YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Batı’da İslam’a Yönelik Nefret Söylemi...New York Times’tan Kesitler...
02 Nisan 2016 08:36

Kanada’nın Toronto kenti merkezli 416 Labs Danışmanlık Şirketinin yaptığı bir araştırma sonucunda New York Times’ın  İslam ve Müslümanlara yönelik yaklaşımı hakkında çok ilginç bulgulara rastlanılmıştır. Gazete  İslam ve  Müslümanları alkol, kanser ve kokain  benzeri  maddelerden daha olumsuz görmüş ve okuyucuya bu şekilde aksettirmiştir. (http://mondoweiss.net/2016/03/study-nyt-portrays-islam-more-negatively-than-alcohol-cancer-and-cocaine/)

New York Times’in son 25 yıllık başlıklarından yola çıkılarak elde edilen sonuçlar, İslam ve Müslümanların menfi terimlerle anıldığını ortaya koymaktadır. Buradaki 2.667.000 makalenin tahkikinden çıkan belli başlı neticeler şöyle özetlenebilir:

 

§             Başlıkların %57’si Müslüman ve İslam’ı olumsuz nitelendirmektedir. Sadece %8’inde müspet başlık kullanılmıştır. 

§             Diğer temel ıstılahlarla (Cumhuriyetçi, Demokrat, Kanser ve Amerikalı, Hıristiyanlık ve alkol) karşılaştırıldığında, 25 yıllık süre zarfında en yüksek olumsuz nitelendirmelerin İslam ve Müslümanlar hakkında yapıldığı saptanmıştır.

§             Sadece bir defaya mahsus değil, bu sürenin tamamında istimal edilen başlıklarda İslam ve Müslümanlara yönelik kışkırtıcı menfi ibarelerin nisbeti % 29’dur.

§             İslam ve Müslüman ıstılahıyla birlikte “(Rebel) Asi / İsyancı / Ayaklanan / ve “(Militant) Başkaldıran / Militan / Savaşan” kelimeleri en fazla kullanılmıştır. Sözkonusu  25 yıllık süre zarfında İslam ve Müslümanlar hakkında olumlu ve müsbet hiç bir başlık serdedilmemiştir.

gr1-001.jpg

                              New York Times gazetesindeki menfi başlıkların grafiği.

 

Araştırmanın işaret ettiği başka bir hakikat ise, aşırı kümelerin (cihadi grupların) yol açtığından daha fazla ölüme sebebiyet vermesine rağmen kanser ve alkole ilişkin olumsuz başlık ve nitelendirmelerin İslam ve Müslümanlardan oldukça az olmasıdır.  

Araştırmanın yetkililerinden  Steven Zhou, “ 11 Eylül hadisesinden beri kitle iletişim araçlarının çoğu Müslüman karşıtı ortamı sömürüp ihtikar yapmıştır. Kitle iletişim ve İslamafobiyayı (İslam korkusu) çok konuşuyoruz. Fakat şu ana kadar hiç kimse bunun matematiğini çıkarmamıştı. Gazetelerdeki bu oranları ortaya koyma yolunda çok çalışılması gerekiyor.”

Kitle iletişim araçlarının kamuoyunun şekillenmesinde önemli  etken olduğu bir hakikattır. New York Times’in İslam ve Müslümanlar hakkında attığı başlıklardan “ çevremizdeki olumsuzluk ve menfiliğin ana müsebbibinin İslam ve Müslümanlar” olduğu algısı yerleştirilmeye çalışılmaktadır.

New York Times’taki bu olumsuz yaklaşımın başlıca sebeplerinden birisi Filistin – İsrail meselesi olup, gazetenin yazı ve idare kurulundan üç kişinin oğullarının İsrail ordusunda işgal altındaki topraklarda görev yapmış olmalarından kaynaklanmaktadır.

İslam karşıtı bu cephe sadece New York Times ile mahdut değildir. Yapılan algı girişimleriyle Batı basınının kahir ekseriyetinde İslam ve Müslüman denilince başlıklara ve karikatürlere hemen “şiddet, savaş ve terör” ibareleri ve fırçaları geliyor.

İslam’ın şiddete meyilli bir din olduğu savıyla Amerikan kamuoyunu uyandırmak için  2003 yılında internet sayfası kuran ve İslam’ın aleyhine çeşitli kitaplar yazan Robert Spencer’in iki yapıtının New York Times yayınlarının en çok satanlar arasında yer alması da düşündürücüdür.

Amerika’da en fazla İslam ve Müslüman karşıtı yayınlar yapıp kitapaplar yazan, kitle iletişim araçlarında boy gösteren ve çeşitli yapılar kuran   25 kişi hakkında yapılan bir araştırmada (http://www.mpac.org/assets/docs/publications/MPAC-25-Pseudo-Experts-On-Islam.pdf ) bu isimlerden sadece birinin İslami araştırmalar alanında eğitim aldığı, iki kişinin üniversite eğitimi sahibi olmadığı, akademik bir disiplin taşımadıkları görülmüştür.

