YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sizinle olmak var ya!..
30 Eylül 2014 15:30

Akıl, akıl olsaydı, ismi gönül olurdu; 

Gönül gönlü bulsaydı, bozkırlar gül olurdu.

Saygıdeğer okuyucularım, sizlerle olmak kadar sizlere yazmak da güzel. Sizleri tatlı bir merhabayla karşılamak isterdim. Ama, şövalye Kılıçdaroğlu’nun Kurultayı hoş geldim yazıma ara verdi. Siz bakmayın O’na, ünlü palyaço CAKO ile yeni bir numara peşinde galiba. Baksanıza bu sıralara hiç sesi soluğu çıkmıyor. Çıksa bile, sonuç yine aynı numara olacak.

Bu muhalefeti Allah başımızdan eksik etmesin. Beterin beteri var. Hükümetle koordineli çalışmaları güzel gidiyor. Seçimler yaklaşınca “Balık çok yoğun ortamdan az yoğun ortamdaki kuşa baktığında, kuşu daha uzakta görür ve kuş tarafından avlanır.” Ben bu muhalefeti seviyorum. Yine az daha siyasete bulaşacaktım. Bu benim hoş geldim yazım. Beş yüz elli kişilik iş yerinde çalışanlar biraz beklesinler.

Sevgili Kanal A Haber okuyucularım, sizler hakikat, bizler hayal, sizler bakî, bizler fanî, sizler berrak bir can, bizler bir sayfa beyaz ekran. Tek besin kaynağımızsınız. Bereket bağışlayan yağmurlar ve içimizi ısıtan güneş gibisiniz.

Gönül kendi manevî lezzetini tamamen bulunca, artık hiçbir şeye bakmak lüzumunu hissetmiyor, sizlerle beraber olmanın mutluluğu bana yeter.

Mutluluk deyince aklıma geldi. Gönül dostlarım, mutlu olmak için ellerinde yeterli şartları olan kişiler olumlu ilişkiler kurabilecek çevreleri olduğu halde mutlu değiller, neden? Mutlu olabilmek için var olan imkânlara rağmen bu imkânlarını ortaya çıkartmıyorlar. Neden kendi içlerinde var olan güzellikleri kullanmıyorlar.  Onları alabildiğine açılmaktan ve gelişmekten alıkoyan şey ne?

Bunun en temel nedeni özellikle insanın kendi hakkında, kendi iç yapısı hakkındaki belirsizliği, sonra yaşam ilkeleri konusundaki korkusu.

Mutluluk üzerinde ne kadar düşünseniz onu dışarıda bulamazsınız. Çünkü mutluluk ellerle tutulur bir cisim değil ki, mutluluk bir yaşam biçimi, hayata bakış açısı, dışarıda varlığı olan bir nesne değil ama insanın kafası ve çabası onu aramaktan geri duruyor. Çünkü mutluluk “insanın hayatı anlamlı yaşama” olayıdır. “Ömrün en iyi biçimde değerlendirilmesidir.”

Gönül dostlarım, mutluluğun sanıldığı kadar bizlerden uzak olduğunu da düşünmüyorum. Şu sonlu hayatta onu zaman zaman duymak mümkündür. Onu duyabildiğimiz kadar bilgece yaşamış oluruz, unutmayalım.

Yazımın başında Üstat Necip Fazıl mutluluğu bulunca bozkırların bile gül bahçesi olacağını ne güzel özetliyor.

Saygıdeğer okuyucularım, sizlere zamanımızda çok lazım olacak bir reçete yazmak istiyorum. Bu da huzurlu yaşamanın reçetesi, “Bir amaç uğruna yaşa ve o amaca ulaşmak için durmadan çalış, olaylar karşısında sakin ve sabırlı ol.  En yakınlarından bile olsa, insanların her türlü davranışlarını olağan karşıla, hiçbir şeyi dert edinme, bugün dert edindiklerin bir süre sonra hiç de dert edinmeğe değer olmadıklarını  anlayacaksın. Issız yerlerde kendin için bir evren ol ve dünyada her şey kadının eseridir.

 İnsanın kalp sermayesi yoksa, sevgisi, ülfeti, merhameti, muhabbeti yoksa, şarj olması imkansız bir pil gibidir. Onu hiçbir kuvvet harekete geçiremez, bu yüzden sevmek güzel şey!..

 “Yaşamak sanatı, bin bir şeyle ilgilenmek, ancak birine karşı derin bir ilgi duymak demektir.” Kadınsız Âdem yarımdır. Âdemin kemâli Havvâ iledir. İki erkekten bir şey çıkmaz. Kadın olmayınca ne Âdem olur, ne cennet, ne de aile. Bütün insanlığın hayatı, hanımların merhamet yuvasında ve ellerinde başlar. Kadınlar, anneler, emeklerini kocalarının ve evlatlarının hayatları uğrunda harcamaktadırlar. Anneler, çocuklarını dokuz ay merhamet yuvasında iki üç yıl da kucaklarında, on-on beş yıl ellerinde, ölünceye kadar da kalplerinde terbiye ederler. Yani bütün hayatlarını eş ve çocuklarına vakfederler.” Kadınlarımıza bu kutsal görevlerinden dolayı onlara ne kadar saygı duysak azdır. Gönül ellerimizi üzerlerinden eksik etmemeliyiz.

Yine üstadımız Necip Fazıl’la bu konuyu noktalamak istiyorum.

Annesi gül koklasa, ağzı gül kokan çocuk:

Ağaç içinde ağaç, geliştiren tomurcuk…

Günleriniz mutlu,

Geleceğiniz umutlu olsun.

“Her ibâdet insan için ayrı bir vitamindir.”

O vitamini almak isteyen o ibâdeti yerine getirmek zorundadır.  Kurban ibâdeti de paylaşmak ve kardeşliktir.

Bayram sevinçleriniz paylaşmanın bereketiyle buluşsun,

Dûalarınız kabul, Kurban Bayramınız mübarek olsun.

           

Not: Milli şairimiz, hocamız, hemşehrimiz Bekir Sıtkı Erdoğan üstadımıza yüce Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabırlar dilerim.

Levent Uğur

30/09/2014

Yazarın Önceki Yazıları
İdama karşıyım! 20.07.2016Seçim mi, geçim mi? 27.10.2015Adaletin gerçek formülü 15.09.2015Bize Bişey Lazım..! 20.07.2015Notaların efendisi ilahi üstad Manço 03.02.2015Sefil Maymunlar 25.11.2014Kılıç'a su verin, İnce geliyor 06.09.2014Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
necip fazıl
 // seydi çelik
abi necip fazılla noktayı tam koymuşsun :) ellerine sağlık :)...
03 Şubat 2015 Salı 22:01
hoşgeldin....
 // ibrahim sainkaplan
Levent hocam hoşgeldin sefalar getirdin Kanal a ya... Sadık beyle yaptığın programları unutamadık tekrarını bekliyoruz:)...
27 Kasım 2014 Perşembe 09:13
yorum
 // abdul azem kılıc
allah rahmet eyleye ayrıca levent ugur beyefendıye tesekkur edıyoruz boyle degerlı yorumları ıcın agzına yuregıne saglık
...
18 Ekim 2014 Cumartesi 18:02