YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İran kendisini dünya Şiilerinin koruyucusu ve hamisi görüyor
18 Ocak 2016 14:38

Suudi Arabistan’ın Şii din adamı Nemr en-Nemr’in idam edildiğini 3 Ocak 2016’da ilan etmesi, İran’ın sert açıklamalar yapmasına, S.Arabistan’ın Tahran’daki Büyükelçiliği ve Meşhed’deki Başkonsolosluğu'nun basılması ve yakılmasına yol açmıştır.

 

İsrail’in dünyadaki bütün Yahudilerin hamisi olarak kendini görmesi gibi, İran da 1979 Humeyni devriminden sonra kendini yeryüzündeki bütün Şiilerin koruyucusu ve doğal mensubu addetmeye başlamıştır. Humeyni, başta Necef ekolu olmak üzere önde gelen diğer Şii mercilerin kabul etmediği Velayet-i Fakih yorumunu İran anayasasına yerleştirmiş ve yeni İran rejimi de çizilen bu hedefi gerçekleştirme yolunda hiçbir çabadan geri kalmamıştır.

Kendi halkından esirgediği ülkenin kaynaklarını, dünya üzerinde bulunan değişik meşreplerdeki Şii anlayışları ortadan kaldırarak hepsini kendi yorumuna göre biçimlendirmeye tahsis etti. Mesela Şia dahilindeki Caferi mezhebinden ziyade, Ehl-i Sünnet’e daha yakın bir Şii mezhebi olan Yemen’deki Zeydileri İran, Husi ailesinden bir din adamı eliyle kendi mezhep anlayışına doğru evirmeyi sağladı.

Husi hareketi,  1990’larda Kuzey Yemen'de artan Vahhabi akımları istismar eden İran tarafından Hüseyin Bedreddin el-Husi’ye kurduruldu. Bu sırada Husilerle savaşan zamanın devlet başkanı Ali Abdullah Salih’in Suudi Arabistan’dan muazzam destek aldığını, bu ülkeyle birlikte izlediği yanlış politikalar neticesinde Husilerin güçlenmesine neden olduğunu, bir kaç yıl önce görevinden uzaklaştırılan Salih’in bu kez eski düşmanı Husilerle birlikte Suudi Arabistan’a karşı 2015 yılında harekete geçmesi siyaset ve çıkarların acımasızlığının somut bir kanıtıdır.   

New York Times gazetesinin 5 Ocak tarihli başyazısıyla beraber aynı gün  yayınlanan iki makalede de Nemr’in idamından tamamen Suudi Arabistan’ın sorumlu tutulması, İran’ın bu ülkeyi karıştırmasındaki sorumluluğundan bahsedilmemesi,  keza benzer toplu idamların İran tarafından Sünni Kürtlere ve Belucilere karşı işlenmesinden zikredilmemesi dikkat çekmektedir. Şii – Sünni çatışması ve bu kavganın genişlemesinin Müslümanların çıkarına olmadığını, başka çevrelerin yararına olduğunu anlamamanın kimlerin yararına olduğunu sadece bu gazetenin yorumları  yeterlidir.

İdam edilen Nemr’in 10 yıl İran’da ve bir kaç yıl Suriye’de eğitim aldığı, dini yetkinliğinden ziyade siyasi faaliyetleriyle ön plana çıktığı, buna rağmen S. Arabistan’daki Şii hareketler olan Şirazi ve Suudi Hizbullah’ın dışında arka planda kaldığı, Wikileaks’te yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerinde adı geçenin kendisiyle görüşen ABD’li diplomatlara Amerika'yı övdüğü ve Ortadoğu politikasına güzellemeler yaptığı, Nemr’in “kendisini önce Şii, sonra Müslüman, bilahare Ehl-i Kitap ardından insanlığa mensup bir kişi olarak hissettiğini” belirttiği, “Arap Baharı” furyasıyla rejime karşı keskin söylemlerinden ötürü 2012’de tutuklandığı ve idam cezasına çarptırıldığı vurgulanmaktadır.

Burada şu hususu belirtmekte fayda mülahaza edilmektedir. İran’ın eski Cumhurbaşkanlarından Haşimi Rafsancani’nin mektubu üzerine S. Arabistan, 2014 yılında Nemr hakkında verilen ölüm cezasını uygulamadı. Gerginlik yerine diyalog yollarını açık tutmaktan yana olan Rafsancani gibi liderlerin bugünlerde  kendi ülkesinde bile saldırı ve baskılar altında tutulması önümüzdeki süreç için olumlu işaretler vermemektedir.  