Konunun daha iyi anlaşılmasını teminen 25 kişi hakkındaki  özlü bilgiler aşağıya dercedilmektedir.  Andrew G. Bostom: böbrek hastalıkları doktoru; William Boykin: fakültede İngiliz dili eğitimi alan emekli subay ve Amerika’da Camiye izin yok kampanyasını yürütüyor; Stephen Coughlin: Stratejik terörizm mastırı var; Nonia Darwish: Mısır doğumlu, babası Cemal Abdünnasır’ın generallerinden, sosyoloji eğitimi görmüş; 1978’de kocasıyla ABD’ye göçüp Hıristiyan olmuş, Pamela Geller ve Robert Spencer tarafından yönetilen  Stop the Islamization of America (SIOA) Amerikan’ın İslamlaşmasına Dur hareketinin toplantılarına katılıyor; Steven Emerson: terör uzmanı, 11 Eylül hadisesinden önce meşhur Oklahama Şehri Bombalanmasının Müslümanlar tarafından yapıldığı iftirası ve gafını yaptı; Brigitte Gabriel takma ismini kullanan Nour Saman Lübnan doğumlu ve lise mezunu; Frank Gaffney: Uluslararası ilişkiler mastırı var, Obama’nın gizli Müslüman olduğu şayiasını çıkaran kişi; David Gaubatz: işletme eğitimi almış, Arapça bilen istihbaratçı emekli subay, Council on American Islamic Relations (CAIR) (Amerikan İslami İlişkiler Meclisi) hakkında “Müslüman Mafya” adlı kitabı yazmış, Yahudi, Hıristiyan ve Müslümanların aynı Tanrıya ibadet etmediklerini iddia ediyor; William Gawthrop: muhtelif ABD istihbarat kurumlarında çalışmış bir istihbarat tahlilcisi, 2007’de NATO çerçevesinde Ankara’da subaylarımıza yönelik bir çalıştayda bildiri sunmuş ve bu bildiriyi bir uzman Amerikan diplomasisi için geri bir adım olarak değerlendirmiş

