YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Humeyni – ABD İlişkileri..Mergber Amerika mı? Beri Gel Amerika mı?
11 Haziran 2016 09:16

Bilindiği üzere Humeyni liderliğinde Şubat 1979’ta İran’da yapılan “devrim”in ana teması ve belirleyici sloganı “Mergber Amerika (Kahrolsun Amerika) ve Mergber İsrail” idi.

İran, ABD ve İsrail aleyhtarı sloganlarla dünyadaki mazlumların sesi olduğunu söylüyordu. Ortadoğu, Asya ve Afrika’da halklar bu “devrim”e ümit bağlamışlardı. Başta Amerika olmak üzere Batı’nın da siyaseti bu algının yerleşmesine ve yayılmasına yardım etti. Geçen asırda bu ülkelerin baskıcı siyasetine gür bir şekilde karşı çıkan seda İran’da ortaya çıkmıştı. Zamanla bunun bir yanılsama ve adeta bir “oyun” olduğu gün yüzüne çıktı. Mesela İran, baba Esad’ın 1980’lerdeki Müslüman Kardeşler girişimini bastırırken Hama ve Humus’u tanklar ve uçaklarla bombalamasına destek verdi ve bu desteğini hiç bir zaman çekmedi. Şu ana kadar 600 bin vatandaşını öldüren oğul Esad’a, İran pervasızca yardım yapmaktadır.   

ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin kışkırtmasıyla Saddam Irak’ı 1980 Eylül’ünde İran’la savaştırıldı. Bu savaşla yeni rejimin İran’da kök salmasına fırsat tanınırken, başta Irak ve Körfez Ülkeleri olmak üzere Müslümanların maddi varlığı tarumar edildi. Saddam’ın 1959’dan beri Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı CIA’in etkisinde olduğu inkar edilmemektedir.

Batılı müstemlekeciler Osmanlıyı yıktıktan sonra bölge ülkelerini keyifleri ve arzularına göre taksim edip yönetimlerine adamlarını getirdiler. Zamanla eskiyen, yıpranan, halk nezdinde itibarı kaybeden, birazcık bağımsızlaşma umuduyla Batının hilafına davranan yöneticiler hiç acımadan anında inkilablarla, suikastelerle ve sözde “halk eylemleriyle” değiştirildi. Bu değişimden nasibini alan devletlerden biri de İran oldu.

Vazifesini ve kullanılma miadını dolduran İran Şahı Rıza Pehlevi, Humeyni ile değiştirildi. Lakin öyle bir yol takip edildi ki, zevahirde bu kişinin tamamıyle ABD ve Batıya karşı olduğu yanılsaması beyinlere nakşedildi. Böylece bir taşla bir kaç kuş vurulmuş oldu. İslam tarihinde hep azınlıkta kalmış olan Şiayı Sünni dünyayla savaştırmanın ilk adımları atıldı. Şianın içinde nevzuhur bir yaklaşım olarak türetilen “Velayet-i Fakih” yorumu Humeyni ile birlikte bütün Şiilere teşmil etme faaliyetlerine her türlü destek verilip, Şii Pers devleti ortak bir liderlikten yoksun Sünni dünyayla karşı karşıya getirmenin bütün yolları denendi. Batının uygulayageldiği azınlığın çoğunluğu yönetme siyaseti (Suriye’de Nusayri azınlığın Sünnileri, İsrail’in Arapları vs) çerçvesinde Şiileri İslam dünyasının liderliğine hazırlama emareleri göze çarpmaktadır. Böylece Müslümanlar birbirleriyle didişip boğaz boğaza geldikleri esnada Batı dünyası ise sorgusuz sualsiz dünyanın en verimli coğrafyasını Moğollar gibi harap ederk, zengin petrol ve diğer kaynakları sömürüp, her türlü kültürel ve tarihi varlıklarını da çalıp çırpmanın keyfini çıkarmaya başladı.

Durum hiç te böyle değilmiş. Humeyni ABD’ye “Büyük Şeytan” derken, hakikatte ise ona güvenceler verip gizli görüşmeler yapıyormuş...

