YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sefil Maymunlar
25 Kasım 2014 13:02

Saygıdeğer okuyucularım. Hafta içi her gün değişik konularla karşınıza gelen, gündemi alt üst eden öyle konular var ki? Bunlar 1400 sene önce çözülmüş ve ne olduklarını bildiğimiz şeyler. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de tek tek anlatılmış, Korsan Devletin ne mal olduğu, ne aşağılık maymunlar olduğunu biliyoruz. (Ben demiyorum, kitap diyor.) İsterseniz kısaca ayetlerle birlikte bilgimizi tazeleyip, Mescid-i Aksayı da andıktan sonra, asıl bizleri ilgilendiren yetmiş milyonun sorunlarını, dertlerini, meselelerini özetleyelim.

Yahudilerle Araplar, kökende kardeştirler. Çünkü Yahudiler, Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak soyundan, Kureyş Arapları da Hz. İbrahim’in diğer oğlu Hz. İsmail soyundan gelmişledir. İşte Kureyş ile kökende kardeş olan İsrailoğulları, Kureyş içinden çıkan Peygamberimizi (SAV) kıskanıyorlardı. (Bilgi için Maide 5/10) İşte bütün mesele buradan çıkıyor.

Bakara Suresi’nin 63. ayetinde de “Hani bir zamanlar Tur Dağı’nı üstüne kaldırıp, sizden Tevrat ile amel edeceğinize dair kesin söz almış, ‹‹ Allah’a karşı gelmekten sakının, size gelen kitaba sıkıca sarılın. O’nda bulunanları hatırda tutun›› demiştik.”

Sonra verdiğiniz sözün arkasından, yüz çevirdiniz. İçinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Onlara, “Sefil maymunlar olun” dedik.

Bu ibret dolu cezayı, şahit olanlara ve sonrakilere bir ders, korunacaklarına da bir nasihat yaptık.

Maide Suresi’nin 10. ayetinde de Yüce Allah, “İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.”

Araf Suresi’nin 166-167. ayetlerinde de kibirlerinden dolayı kendilerine yasak kılınan şeylerden vazgeçmeyince, onlara “Aşağılık maymunlar olun” dedik. Bunlar Yüce Allah’ın buyruklarıdır. Fakat zaman geçince, ağır basan ihtiraslar onları yoldan çıkardı. “İşte sözlerinden döndüklerinden dolayı Biz onları lanetledik. Haktan uzaklaştırdık, zaten kendileri misakı bozunca Allah’ın rahmeti olan, hak yoldan çıkmış oldular. Allah’ın rahmetinden çıkan da O’nun gazabına düşer çünkü O’nun rahmeti dışında gazabı vardır. Allah’ın gazabına düşen de O’nun lanetine uğramıştır.”

Allah’ın gazabı içine düşünce kalpleri katılaşır, artık söylenen sözler, yapılan öğütler, devlet bazındaki istişareler, Korsan Devlet’in aleyhine yapılan yürüyüşler, gösteriler kendilerini etkilemez olur. Dünya tutkusu ruhlarını sardığından, keyiflerine geleni yapabilmek için Allah’ın kelimelerini değiştirip, kendi işlerine geldiği biçimde yorumluyorlar.

Son olarak, Cuma Suresi’nin 5. ayetini hatırlayalım ‹‹Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yerine getirmeyenlerin durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.››

Yüce Allah, kendilerini Allah’ın dostları sanan ve böylece kendilerini diğer insanlardan üstün sayan Yahudilerin kuruntularıdır ki kendilerini Allah’ın seçkin kulları olarak tanıtırlar.

Yahudiler Allah’ın, öteki milletleri İsrailoğullarının emri altına verdiğine, kendilerinin dünyanın efendisi olduğuna inanırlar. Şeytan Aleyhilla’ne de Allah’ı inkâr etmedi ki! Gurur ve kibrinden “Ben ateşten, Âdem ise topraktan yaratıldı. Ateş topraktan üstündür” dediği için kovuldu.

 ‹‹Rabbin elbette kıyamet gününe kadar Yahudilere azabın en şiddetlisini tatbik edecek kimseler göndereceğine yemin etti. Şüphesiz Rabbin cezayı çabuk verendir.››

Yukarıdaki okuduğunuz ayet-i kerimelere dayanarak artık Korsan Devlet olan sefil ve aşağılık maymunlar merkepleri bırakalım, zira Yüce Allah kitabında yeminle onların cezalarını Ben vereceğim diyor. İşte bu kadar, ahir kelam budur.

Bu durumda bizlere düşen vazife:

Ürettiklerini alma-sen üret! / Sattıklarını alma-sen sat! / Teknolojilerini alma-sen imal et!

Bütün bunlara rağmen dünyayı avuçlarının içine almış oynuyorlar. Nedeni çok çalışmalarının neticesidir. Sonları kötü ama, dünya devletlerine korku salmışlar. Kimsenin sesi çıkmıyor. Baksanıza, bir de Mescid-i Aksa’ya hücum ettiler. Kısaca ondan da bahsedeceğim ve de bir daha Korsan Devlet hakkında yazı yazmayacağım. Çünkü o mübarek yerlerin sahibi ben değilim.

Habeş valisi Ebrehe filleri ile Kabe’yi yıkmaya gider. Bu arada Mekke’deki bütün hayvanları malları gasp eder. Mekke’nin ileri gelenlerinden Peygamberimiz (SAV)’in dedesi Abdülmuttalib bu olaya çok kızar ve doğru Ebrehe’ye doğru gider ve sürülerinin geri verilmesini ister.