(https://twitter.com/brianfishman/statuses/114328800661217280); Pemale Geller: lise mezunu, SIOA ve AFDI’nin (nefret suçunu işlemekle meşhur) kurucularından, o sırada Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Obama’ya söylediği İslam’ın aşırılık ve şiddetle ilişkilendirilmesine itirazını reddederek ılımlı İslam’ın bulunmadığını ve “Müslüman teröristlerin İslam’ın gereğini yaptıkları” suçlamasını yöneltmiş; John Gidduck: Bir ara Rusya’da bulunmuş hukuk eğitimi gören ve terör alanında çalışan; Sebestyen (Sebastian) Gorka: Savunma Kolejinde görevli, İslami bir eğitim almayıp uluslararası ilişkilerde doktora sahibi  olan adıgeçen İslam hakkında çok önyargılı, kendi icat ettikleri Bin Ladin için “İslam’ın Martin Luther’i” nitelendirmesini yapmış, halbuki Luther bir ilahıyatçı ve din adına şiddeti reddetmiş, Bin Ladin ise bir ilahiyatçı bile değil, adıgeçen Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler komisyonunda yaptığı açıklamada “İbn Warrak” ve Christopher Luxemburg gibi İslam düşmanlarını desteklediğini belirtmiş, bir atesit olan İbn Warrak “Neden Ben Bir Müslüman Değilim” kitabını yazmış, bu kitap Bernard Russel’in “Neden Ben Bir Hıristiyan Değilim” eserinin kopyası niteliğinde; John Guandolo: eski FBI ajanı, deniz kuvvetlerinde mühendislik eğitimi görmüş; Tevfik Hamid: tıp eğitimi gören ve 1990’larda binlerce Mısırlıyı öldüren Cemaatı İslamiyye mensubu eski terrorist, devlet kurumlarında ve kitle iletişim araçlarına sık sık çıkarak İslam aleyhinde görüşler serdedip “Müslümanların genelinin pasif terrorist” olduğu ithamını tekrarlar; David Horowitz: aşırı sağ eğilimli  FrontPage dergisini ve Horowitz Özgürlük Merkezini kuran adıgeçen Filistin halkının “en aşağılık halk” olduğunu ve İslam’ın “nefret, şiddet ve ırkçı” söylemi taşıdığı suçlamasını yapar, diğerleri gibi bu kişi de hiç bir İslami araştırma eğitimi almamış ve İngiliz dili edebiyatını bitirmiş; Raymond İbrahim: Tarihçi olup muhtelif istihbarat kurumlarında dersler vermekte; Zuhdi Jasser: Demokrasi İçin Amerikan Müslümanları Forumunun başkanlığını yapan adıgeçen de deniz kuvvetlerinde tıp eğitimi almış ve kendini dindar birisi olarak tanıtıp Amerikan Müslümanlarının savunucusu olarak göstermeğe çalışsa da, Daniel Pipes ve Steven Emerson gibi ABD’deki camilerin % 80’nin aşırı gruplar tarafından yönetildiğini, Müslüman Kardeşlere ve CAIR’e karşı hasmane tutumlar takınmakta, Müslüman karşıtı “Obsessison” filminin öznesi ve anlatıcısı bizzat kendisidir, keza Paralel Örgütün hamilerinden sayılan CIA İslami Akımlar uzmanı Graham Füller’in takipçisi olması dikkat çekicidir; Andrew McCharty: avukat; Velid Faris: Lübnan Marunilerinden, Temsilciler Meclisinde terör uzmanı, FOX ve NBC TV’da danışman, siyaset bilimi ve uluslararsı hukuk eğitimi almış, “Müslümanların şiddet, yalan ve itimatsızlığı tarihsel olarak tevarüs ettiğini” iddia eder, adıgeçen Lübnan iç savaşında binlerce Müslüman ve Hıristiyanı öldüren Lüban Kuvvetleri Örgütünün üst düzey komutanlarından; Daniel Pipes: Düşünce kuruluşu Middle East Forum’u 1990’larda kurdu, Harvard Üniversitesinde Ortaçağ İslam Tarihi eğitimi aldı, İslam karşıtı bu küme içerisinde İslami bir eğitim alan tek kişi kendisi, ama, hiç bir Müslüman ülkeyi gezip çalışma yaptığı sahaları gördüğüne dair bir kayıt bulunmuyor, en son yazdığı kitap 1981’deki İslam’ın Esir Askerleri  kitabı olup, George Bash’a danışmanlık yapmış Halid Ebul Fadl gibi uzmanın ifadesiyle “İslam hakkında yazılmış en kötü kitap” tanımlamasından kurtulamamış, “İslam’ın barış dini değil şiddet dini olduğunu” ileri sürmüş, Muhammed Hişam Kabbani gibi mesnetsiz, bilimsellikten uzak ve çelişkili çalışmlarını “güvenilir kaynaklar” diye vasıflandırmış, Pipes’in düşmanlığından Amerikalı Japonlar da nasibini almıştır; Patrick Poole: Siyasi tahlilci ve iş dünyası yorumcusu, “İnsan hakları, özgürlük, kanunun üstünlüğü ve demokrasinin 1400 yıllık İslam tarihinde izine hiç rastlanılmadığını, bunun günümüzde Laik Türkiye dahil hiç bir Müslüman ülkesinde bulunmadığı” iddiasını savunur; Velid Şueybat: kendi ifadesiyle “eski bir Müslüman terrorist” olup Hıristiyanlığa geçmiş, “İslam’ın Tanrı’nın dini değil, İblis’in dini” olduğu safsatasını ileri sürer, bir zamanlar FKÖ militanı olduğunu belirtir, lakin FKÖ bir seküler hareket olup dini yönü ağır değildir, keza CNN’nin yaptığı bir araştırmada adıgeçenin “eski teörist olduğu” söyleminin doğru olmadığı, bunu dikkat çekmek için kullandığı ortaya çıkmış; Robert Spencer: Jihad Watch, SIOA ve American Freedom Defense Initiative (AFDI) kurucularından, İslam aleyhtarı 10 kitabın yazarı, mabe’di ve makebline bakmayıp İslami metinleri kırparak suçlamalara yeltenen ve İslami bir eğitimden uzak kişi, erken Hıristiyanlık dönemi tedrisatını yapmış, North-Caroline Üniversitesinden İslami Araştırmalar Profesörü William Kenan’ın “onun çalışmalarının bilimsel bir temelden yoksun olduğunu” kaydeder; Erick Stakelbeck: Hristiyan Yayın Ağı’nda (CBN) teörizm uzmanı ve yayıncı, lise mezunu, beş Müslüman askerin Güney Carolina’da ordunun yemeğine zehir attığı yalan haberini üretmiş; David Yerushalmi: New York Times’in ifadesiyle “Şeriat aleyhtarı hareketin arkasındaki kişi”, “Amerikan Ulusal Varoluş Cemiyeti’nin (SANE)” kurucusu, hiç bir İslami eğitim almamış olup hukuk eğitimi görmüştür.