İran yöneticiler, İslam devrimi rüzgarıyla gelmiş geçmiş bütün Şii devletleri ve kümelenmeleri tarihte görülmemiş biçimde bir yapı ve imparatorluğun altında birleştirmenin hülyasına kapılmış gidiyorlar. Hatta bunun da ötesine geçmiş durumdalar. Irak – Suriye – Lübnan hattıyla Şii hilali, Mısır’da Fatımileri, Arap yarımadasında Karmatileri ve Kuzey Afrika’da İdrisileri canlandırmanın yanı sıra, Senegal ve Nijerya gibi Batı Afrika ile Uzakdoğudaki Endonezya ve Malezya’da da Şiileştirme ve belirli kümeleşmelerle tek tipçi “Velayet-i Fakih” anlayışını empoze edip kendi tahakkümünü bölgeden küresele geçirmenin gayretindeler. Amaç rızay-ı İlahi değil, siyasi tahakküm.  Bu hülya ve ideolojinin Sünni-Şii çatışmasının fitne tohumlarını ekeceğini İran’ın öngörmemesi imkan dahilinde değildir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’nın haklı olarak vurguladığı gibi “Sünni ve Şiilikten önce Müslüman olmanın” gerekliliğine inanan birisi olarak, bu konuda tarihten bazı örnekler ortaya koymak yerinde olacaktır. 

Şam, Irak ve Iran’ı kim fethetti? ? Hz. Ömer b. Hattab (R.A) (Şiiler bu yüce büyük Halifeye saygı duymazlar)

Sind, Hint ve Maveraunnhir’i kim fethetti? Muhammed b. Kasım (Sünni)

Kuzey Afrika’yı kim fethetti? Kuteybe b. Müslim Bahilî (Sünni)

Endülüs’ü kim fethetti? Tarık  b. Ziyad ve Musa b. Nusayir (Sünni)

İstanbul’u kim fethetti? Fatih Sultan Mehmet (Sünni)

Seyşel adasını kim fethetti? Esed b. Fırat (Sünni)

Endülüs medeniyetini kim kurup onu dünyanın önemli varlıklarından yaptı? İkinci Emevi Hükümdarları (Sünni)

Hittin savaşlarında Müslümanlara kim komutanlık yaptı? Selahaddin Eyyubî (Sünni)

Ayncalut savaşında Müslümanlara önderlik yapıp Moğolları yenen kimdi? Seyfeddin Kutuz ve Rükneddin Baybars (Sünni)

Batı yakasında ve sahilinde İspanyolların gururunu kim yok etti? Abdülkerim Hattabî (Sünni)

İtalya’nın Libya konusundaki  siyasetini yeniden gözden geçirmesine sebep olan kim? Ömer Muhtar (Sünni)

Rusya’yı Çeçenistan’da yenen ve Grozni’yi alan kimdi? Hattab (Sünni)

NATO’nun Afganistan’da burnunu yere sürten kim? (Sünniler)

ABD’nin Irak’ı terketmesine mecbur eden kim? (Sünniler)

Filistin’de İsrail’in uykusunu kaçırtan kim? Ahmed Yasin (Sünni)

Peki Şiiler, nesilleri ve bizler için ne örnekler ortaya koydu?

Hz. Hüseyin’e hiyanet eden, Mekke’den çağırıp Kerbela’da yalnız bırakan kim? Muhtar Sekafi (Şii)

Abbasi Halifesi Muhammed Radi’ye hiyanet eden kim? Büveyhiler (Şii)

Moğolların Bağdat’a gelmesi için uygun koşulları sağlayan kim? İbn Alkamî (Şii)

Hülagu’nun kötü fiilerini öven ve yaldızlayan kim? Nasır Tusî (Şii)

Moğolların Suriye’ye saldırısında yardımcı olan kim? (Şiiler)

Müslümanlara karşı Fransızlara yardım edenler kim? Fatımiler (Şii)

Abbasi Halifesini koruyan Selçuklu Sultanı Tuğrul Beye hiyanet eden kim? Besasîrî (Şii)

Haçlı saldırılarında Hıristiyanlara yardım edip Kudüs’ün düşmesine neden olan kim? Ahmed b. Ata (Şii)

Selahattin’in katledilmesine katkı sunan kim? Kenzüddevle (Şii)

Şam’da Hülagu’yu karşılayan kim? Kemaleddin Bedir Tiflisi (Şii)

