yerlerinde müteaddit defalar zikredilmiştir. Ordunun siber savaş yeteneğinin istihbaratla bütünleşerek karargahtaki siber ordunun hayati bir rol üstlendiğinden bahsedilir. Bu çağın en önemli güvenlik meselelerinin de birisinin siber savunma olduğu gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. 

İstihbarat konusun da belgede önem verilen bir mevzu olması şaşırtıcı değildir. İstihbarat milli istihbarat, stratejik istihbarat  ve operasyonal istihbarat biçiminde sınıflandırılmıştır. 

Keza savaşın sürdürelebilirliğinin güçlü bir iktisada dayandığı ve ordunun asli görevleri arasına ekonomik güvenliğin girdiği belirtilmiştir.

Belgede ordunun yaptığı harekatlarda uluslararası meşruiyetin ve desteğin sağlanmasının gerekliliğine işaret edilirken, harekatların hatasız devamı için diğer bakanlıklar (Başbakanlık, Dışişleri ve Adalaet Bakanlığı) ile tam bir uyumun elzem olduğuna vurgu yapılırken kamuoyunun desteği de unutulmaz. 

Ordunun Hizbul.. ve Hamas gibi devletsi yapıların yanında sınırdaş olmadığı ülkelerdeki gelişmelere göre konum aldığı; olağan, olağanüstü ve savaş durumuna göre ordunun yapılandığı; İsrail halkının varlık güvencesi olduğu ve bunu sağlamak için gerekli her adımı atacağı savunulmaktadır.  

 

Yazarın Önceki Yazıları
Bilişim Çağının Yeni Evresi: Kuantum İnterneti 2030’da... 02.10.2017Savaşa Çekilmek İstenen Türkiye ve Şeytanlaştırılan Barzani 22.09.2017Türkiye’nin PKK/PYD, ABD, İran ve Irak’la Mücadelesi 26.04.2017DEAŞ-PKK-FETÖ ve İsrail Medya Okuması 05.01.2017İran: Açılan Şehitlik Kapısı ve Düşmana Vatanında Saldırmak 17.12.2016Halep’in Düşmesi ve Çeçen Kuvvetleri Suriye’de 14.12.2016Kerbela Bir Kıyam Değil Can Güvenliği Hadisesidir 08.12.2016Kerbela Hadisesi, Şiiliğin dönüşümü ve günümüze yansımaları 15.10.2016Perez: Filistinliler onu hep tartıştı... 10.10.2016FETÖ’cü 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve dünya basını... 20.07.2016Suriyelilere vatandaşlık... 14.07.2016Avrupa’da Sağın Yükselişi ve İslam Düşmanlığı 23.06.2016Humeyni – ABD İlişkileri..Mergber Amerika mı? Beri Gel Amerika mı? 11.06.2016Ramazan Ayı ve Namazın Hatırlattıkları 06.06.2016Taliban ve İran.. Mansur’un öldürülmesi ve Afganistan’ın geleceği... 27.05.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.