Görüldüğü üzere İslam karşıtı bu kişilerin ortak paydası, takriben hepsinin  Amerikan derin devleti ve istihbarat kurumlarının bünyesinde çalışan ajan ve istihbaratçı olmalarıdır. Bu kişilerin Siyonist çevrelerle sürekli dirsek temasıyla beraber hareket etmeleri de keza dikkat çekicidir. İslam hakkındaki temel bilgileri ciddiyetten yoksun, kitle iletişim araçlarına boca edilen bilimsellikten yoksun bilgi kırıntılarından öteye geçmemektedir.

Uzmanlar tarafından ilkokul seviyesindeki bir bireyin zekası ve eğitimine ancak sahip olduğu belirtilen ve bu dille konuştuğu belirtilen  ABD’deki Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olacağına kesin gözüyle bakılan Donald Trump’un İslam karşıtı söylemleri yukarıda dile getirilen kişi ve akımların faaliyetlerinden beslenmektedir. Müslümanları ABD’ye giriş yasağı koymakla tehdit eden Trump, bu söyleminde  sınır tanımayarak, ülkedeki Müslümanlar nedeniyle İngiltere’nin güvenli bir yer olmadığını ve Amerikalıları buraya gitmemeleri hususunda çağrıda bulunmuştur. Cumhuriyetçi adaylardan Senatör Ted Cruz da Trump’un peşinde Müslümanlara yönelik nefret söylemini dile getirmekten kaçınmamıştır.

ABD ve Batı’nın izlediği yanlış siyasetler, Afganistan’dan Libya’ya kadar muhtelif Müslüman coğrafyanın işgal edilmesi, insanların yertlerinden ve yurtlarından edilmesi, yer altı ve yer üstü kaynaklarının talan edilmesi, en basit temel ihtiyaçlardan yoksun kalınması, İkinci Dünya Savaşından daha fazla insanın coğrafyamızda can kaybetmesi, Moğol ve Haçlı Seferlerinden daha fazla Batı gücünün Müslümanlar arasında bulunması bir takım Müslüman görünümlü kümeleri harekete geçirmiştir.

Bu hareketlerin istihbarat örgütlerinin yönlendirmeleri ve işbirliği ile (mesela El Kaide örgütü ABD ve İran isitihbaratıyla eşgüdüm halinde çalışmıştır) faaliyette bulunması, bahusus ABD’nin yeni siyasetinin kaos ortamlarının inşa edilerek buraların azami ölçüde istismar edilmesi, izlenen haksız ve hukuksuz yaklaşımlardan mütevellit şiddet hareketlerinin  Batı’daki İslam karşıtı söylemlerin imdadına yetişmesi ve “ateşe odun taşıyanlar” mesabesine dönüşmesinden en büyük zararı hiç şüphesiz İslam ve Müslümanlar almaktadır. Şu anda Müslümanlar ise tarihinin en zayıf ve güçsüz dönemini yaşamaktadır. Umulurki çekilen  sıkıntılar, maruz kalınan nefret ve öfke dili kutsal dirilişin doğum sancılarıdır. 

 

Yazan: Mehmet Seçkin

mehseck@gmail.com

 

Yazarın Önceki Yazıları
Türkiye’nin PKK/PYD, ABD, İran ve Irak’la Mücadelesi 26.04.2017DEAŞ-PKK-FETÖ ve İsrail Medya Okuması 05.01.2017İran: Açılan Şehitlik Kapısı ve Düşmana Vatanında Saldırmak 17.12.2016Halep’in Düşmesi ve Çeçen Kuvvetleri Suriye’de 14.12.2016Kerbela Bir Kıyam Değil Can Güvenliği Hadisesidir 08.12.2016Kerbela Hadisesi, Şiiliğin dönüşümü ve günümüze yansımaları 15.10.2016Perez: Filistinliler onu hep tartıştı... 10.10.2016İsrail Ordusunun Strateji Belgesi 09.09.2016FETÖ’cü 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve dünya basını... 20.07.2016Suriyelilere vatandaşlık... 14.07.2016Avrupa’da Sağın Yükselişi ve İslam Düşmanlığı 23.06.2016Humeyni – ABD İlişkileri..Mergber Amerika mı? Beri Gel Amerika mı? 11.06.2016Ramazan Ayı ve Namazın Hatırlattıkları 06.06.2016Taliban ve İran.. Mansur’un öldürülmesi ve Afganistan’ın geleceği... 27.05.2016Erdoğan, Davutoğlu ve İmam Maverdî 07.05.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Yazılarınız çok başarılı
 // Leyla Zade
Merhabalar yakın zamandır yazılarınızı takip ediyorum. Çok doğru konulara değiniyorsunuz. Aynı zamanda kaynak vermenizi takdir ediyorum. ...
06 Nisan 2016 Çarşamba 13:14