Humeyni’nin 1953’teki Musaddık darbesinden beri ABD ile ilişkide olduğu ahiren gizlliği kaldırılan ABD belgelerinde kaydedilmektedir. BBC Farsça’nın 1 Haziran 2016’da yayınladığı belgelerde, Humeyni Kasım 1963’te dönemin ABD Başkanı John Kennedy’e gönderdiği gizli mektubunda ABD menfaatlerini koruyacağı taahhüdünde bulunmaktadır. Sovyetler Birliği (S.S.C.B.) Başkanı Leonid Brejnev’in İran’a 6 Kasım 1963’te yaptığı ziyaretten 10 gün önce Tahran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi ve muhalif gruplara yakın Mirza Halil Kemereî aracılığı ile ABD Tahran Büyükelçiliğine mesajını ileten Humeyni, “Amerikanın İran’daki çıkarlarına karşı olmadığını, bilakis bunun İngiliz ve S.S.C.B’nin İran’daki nüfuzunu dengelemek maksadıyla gerekli olduğunu, İslam’ın başta Hıristiyanlık olmak üzere diğer dinlerle yakın işbirliği içerisinde bulunması görüşünü paylaştığını” izhar eder. Şubat 1979’ta Paris’ten Tahran’a dönmeden önce, Şah’ın ayrılması akabinde ordunun karşı darbe yapmaması için ABD ile nasıl sıkı temas halinde olduğu, bu temasları Paris’te İbrahim Yezdi üzerinden ABD Büyükelçiliği Müsteşarı Warren Zimmermann ile yapan Humeyni’nin, Tahran’daki temsilcisi Muhammed Beheşti aracılığıyla keza bu ilişkileri ABD Tahran Büyükelçiliği ile sürdürdüğü görülmektedir. Humeyni Tahran’a 1 Şubat 1979’da hareket etmeden önce ABD’ye “Büyük Şeytan” derken, diğer taraftan el altından İran ordusuna karşı ABD’nin yardımını istiyor ve bu ülkeye garantiler veriyordu. Tam bir Acem oyunu, bir yandan dünyaya “Büyük Şeytan” diye ilan et, diğer taraftan onunla el altından gizli görüşmeler yap. İranlıların dediği gibi “beh beh çe hoş”... Mesela İbrahim Yezdi 18 Ocak 1979’da Amerikalılara şunu söylüyordu: “Amerikalı Yahudilere, İran’daki Yahudilerin geleceği konusunda kaygılanmamalarını söyleyebilirsin”. Humeynî ise “işbaşına geldiğinde adil bir hükümet kuracağı ve ABD’ye petrol satışını durdurmayacağı” mesajını makamlarına iletmesini Paris’te 5 Ocak 1979’da görüştüğü ABD’li Leonard Freeman’dan istiyordu.  (http://www.bbc.com/news/world-us-canada-36431160) (http://news.files.bbci.co.uk/ws/documents/persian/bbc_persian_islam_in_iran.pdf)   

BBC’nin ortaya çıkardığı bu belgeleri değerlendiren İran’ın devrimden sonraki ilk cumhurbaşkanı Ebulhasan Benisadr, bu irtibatları doğrulayarak daha geniş malumatlar vermektedir. (http://banisadr.org/index.php?option=com_content&view=article&id=584:2016-06-03-13-10-41&catid=27&Itemid=0)   O, Mehdi Hairî’nin anılarına istinaden İran petrolünü millileştirdiği için İngiliz MI6 ve CIA destekli Musaddık’ı alaşağı eden 19 Ağustos 1953 (28 Mordad 1332) darbesine yol açan halk ayaklanmasına Humeyni’nin destek verdiğini yazar. Humeyni, İran Milli Hükümeti Başbakanı Muhammed Musaddık’ın “İslam’ın sillesini yediğini” söyleyerek bu darbeye destek vermekle yetinmemiş, İslam’ı da burada kendi gayesine alet etmiştir. Bu gelişme ve Behbehani ile aynı safta buluşmasından ötürü Burucerdî, Humeyni’den çok bizar olmuştur.

Benisadr, Amerika’nın İran’daki Siyaseti – Siyaset-i Amerika der İran adlı eserinin birinci cildinde Humeyni’nin Yezdi aracılığıyla ABD Başkanı Jimmy Carter’a gönderdiği Farsça mektuba yer verdiğini ve burada “eğer Şahpur Bahtiyar Hükümetinden desteği çekildiği takdirde, yeni rejimin daha fazla ABD’nin çıkarına olacağı”nın ifade edildiğini kaydeder.  

Aslında Humeyni’nin işbaşına gelmesi ve Afganistan’ın Sovyetler tarafından işgalinin ardından yaşanan gelişmeler, daha önce görülmeyen şiddet ve terör sarmalını Müslüman coğrafyasına taşıyarak dünyada “İslamafobiya”nın neşvü nema bulmasına öncülük etmiştir. İbretengiz   taraf ise, işbaşına geldikten sonra binlerce kişiyi öldürüp idam eden ve milyonlarca kişinin kaçmasına neden olan Humeyni rejiminin, Ortadoğu’daki aşırı unsurları eğitirken, salt propaganda için “Salman Rüşdi’ye ölüm fetvaları” gibi hususlara dünya kamuoyunda kendisine geniş yer bulmasıdır. Humeyni bu fetvasında da ciddi değildi. Ama bu fetva sayesinde aşırı radikal unsurların bir nevi önü açılmış oldu. Günümüzde ise İran, bu radikal unsurları gerekçe gösterip Batıyı yanına alarak Müslüman coğrafyasında kendisine mevziler kazanmanın peşindedir.

