YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Avrupa’da Sağın Yükselişi ve İslam Düşmanlığı
23 Haziran 2016 17:01

 

Mülteci sorunun artması, ekonomik büyümenin yavaşlaması,  Avrupa Birliği varlığı üzerindeki tartışmaların ivme kazanması, dünyada sömürülecek ve talan edilecek bölgelere eskisi gibi sahip olmaması, kimi eski kimi ise yeni kurulmuş Avrupa’daki sağ partilerin yükselişine ve seçimlerde hatırı sayılır oranda oy almalarına yol açmaktadır. Geçen hafta İngiltere İşçi Partisi milletvekili Jo Cox’un katledilmesi bu kıtada süratle yayılan radikal aşırı sağ unsurların eriştiği nokta ve tehlikeyi işaret etmektedir. Cox’un katili “beyaz ve Britanya yanlısı” görüşlerinden ötürü kitle iletişim araçlarınca “terörist” olarak nitelendirilmedi. İnsani faaliyetleri ve hayır kuruluşlarındaki çalışmalarıyla bilinen adıgeçene yönelik bu suikast yeterince tartışılmadı ve adeta üzeri örtüldü.

Maazallah bu katilin adı bir Müslüman ismi olsaydı, basın yayın organlarında İslam düşmanlığı ve kutsal dinimizi “terörizmle” ilintileme uğraşıları hiç eksik olmazdı. Batı bu işte… Kendisi katil olunca susar ve görmemezlikten gelir.  

Avrupa’nın belli başlı sağ partileri şöylece özetlenebilir:

  1. Almanya: Almanya İçin Alternatif Parti

Almanya’nın sürdürdüğü siyasete meydana okuyan bu parti, üç yıl önce Euro krizine karşı yapılan gösterilerden doğdu ve Mart ayında yapılan federal eyalet seçimlerinde % 25 oy kazandı.  Bu parti % 5’e kadar düşmüşken, Köln’deki yeni yıl kutlamaları esnasında ortaya çıkan taciz olayları nedeniyle oylarını aniden yükseltti. Düzene, liberalizme, Avrupa karşıtlığı ve “değer” olan her şeye karşı çıkmak adeta bu partinin şiarıdır. Parti Lideri Frauke Petry, sınır muhafızlarının sınırı gayri yasal geçen her kese silah doğrultmalarını, “İslam’ın Almanya’ya ait olmadığını” ve cami inşaatlarının yasaklanması gerektiğini savunmaktadır. Aşırı sağ hareketler 1970 ve 80’lerde “Türkler dışarı”, “yabancılar defolun” yerine bugün “biz halkız” sloganını benimsiyorlar.

Petry, Merkel’in Suriye, Irak ve Afganistan’dan gelen 1,1 milyon Müslüman göçmenin almasına şiddetle karşı çıkmıştır. Almanya’daki İslam düşmanlığı hareketin vardığı en son nokta Dresden’de çıkan PEGIDA örgütüdür. Bu hareketin üyeleri neo-nazilerden müteşekkildir.

  1. Fransa: Ulusal Cephe

AB ve göçmen karşıtı olan ulusalcı parti, göçmenlere sağlık dahil her türlü hizmet ve kolaylığın sonlandırılmasını ve sert biçimde ülkeye göçmen alınmasının sınırlandırılmasını talep etmektedir. Avrupa’daki en eski sağ partilerden olan Ulusal Cephe 1972’de kurulmuş olup Nazi rejimine sempatiyle yaklaşmaktadır. Babası Jean-Marie Le Pen’den 2011 yılında başkanlığı devralan Marine Le Pen’in partisi Aralık’ta oyların % 27’ni kazanmış, ancak ikinci turda aynı başarıyı yakalayamamıştır. Le Pen 2017’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turla kazanmayı hedeflemektedir.

