YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Meltem’le Hakan aslında aynılar…
03 Ekim 2017 07:24

Günlerdir konuştuğumuz bu iki tip aslında aynılar, öyle ki kendi türlerinde ne ilk ne de sonuncular. 

Bu ayrıştırmanın hazımsızlığın ve nefretin pervasızca sergilenmesi sizin en sevdiğiniz rolünüz, siz bu rolü icra ederken gözünüz döner, kontrolünüzü kaybedersiniz ve bu tüm zamanlarda gösterimden hiç kalkmamış bir film. Her gün başka bir yerde başka bir versiyonu yeniden sahnede. Biz bu filmi çok gördük, hatta tarih boyunca çok gördük.

Oysa bir önceki versiyonu henüz gösterimden kalkmamıştı bile, bir başka nefret patlaması olayını, Hakan Dağ’ın örtülü bir hanıma uyguladığı darb tüm ülkede konuşulurken, Adana film festivalinde yeni bir nefret tezahürü sergilendi.

Üst üste yaşayarak şahit olduğumuz bu iki olay arasında aslında hiç bir fark yok. İlk olay da bir doktor adayı, çok da sıradan olmayan biri, yolda çarptığı ve dikkat et diye kendisini ikaz eden kişi, örtülü bir hanım, değilde şortlu biri olsaydı, aynı şiddeti ve nefreti ortaya koyar mıydı, sormak lazım…
Bu her ne kadar sokak ortasında da olsa yine de bire bir yaşanan bir olay.

Diğeri ise çok daha sert, tam bir meydan okuma. Bir ödül töreninde, tüm kameraların önünde. Alacağı tepkileri umursamadan, o kadar gözü dönmüş bir şekilde ve bir kesimin desteğinden ya da takdirinden emin bir vaziyette, ortaya konan bir tezahür. Sonra arkadan gelen açıklama ise yine olsa yine yaparım edası taşıyor.

Her iki olay da ‘onlar sizinle asla bir müşterekte birleşmezler, asla sizinle uzlaşmazlar, dost olmazlar’ manasındaki ayeti kerimelerinin sanki görsel tefsiri gibi… O yüzden şaşırmadık, yadırganacak bir durum değil yani. Merak etmesinler biz de eminiz, bir daha olsa, aynı hareketi bir daha yaparlar.

Yıllar evvel ilk örtündüğüm yıllarda, pür makyaj dergi kapağından fırlamış bir foto model gibi yolda karşımdan gelen bir hanım, o kadar süsüne zarafetine hiç acımadı ve aynı nefretle, yolun ortasında herkesin içinde  yüzüme karşı tükürmüş, yazıklar olsun, demişti. Henüz çok gençtim hiç beklemediğim bu tavır karşısında şok olmuştum. Aradan uzun yıllar geçti bir türlü ehilleşmediler. Bunlar böyledir, nefretlerini kusarken ne adabı muaşeret dinlerler, ne insan hakları bilirler, ne saygıları kalır, ne demokrasi ne hukuk hiç bir kavram tanımazlar. Nefsi emmarelerini ‘rab’ edinmişlerdir, egoları tavan yapmıştır, kargadan başka kuş tanımazlar.

İyi de, bu kadar, öfke ve kin birikimi ile bu toplum nereye kadar. Öteki tamamen yok olsun, dünya tamamen bizim olsun, hiç bir platformda karşıma çıkmasın hegemonyasında yaşama rüyasından artık uyansalar iyi olur. Öyle bir matematik yok, bu dünya zıtların bir arada uyumu üzerine inşa edilmiş. Ak la kara bir arada terkip edilmiş.

Gezi bakıyesi bunlar, o cici çiçek çocukları edebiyatı yaparken gerçekte içlerinde nasıl şiddet ve nefret taşıdıklarını nasıl öfke patlamaları ile bir anda  akıl almaz terör hareketleri sergileyerek, günlerce maddi manevi zararlar vermişlerdi. Sorsan aslı astarı olmayan medeniyet edebiyatı yaparlar. Hayvan hakları diye, mangalda kül bırakmazken, insana her türlü zulmü reva görürler…

Eşit değiliz derken aslında doğru beyan etmişler, eşit değiliz, aynı değiliz. Kalblerimiz anlayışlarımız değer yargılarımız çok farklı. Farklı olanların bir arada sulh içinde nasıl yaşayabileceğini yüzyıllarca Osmanlı ortaya koymuştu, bugün de biz size öğreteceğiz!..

Yazarın Önceki Yazıları
“Hakikati gizleyenden daha zalim kim olabilir…” 15.08.2017Hepimiz şehit yakınıyız 14.07.2017Bir yaz yazısı yazmaktı dileğim lakin, gündem karışık… 11.07.2017Kontrollü artistik yürüyüş... 03.07.2017Şahsiyetimiz, Gazze ve İmam Şafi 29.06.2017Kur’an’ı Kerim’i anlamak üzerine… 19.06.2017Kur'an'ı Kerim yarışması ve eleştiriler... 09.06.2017Darbelerin darb ettikleri!.. 01.03.2017İmam-ı Şafii 22.02.2017Osmanlı'nın hakimiyet sırrı!.. 13.02.2017Rahman'ın nefesi Mevlana'dan inciler 19.12.2016Din mi, devlet mi?.. 24.11.2016En yakın komşumuz Amerika!.. 10.11.2016Peygamberimiz sinemada... 24.10.2016Her gece meydanlarda nöbet tutanlar... 20.07.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Handan hanımefendi
 // Rasim DUMAN
Bu güzel yazınızdan dolayı size tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu iflâh olmaz seküler/lâik mankurtlar ne kadar boyalanıp cilalansalar, ne kadar "demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk..." v.s. diye "savurttursalar da, taktıkları bu "iğreti âskeleri" içlerindeki "ufûneti" saklamaya ve gizlemeye yetmiyor. 2002'de sona eren ANASOL-D hükümetinden sonra "iktidâr nimetlerinden" de mahrum kaldılar. "Cumhuriyetin kazanımları" da bir bir ve gözlerinin önünde eriyor, avuçlarından kayıp gidiyor. "Zinde Kuvvetler"in Harp Okulu'nda bile "başörtülü" öğrenci var - ki, bir zamanlar Nizâmiye'ye bile yaklaşmaları yasak idi - "kudurmasınlar" da ne yapsınlar...? :) Selâm ve dua ile....
04 Ekim 2017 Çarşamba 17:54
Handan hanımefendi
 // Rasim DUMAN
Bu güzel yazınızdan dolayı size tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu iflâh olmaz seküler/lâik mankurtlar ne kadar boyalanıp cilalansalar, ne kadar "demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk..." v.s. diye "savurttursalar da, taktıkları bu "iğreti âskeleri" içlerindeki "ufûneti" saklamaya ve gizlemeye yetmiyor. 2002'de sona eren ANASOL-D hükümetinden sonra "iktidâr nimetlerinden" de mahrum kaldılar. "Cumhuriyetin kazanımları" da bir bir ve gözlerinin önünde eriyor, avuçlarından kayıp gidiyor. "Zinde Kuvvetler"in Harp Okulu'nda bile "başörtülü" öğrenci var - ki, bir zamanlar Nizâmiye'ye bile yaklaşmaları yasak idi - "kudurmasınlar" da ne yapsınlar...? :) Selâm ve dua ile....
04 Ekim 2017 Çarşamba 17:54