Hacerul Esved’i çalıp Harem’de hacıları öldüren kim? Ebu Tahir Karmatî (Şii)

Napolyon’un Suriye’ye hücum etmesine destek veren kim? (Şii)

Günümüzde ise:

Yemen’deki İslam medeniyeti şahseserlerine saldıran kim? (Husi Şiiler)

ABD’nin Irak’a saldırmasını tebrik eden kim? Ayetullah Sistani ve Ayetullah Hekim (Şii)

Afganistan’daki Haçlı saldırısını kutlayan kim? İran (Şii)

Suriye’deki halk devrimiyle savaşan kim? İranlılar, Iraklılar, Afganlılar ve diğer paralı gruplar (Şii)

Terörizmle mücadelede Miyanmar devletinin yanında olduğunu açıklayan kim? Ahmedinejad (Şii)

Ateş bombalarıyla kendi halkını öldürten fasıt Suriye rejiminin yanında duran, sonrasında Rusya’nın Suriye’ye müdahalesine destek veren kim? Hamenei (Şii)

Şii kardeşlerimiz tarih boyunca kalem ve silahlarını neden sadece Sünnilere karşı kullandıklarını sorgulamayacaklar mı?

İranlıların Nemr’in idam edilmesinden Sayın Cumhurbaşkanımızın ahiren yaptığı Riyad gezisi nedeniyle dahlinin bulunduğu hezeyanını nasıl okumak gerek? Nitekim İranlı göstericiler, ellerinde taşıdıkları Nemr’in posterlerinden birisinin üzerine Türkiye bayrağını hemen kondurdular. Aslında bu tür yaklaşımlar, İran’ın  tarihten beri ortaya koyduğu davranışlardır. Osmanlı'ya karşı başta Papalık olmak üzere Almanya, Fransa, Portekiz ve İspanyollarla aynı cephede yer alan kim idi? Günümüzde ise Rusya ile açıktan aynı cephede yer alan, İsrail ve Batı ülkeleriyle perde arkasında stratejik yaklaşımları ve menfaatleri örtüşen kim? Bu cepheleşmelerden kim zarar görüyor? Tabii ki Türkiye.

Mavi Marmara gemisi Gazze’ye doğru yola çıkıp İslam alemi ve insaflı insanlık vicdanında aksülamel görünce İran Devrim Komutanlığı hemen tarihi İran yüzünü çok güzel biçimde ortaya koyarak, “İran’ın da Gazze’ye insani yardım götüren bir gemiyi Basra Körfezinden yola çıkardığını” söylemişti. Gemi halen yolda...

Lakin yolunda gitmeyen bir vakıa var: Müslüman kanı, Müslüman eliyle dökülüyor.. İslam coğrafyası yaşanmaz  hale getiriliyor.. Adı üzerinde barış dini olan İslamın, ne yazık ki savaş, acı ve şiddetle bir arada anılır hale getirmenin çabasındaki evrensel psikolojik harekat çevrelerine içimizdeki akılsızlar odun taşımakta... 

Yazarın Önceki Yazıları
Savaşa Çekilmek İstenen Türkiye ve Şeytanlaştırılan Barzani 22.09.2017Türkiye’nin PKK/PYD, ABD, İran ve Irak’la Mücadelesi 26.04.2017DEAŞ-PKK-FETÖ ve İsrail Medya Okuması 05.01.2017İran: Açılan Şehitlik Kapısı ve Düşmana Vatanında Saldırmak 17.12.2016Halep’in Düşmesi ve Çeçen Kuvvetleri Suriye’de 14.12.2016Kerbela Bir Kıyam Değil Can Güvenliği Hadisesidir 08.12.2016Kerbela Hadisesi, Şiiliğin dönüşümü ve günümüze yansımaları 15.10.2016Perez: Filistinliler onu hep tartıştı... 10.10.2016İsrail Ordusunun Strateji Belgesi 09.09.2016FETÖ’cü 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve dünya basını... 20.07.2016Suriyelilere vatandaşlık... 14.07.2016Avrupa’da Sağın Yükselişi ve İslam Düşmanlığı 23.06.2016Humeyni – ABD İlişkileri..Mergber Amerika mı? Beri Gel Amerika mı? 11.06.2016Ramazan Ayı ve Namazın Hatırlattıkları 06.06.2016Taliban ve İran.. Mansur’un öldürülmesi ve Afganistan’ın geleceği... 27.05.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.