  1. Hollanda: Özgürlük Partisi

İslam ve AB karşıtı olan bu parti bütün Müslüman okulların kapatılmasını istiyor. FETÖ örgütü mensupları da Avrupa’nın en fanatik ırkçı politikacısı olan parti lideri Geert Wilders’in bu çabalarına destek verip buradaki İslam Üniversitesi’nin kapatılması kampanyasına iştirak ediyorlar. Wilders, İslam şiddetle ilintilemeye çalışan bir kısa filmi Hollanda Parlamentosunda 2008’de göstermişti. Adıgeçen 2011 yılında Müslümanlara karşı kin, nefret ve ayrımcılık suçlamasından beraat etti. Lakin adı geçen, Kur’an-ı Kerim’in Hollanda’da yasaklanmasını açıkça savunmaktadır. Türklere yönelik bazı uygulamalara karşı çıkan Selçuk Öztürk ve Tunahan Kuzu’nun 2014’te İşçi Partisi’nden ihraç edilmeleri, ne yazık ki Avrupa’daki sol partilerin de aşırı sağın yörüngesine girdiğine bir işarettir.

  1. Yunanistan: Altın Şafak

Uluslararası kamuoyunun dikkatini 2012 seçimlerinde üçüncülüğü elde etmekle çeken bu parti, 1980’de kurulmuştur. Avrupa Komisyonu İnsan Hakları Komiserinin 2013’teki tanımıyla “neo-Nazi ve şiddet” yanlısı olan Altın Şafak, ülkenin derin iktisadi buhranını istismar edip göçmenlere karşı aşırı sert tutumu ve Rusya ile savunma işbirliğinin arttırılmasını istemektedir. Yunan makamları  suç örgütü kurup üye olmak ve adam öldürmek  suçlamasıyla parti lideri Nikos Michaloliakos dahil bazı parlamenter ve önde gelen mensuplarını 2013’te yakalamıştır. Son seçimlerde 18 sandalye kazanan bu parti, göçmenler için kamplar yapılmasını gösterilerle protesto etmiştir. Davası devam eden ve salıverilen Michaloliakos, “Yunanistan’ın İslamlaşmasına” karşı ülkeyi uyarmak maksadıyla gösteriler yapılacağını ilan etmiştir. Müslümanlara cami izni vermeyen Atina’nın, nasıl İslamlaştığı ise doğrusu çok tuhaf.

  1. Macaristan: Jobbik Partisi

Göçmen karşıtı, popülist ve iktisadi korumacı hareket Jobbik, 2014 seçimlerinde oyların % 20’sini alıp Macaristan’ın üçüncü büyük partisi oldu. AB’den ayrılma konusunda referandumu destekliyor. Ülke dışındaki Macarların desteklenmesi için özel bir bakanlık kurulmasını istiyor. Almanya’ya gidişlerine izin verilmeyip Sırbistan hududundaki toplama kampında tutulan göçmenlerin buradan kaçmaya teşebbüslerini görüntüleyen bu partinin TV’nunda çalışan bayan bir gazeteci, Eylül ayında kucağında bebeği bulunan bir ebeveyne çelme takıp düşürmesiyle ünlenmişti. Jobbik’in desteğiyle Macaristan hükümeti Sırbistan sınırını Almanya ve diğer ülkelere gidecek olan göçmenlere karşı sınırını kapatmış ve Başbakan Victor Orban Avrupa’nın Hıristiyan köklerinin savunulmasına müdafaa etmiştir. 

Jobbik’in çabalarıyla Avrupa’daki aşırı sağ partiler (Fransa’dan Ulusal Cephe, İsveç’ten İsveç Demokratları, İtalya’dan Üçrenkli Alev ve Belçika’dan Ulusal Cephe) 24 Ekim 2009’da Budapeşte’de bir araya gelerek Avrupa Ulusal Hareketler Birliği’ni (Alliance of European National Movements AENM) kurdular. Bu birliğe Bulgaristan’dan Ulusal Demokratik Parti, İngiltere’den İngiliz Ulusal Partisi, İspanya’dan Cumhuriyetçi Sosyal Hareket, Portekiz’den Ulusal Yenileme Partisi ve Finlandiya’dan Mavi ve Beyaz Cephe de üye katılmışlardır.