Humeyni el altından “Beri gel Amerika derken”, diğer taraftan insanlığı kandırarak “Mergber Amerika” ve “Büyük Şeytan / Şeytan-ı Bozorg” sloganlarını Acem takiyesiyle istimal etmekten kaçınmadı.  Bu yaklaşım iki tarafın da işine geliyordu. ABD ve İran bu sloganlar aracılığıyla Müslüman coğrafyasını tarumar etmenin yollarını bulmuştu.

Bu belgelerin şu anda faş edilmesinin gerekçesi ise, İran lideri Hamanei’nin Obama yönetimiyle varılan nükleer anlaşma nedeniyle son zamanlarda İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi adeta ofsayt durumuna düşüren açıklamaları yaklaşan ABD Başkanlığı seçimlerinde Cumhuriyetçilere ikinci defa destek verme girişimi biçiminde ABD’deki Demokratların telakki etmesinden kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere 4 Kasım 1979’da Tahran’daki ABD Büyükelçiliğini basan öğrenciler ABD’li 52 diplomatı 444 gün rehin tutmuş, Demokrat Carter’in bütün çabalarına rağmen rehineler serbest bırakılmamış; o sırada CIA Başkanı olan ve bilahare seçimi kazanan Başkan Ronald Regan’ın yardımcılığını üstlenen baba George Bush ve Haşimi Rafsancani bilakis rehinelerin seçim malzemesi olarak kullanılması hususunda gizli görüşmeler yapımıştır. Nitekim Reagan göreve başlar başlamaz 20 Ocak 1981’de bu rehineler serbest bırakılmıştır. İran yönetimi, kendisine daha fazla istismar alanı oluşturacağı için ABD’deki daha radikal Cumhuriyetçileri kendisine hep daha yakın görmüştür. 

Doğal olarak bu belgeleri reddecek olan İran, dini lideri Hamanei’nin ağzından bunların gerçek olmadığını iddia etmiştir. Bu meyanda bir değerlendirmeye yer veren İran Dışişlerine yakın yarı resmi internet sitesinde yer alan karşıt yazıda  bu temaslar adate doğrulanmıştır. Buna göre aslında Humeyni’nin “Amerikalılara karşı açık bir düşmanlığının bulunmadığı” görüşünün çarpıtılarak (!),  sökonusu belgelerde “ABD’ye karşı...” diye yazılmış olduğu savunulmaktadır. (http://irdiplomacy.ir/en/page/1959675/BBC+Persian%E2%80%99s+Ayatollah+Khomeini+Story+Lost+in+Translation.html)

Bu gelişmeler millet, devlet ve bölge halkları olarak “aşırı ve radikal söylemlere” itibar edilmeden bunlardan uzak durulmasının hayati bir görev olduğunu bize göstermektedir. 

 

Yazarın Önceki Yazıları
DEAŞ-PKK-FETÖ ve İsrail Medya Okuması 05.01.2017İran: Açılan Şehitlik Kapısı ve Düşmana Vatanında Saldırmak 17.12.2016Halep’in Düşmesi ve Çeçen Kuvvetleri Suriye’de 14.12.2016Kerbela Bir Kıyam Değil Can Güvenliği Hadisesidir 08.12.2016Kerbela Hadisesi, Şiiliğin dönüşümü ve günümüze yansımaları 15.10.2016Perez: Filistinliler onu hep tartıştı... 10.10.2016İsrail Ordusunun Strateji Belgesi 09.09.2016FETÖ’cü 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve dünya basını... 20.07.2016Suriyelilere vatandaşlık... 14.07.2016Avrupa’da Sağın Yükselişi ve İslam Düşmanlığı 23.06.2016Ramazan Ayı ve Namazın Hatırlattıkları 06.06.2016Taliban ve İran.. Mansur’un öldürülmesi ve Afganistan’ın geleceği... 27.05.2016Erdoğan, Davutoğlu ve İmam Maverdî 07.05.2016Irak Hızlıca Acemleşiyor... 18.04.2016Batı’da İslam’a Yönelik Nefret Söylemi...New York Times’tan Kesitler... 02.04.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
BOP UN GERÇEK EŞBAŞKANI
 // Cemil AYDIN
BOP un gerçek eşbaşkanı fars faşist Alisiz şia Acem emperyalist imparatorluğu münafık mecusi Takiyyeci muteci İrandan başkası değilmiş.Benim en sevindiğim nokta ise bu sözde islam devletinin maskesinin bu Suriye ve Irak felaketleri ve mazlum milletlerin İran eliyle katliam larından sonra maskesinin düşmüş olması.Hiç bir müslüman artık İranın sözde antiemperyalist sözde mazlumların hakimi sözde İsrail düşmanı sözde Filistin hamisi sözde antiamerikancı sözde devrimci Riyakar İran......
11 Haziran 2016 Cumartesi 22:06