Ebrehe, “Ben senin ve atalarının dini olan Beyti yıkmağa gelmişken, sen onu bırakıp develerini mi istiyorsun?” diye sorar. Abdülmuttalib de “Ben develerin sahibiyim. Kabe’nin de onu koruyacak sahibi vardır.” der ve develerini alıp Mekke’den dağlara vadilere çekilir.

Sonucu hepiniz biliyorsunuz. Ebabil kuşları orduyu yerle bir eder. Tarihte Fil Vakası derler. Kuran’da da Fil Suresi’nde geçer.

‹‹ Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin anılmasını yasak eden ve onların yıkılmasına çalışan kimseden daha zararlı kim vardır? Onların oralara girmeleri korka, korka olacaktır. Dünyada rezillik onlarındır. Ahirette de büyük azap onlarındır. ››

Demek ki kutsal mekanları Zülcelal hazretleri kendisi koruma altına alıyor. Benim anlamadığım halkımızın celallenmesi. Mescid-i Aksa’nın hemen yakınında bulunan ve bugün halkımız tarafından Mescid-i Aksa zannedilen sekiz köşeli Kubbetü’s-Sahra adlı mabettir. İçerisine girilip de tahrip edilen yer ise, Kubbetü’s-Sahra’dır. Mescid-i Aksa İsra Suresi’nde anlatılan Resülullah (SAV)’in miraca çıktığı yerdir. O’nu da yukarıda izah ettik. Sahibi onu korur, merak etmeyin.

Memleketimizde bunca sorunlar varken, Allah’ın işine karışmayın. Bir darb-ı mesel vardır, derler ki…

-Karışılmaz hükümetle Allah’ın işine

-Akşamleyin evine, sabahleyin işine

-Hanımların dolaşığı, sabaha kalır bulaşığı

-Elin demişi, çarşının yemişi bitmez

İşte bu kadar. Yok, illa bir şeyler yapacağız derseniz, Allah’ın ipine sıkıca sarılın felaha erin, boşu boşuna gündem çıkartanlar, zaman kaybına sebep oluyorlar.

Acele iştir yaşamak beyler. Halkımızı, insanlarımızı daha müreffeh bir şekilde nasıl yaşatırız, ona bakalım.

-Yer kaymaları, çığ düşmeleri, erozyonlar olmasın.

-İstanbul dahil, diğer şehirlerimizde her sene yağan rahmet yüzünden kanalizasyonlar kapanıp, sulara sellere kapananlar olmasın.

-Lodos estiğinde her sene bacalar temizlensin, kimse sobalardan ölmesin.

-Doğudaki şehirlerimizde her sene yollar kapanmasın.

-Kömür ocaklarımız layık-ı veçhiyle kontrol edilip, göçükler olmasın.

-Bir daha Soma yaşanmasın.

-Ermenek sulara gömülmesin.

-Yüksek yüksek binalarda önlemler alınıp, asansör vakaları olmasın.

-Her sene olduğu gibi Nevruz’da dükkanlar talan edilip, çarşılar, pazarlar savaş alanlarına dönmesin.

-Her sene olduğu gibi tinerciler, bonzaiciler ortalığı kasıp kavurmasın, ölümler olmasın. Ve de Suriye’den Kobani’den gelen Mezopotamyalı mültecilere savaş eğitimi verilmeli ve bizim Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda neler yaptığımızı görsel anlatıp, kendi memleketlerini bırakıp, savaştan kaçanlara neler denildiğini söyleyip, geldikleri yerlere gönderilmelidir.

-Misak-ı Milli sınırımızdan asla taviz verilmemelidir. İşçilerimizin çalışma koşulları düzeltilmeli, emekli, dul ve yetimlerimiz, gazilerimiz artık rahat yaşayabilecek koşullara getirilmelidir.

-Çiftçilerimizi, sanayicilerimizi kendimiz üretip kendimiz satacak duruma getirilmelidir. Örnekleri çoğaltabiliriz.

Demem o ki, Korsan Devlet’e ve İslamiyet’le uzaktan yakından alakası olmayan ortalığa fitne fücur yayan İŞİD’e gereken cevapları verdikten sonra, işimize bakalım. Bu vatan hepimizin.

Ülkemizin yer altı kaynakları bereketlidir. Devletimiz zengindir. Her şeyin üstesinden gelebilecek güçtedir. Yeter ki birliğimizi ve düzenimizi bozanlara karşı, dik durmasını bilelim.

İçte karıştıranlara, dışta karışanlara karşı tedbirli olalım. Yoksa durum, Üstad Neyzen Tevfik’in dediği gibi olur.

Neyzen Tevfik’e Birinci Dünya Savaşı yıllarında iki gözü görmeyen biri sordu

-Durumlar nasıl?

-Tıpkı gördüğün gibi, dedi.

Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere.

Günleriniz mutlu, geleceğiniz umutlu olsun.

Levent UĞUR, 25/11/2014

Yazarın Önceki Yazıları
İdama karşıyım! 20.07.2016Seçim mi, geçim mi? 27.10.2015Adaletin gerçek formülü 15.09.2015Bize Bişey Lazım..! 20.07.2015Notaların efendisi ilahi üstad Manço 03.02.2015Sizinle olmak var ya!.. 30.09.2014Kılıç'a su verin, İnce geliyor 06.09.2014Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
program bekliyoruz
 // Süleyman ÖZER
Sevgili Levent abi, Bu güzel görüş ve düşüncelerinizi programlarda dea görmeyi ve izlemeyi bekliyor ve ümit ediyoruz. Selam ve dua ile........
01 Aralık 2014 Pazartesi 21:22
14:17
 // hasan bozkir
Konusmanin güzeli az sözle merami anlatabilendir. Bunu basarmissiniz. Tebrikler....
30 Kasım 2014 14:17
23:39
 // Baki Coşar
Hocam saygilar güzel bir yazı olmuş Tebrikler......
29 Kasım 2014 23:39