  1. Danimarka: Danimarka Halkı Partisi (DPP)

Avrupa’da göçmenlere karşı en sıkı  önlemleri alan Danimarka’da aldığı % 21 oy oranıyla bu parti, ikinci konumda olup, parlamentoda verdiği destek ile koalisyon hükümetinin ülkeyi yönetmesine imkan vermektedir. Ulusalcılığa dayanan bu parti çok kültürlülüğe karşıdır.  İskandinav ülkelerinde geçmiş on yıllarda hakim olan merkez sol partilerin etkin olma süreci aşırı sağ akımların ivmesiyle güç kaybetmektedir. Öte yandan Danimarka İslam düşmanı akım ve kışkırtmaların da merkezini üstlenmektedir. Mesela Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize hakaret dolu karikatürleri Jyllands-Posten 2005’te yayınlamıştı.

Ülkemiz  Ensar görevini görüp, mültecilere kapıları açmışken Danimarka hükümeti ülkeye bin bir zorlukla gelebilmiş mültecilerde bulunacak 1500 Dolar üzerindeki varlıklarına el koyma ruhsatını polise verdi. Gerekçesi göçmenlerin barınak ve gıda masraflarının karşılanması… Öte yandan hükümet Lübnan gazetelerine verdiği ilanla Danimarka’da göçmenlere yönelik yardımların kesildiğini belirterek ülkeye göç edilmemesi uyarısında bulunmuştur. Göçmenlere yönelik benzer siyaseti ve uyarıları Avustruralya ve Yeni Zellanda hükümetleri de sosyal medyada vermektedirler.

  1. İsveç: İsveç Demokratları

Beyaz ırkın üstünlüğüne inanan İsveç Demokrat Partisi Eylül 2014 seçimlerinde % 13’lük bir oy elde etti. Bu sonuçla İskandinav ülkelerindeki göreceli hoşgörü ortamı sona erdi. Parti, göçmenlere ağır tahditler getirilmesini, Türkiye’nin AB’ye alınmamasını ve AB konusunda referandum yapılmasını savunmaktadır. Türk sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin davet edildiği bir iftar yemeğinde çekilen fotoğrafının İsveç medyasında “Irkçılarla yemek yediler” başlığıyla yayınlanmasının ardından,  Müslüman karşıtı unsurların baskısıyla Sosyalist ve Yeşiller Koalisyonunda görev yapan Şehircilik ve İskân Bakanı Mehmet Kaplan diğer bazı Türk ve Müslüman siyasetçilerle birlikte Nisan 2016’da görevlerinden istifa etmek zorunda kaldılar.    Kaplan, köken ve dini değerlerinden dolayı kendisine savaş açıldığını belirterek Devlet televizyonu SVT, önde gelen gazeteleri Aftonbladet ve Expressen dahil olmak üzere İsveç medyasının önemli yayın organları Türk STK'lar için "ırkçı", "faşist", "aşırıcı" ve "yeraltı örgütü" şeklinde tanımlamalar kullanıldığına keza işaret etmiştir. Bu gelişmeleri müteakip Yeşiller ve Çevre Partisi Gençlik Kolu Eş Başkanı Semanur Taşkın, İsveç medyasına yaptığı kısa açıklamada, ''İsveçli bir Müslüman olarak, artık kendimi güvende hissetmiyorum." deyip görevinden ayrılmıştır.

8.Avusturya: Özgürlük Partisi

Avusturya’da Nisan ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunu %35 oyla kazanan Özgürlük Partisi nasyonalist ve göçmen karşıtlığı ile bilinmektedir. Parti lideri Norbert Hofer, İkinci turda Yeşiller Partisine % 49.7 oyla kaybetmiştir. Aradaki fark sadece 30 bin oy idi. Alman aşırı sağıyla aynı kökenden gelen Avusturya sağı kendini dinin (Katolikliğin) savunucusu olarak addettiğinden dış düşman olarak Türkleri, iç düşman olarak ta Protestanları görmektedir. Bu parti 2000’li yıllarda hükümetin ortağı olduğunda Avrupa’nın muhtelif devlet ve çevrelerinden tepkiler almış, ama bugün % 50’lik oy almasına karşın Avrupa’dan hiçbir sesin çıkmamış olması bu kıtada aşırılığın ve fanatizmin vardığı seviyeyi çok güzel özetlemektedir.

9.Finlandiya: Finliler Partisi

Geçen yıl yapılan seçimlerde ikinci parti olan bu parti koalisyon ortağıdır. Parti lideri Timo Soini Dışişleri Bakanlığını yürütmektedir. Bu partide göçmen karşıtı siyaset izlemektedir.

