YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Eğer ister isen sulh-û salah...
06 Ağustos 2015 12:36

 

“Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh;

Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-û salâh.

Abdülhak Molla                                                   

Dünya'da barışı istemek, tesis etmeye çalışmak, nerden bakarsanız akıntıya kürek çekmek gibi... O yok, gelmeyecek, lakin siz hep varmış gibi, ya da gelsin diye gayret içinde olmanız gereken sürece hayat diyorlar...

Adına isterseniz savaş deyin, isterseniz mücadele deyin, isterseniz cihat deyin, herhalukarda enfüste ve afakta her  daim kesintisiz devam ediyor... İşin fıtratında, doğasında var.

Herşey, tüm güzel şeyler an içinde gelip geçiyor ve biz savaş gerçeği ile yüz yüze kalıyoruz... Üstelik bir değil, bir çok cephede birden savaşıyoruz çoğu zaman.. Soğuk savaş, sıcak savaş diye iki ayrı hali var ki, hangisinin daha tahripkar olduğu gerçekten tartışılır...

1800 ler de yaşamış, aynı zamanda hekim olan Osmanlı Şairi Abdülhak Molla'ya ait olan:

 

“Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh;

Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-û salâh.

 

Bu mısralar, gündemin etkisi ile olsa gerek, istemsizce diliminden dökülüyor, son günlerde... Enteresan bir zaman diliminden geçiyoruz. Hoş bizim ülkemizde enteresanlığın sonu gelmiyor, dekor değişiyor sahne hep aynı...

İstiklal harbini görüp geçireli şunun şurasında kaç gün geçti. Geçti de, istiklal savaşımız bir türlü bitmedi gitti. Kimi zaman dost maskesi ile bin bir stratejik tuzaklar, kimi zaman aleni hain pusularla, ama soğuk ama sıcak savaş hep gündemimizde... Su uyuyor ama, binbir surat düşman asla uyumuyor.

Hilmi Yavuz'un şiirinde: "Acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik / Hüznü demirbaş defterlerden düşmeye geldi sıra..." Dediği gibi, acıların vergisini verdik, millet olarak, ulus olarak, her türlü haracı ödedik, lakin düşman elini çekmedi üstümüzden, belli ki çekmeyecek de... Dedik ya, işin fıtratı doğası böyle... Her daim teyakkuz da, her daim savunmada olmak gerekiyor. Bazen de bugünlerde olduğu gibi balyoz olup, düşmanın üstünde patlamak gerekiyor.

Büyük balığın küçük balığı yediği bir dünyada, uzlaşma ve barış yok aslında, gününü bekliyorum var sadece sessizce. O bekleme günlerine, bir iyi niyet gösterisi olarak 'barış' demişiz. Sadece sözde bir iyi niyet. Nitekim, bugün yaşananlar gösterdi ki, çözüm süreci dediğimiz süreç, çözümsüzlük için hazırlık süreci olarak geçmiş. Adamlar silah bırakma ne demek, sürekli savaş hazırlığı içindeymiş.

Allah insana düşmanın da kalitelisini ilkelisini versin, bugün savaşın aktörleri olarak sahneye sürülen pkk ve daeş maalesef çok aşağılık bir strateji izliyor.

Türkiye, anlamsız bir iyi niyet örneği olarak pkk ya, yapması gereken bir mücadelesi varsa, gayet medeni ve demokratik bir şekilde ona meclis kapısını açmıştı ama, medeniyet ve demokrasi lügatinde olmadığı için o kendi bildiği dili ve ortamı seçerek haince vur kaç taktiğini tercih etti. O yüzden, sulh-û salah isteyenler için başarıyla devam eden operasyonlar hayati önem taşıyor.

Aslında artık hepimiz biliyoruz ki, bir üst akıl, hamlelerini önceden kestiremediğimiz bir satranç oynuyor ve taşlar yer değiştiriyor. Mevsimlerin değiştiği gibi, savaş ve barış yer değiştiriyor...

Yazarın Önceki Yazıları
Hepimiz şehit yakınıyız 14.07.2017Bir yaz yazısı yazmaktı dileğim lakin, gündem karışık… 11.07.2017Kontrollü artistik yürüyüş... 03.07.2017Şahsiyetimiz, Gazze ve İmam Şafi 29.06.2017Kur’an’ı Kerim’i anlamak üzerine… 19.06.2017Kur'an'ı Kerim yarışması ve eleştiriler... 09.06.2017Darbelerin darb ettikleri!.. 01.03.2017İmam-ı Şafii 22.02.2017Osmanlı'nın hakimiyet sırrı!.. 13.02.2017Rahman'ın nefesi Mevlana'dan inciler 19.12.2016Din mi, devlet mi?.. 24.11.2016En yakın komşumuz Amerika!.. 10.11.2016Peygamberimiz sinemada... 24.10.2016Her gece meydanlarda nöbet tutanlar... 20.07.2016Bir rüya Ayasofya 11.07.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.