10.Slovakya: Bizim Slovakya Halkın Partisi

AB ve Euro karşıtı olan bu parti Mart seçimlerinde %15 oy elde etmiştir. Eski Yoguslavya diktatörü Joseph Tito hayranı olan parti lideri Marian Kotleba “sadece bir göçmen bile çok fazladır” demiştir. Slovakya Suriye savaşı nedeniyle bu yıl Avrupa’yı etkileyen göçmen sorununda, sadece “mahdut sayıda Hıristiyan Suriyeli göçmen” alabileceğini beyan etmiştir.

Slovakya Başbakanı “Avrupa’nın Hıristiyan değerleri” savunması gerektiğini açıklamıştır.  

 

11.İsviçre: İsviçre Halk Partisi

Ekim 2015 seçimlerinde oyların % 29,4’nü alan bu parti, billboardlara verdiği ırkçı ilanlarla göçmenleri siyah koyun olarak göstermekten kaçınmamıştır. İsviçre Avrupa’da  Müslümanlara karşı yasaklamaların uygulamaya konulduğu ilk yerlerdendir. Bu ülkede minareler 2009’da ve çarşaf takılması ise 2015’te menedilmiştir. Burka ve çarşaf giyenlere 6.500 Pound para cezası vermektedir.

a1-005.jpg

12.İngiltere: Britanya Ulusal Partisi

1982’de kurulan bu parti İngiltere’deki İslam düşmanlığının mihverlerinden birini teşkil eder. Göçmenler karşıtı olan ve “geldikleri yerlere gitmeleri” gerektiğini söyleyen bu parti helal et, koşer, “İngiltere’yi İslamlaştıran çok kültürlülüğe” karşı çıkmaktadır. Bu düşmanlıkta ülkede bulunan aşırı Hindu ve Sih gruplardan destek almaktadır. 

GKRY’de ise aşırı sağ ELAM partisi ilk defa girdiği Mayıs 2016 seçimlerinde iki sandalye elde etti. KKTC’ye ve göçmenlere düşmanlığı had safhada olan ve Yunanistan’daki Altın Şafak’lı iltisaklı bir neo-nazi partisi.

Müslüman karşıtı faaliyetlerde göze çarpan bir iki örnek daha verelim… Belçika’da Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili Mahinur Özdemir, Birinci Dünya savaşına ait Ermeni iddialarının asılsız olduğunu savunduğundan 2015 yılında partisinden ihraç edildi.

Litvanya hükümetinde "Azınlık Hakları Bölümü Başkanlığı"na aday gösterilen Tatarlar Derneği Başkanı Doç. Dr. Adas Jakubauskas, Tatar olduğu gerekçesi ile 2015 yılında bu göreve getirilmedi.

Geçen ay BBC’de yayınlanan “Avrupa’da yükselen nasyonalizm” başlıklı  değerlendirmede önde gelen  partilerin son oy durumları şöylece özetlenmişti. Keza Küreselleşmeden ürkmeden ve ulusal kimliğin zayıflamasından neşet eden bu sağ hareketlerin bir çok ülkede Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ve kamuoyu yoklamalarında daha fazla oy aldıkları kaydedilmektedir.

Finlandiya: Finliler Partisi % 18

İsveç: İsveç Demokratları % 13

Danimarka: Danimarka Halkı Partisi % 21

Hollanda: Özgürlük Partisi % 10

Fransa: Ulusal Cephe % 14

Avusturya: Özgürlük Partisi % 35,1

Almanya: Almanya İçin Alternatif Parti % 4,7

Slovakya: Bizim Slovakya Partisi % 8

Macaristan: Jobbik % 21

İsviçre: İsviçre Halkı Partisi % 29

İtalya: Kuzey Birliği : % 4

Yunanistan: Altın Şafak Partisi % 7

GKRY: ELAM % 3,7

Avupa’daki aşırı sağ partiler anti Siyonist ve anti komünist söylemleri icra etmelerine rağmen, basında çıkan haberlerde Rusya lideri Putin’in bu partilere her türlü maddi ve manevi destek verdiğinin ortaya çıkması üzerinde durulması gereken bir noktadır. Keza sağ akımlarla İsrail arasında da  bazı sıcak temasların zaman zaman faş edilmesi, bütün bu güçlerin İslamafobi noktasında birleştiklerini ortaya koymaktadır.

Batı’daki İslam düşmanlığı fikrinin beslendiği derin ve tarihsel köklerin geçmişi çok eskiye dayanır. İslam, katliam ve hastalıklarla nesillerin yok olduğu Ortaçağ’da Avrupa halkları için bir kurtuluş ve ümit kapısına dönüp Rönesansın temellerinin atılmasına harç koyarken, kıskanç ve kindar Avrupa aydını Hıristiyan dini fanatizmin etkisiyle Müslümanları hiç unutmamıştır.  Dante gibi tip İlahi Komedya adındaki eserinde Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizi aklınca cehenneme koyma pervasızlığı ve edepsizliğini icra etmiştir. Çıkılan Haçlı seferlerinde coğrafyamıza neleri yaşattıklarını tarih kaydetmiştir.

Geçen asırda bölgemizi talan edip Müslümanların en güçlü devleti Osmanlı’yı yıkan ve Syces Picot anlaşmasıyla Ortadoğu’yu hallaç pamuğu gibi dağıtan Batılı güçler, günümüzde ektiklerini biçmektedirler. Suriye, Irak, Afganistan ve Kuzey Afrika’dan gelen  mülteciler bu siyasetin sonucudur. Rahatları, kurdukları sanal cennetlerindeki refah büyüsünün bozulmaması ve yaptıkları kötülüklerden kurtulmak için “göçmen ve İslam karşıtlığı” silahına hayasızca sarılıyorlar. Bu nedenle Batı’da bu iki düşmanlığı birbirinden ayırt etmek zorlaşıyor.

Batı’da Müslümanlar 1000 yıl önce daha saygın konumda ve nüfusça günümüze göre daha fazlaydı. Batı Müslümanları dışarı atmak için her yolu ve fırsatı denemiştir. Haçlı Seferleri, Engizisyon Mahkemeleri, İspanya’daki reconquista, Rumeli göçleri, Mora ve Girit muhacereti, Balkan savaşları, Bosna savaşı. Günümüzde ise yaşlanan ve eskisi gibi üretemeyen Batı, ekonomik durgunluğu da fırsat bilip var olan Müslümanları (Almaya misali bu kıtadaki üretime ivme kazandırmışlardı) buradan kovmak ve uzaklaştırmak için her anı değerlendiriyorlardı. Alman Meclisinde Ermeni yanlısı karar tasarısına destek veren Türkiye kökenli milletvekillerini elştiren Almanyadaki Türklere ne diyordu geçenlerde Almaya İçişleri Bakanlığı yetkilisi: Böyle yaparsanız oturumunuz yenilenmez...   

Yazarın Önceki Yazıları
Türkiye’nin PKK/PYD, ABD, İran ve Irak’la Mücadelesi 26.04.2017DEAŞ-PKK-FETÖ ve İsrail Medya Okuması 05.01.2017İran: Açılan Şehitlik Kapısı ve Düşmana Vatanında Saldırmak 17.12.2016Halep’in Düşmesi ve Çeçen Kuvvetleri Suriye’de 14.12.2016Kerbela Bir Kıyam Değil Can Güvenliği Hadisesidir 08.12.2016Kerbela Hadisesi, Şiiliğin dönüşümü ve günümüze yansımaları 15.10.2016Perez: Filistinliler onu hep tartıştı... 10.10.2016İsrail Ordusunun Strateji Belgesi 09.09.2016FETÖ’cü 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve dünya basını... 20.07.2016Suriyelilere vatandaşlık... 14.07.2016Humeyni – ABD İlişkileri..Mergber Amerika mı? Beri Gel Amerika mı? 11.06.2016Ramazan Ayı ve Namazın Hatırlattıkları 06.06.2016Taliban ve İran.. Mansur’un öldürülmesi ve Afganistan’ın geleceği... 27.05.2016Erdoğan, Davutoğlu ve İmam Maverdî 07.05.2016Irak Hızlıca Acemleşiyor... 18.04.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.