YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Vakit varken
13 Şubat 2016 09:14

Suriye’de yaşanan gelişmeler Türkiye’nin de içinde bulunduğu sınırlı sayıda aktör dışında tüm tarafların bir basiret bağlanması ve yanılgılar silsilesine gark olduklarını gösteriyor...

Yüzbinlerce insanın katili zalim Esed’in “Suriye’nin tamamını ele geçirmeden savaşmayı bırakmayacağım” açıklaması bu basiretsizliğin son somut örneği...

Aslında ortada Esed’in kastettiği anlamda bir Suriye kalmadığını dünya alem bilmekte...

Mesele yeni kurulacak düzen üzerinde uzlaşma ve bu uzlaşma sağlanırken, Yükselen Türkiye’nin, eski Türkiye’ye ait konservesinden dışarı taşmaması...

Herkesin herkesi kandırdığı konjonkturde en büyük hatayı, izlediği politikalarla ABD yapıyor...

Enerji ve Doğu Akdeniz planları sebebiyle gözü dönmüş “yeni emperyalistler” DAEŞ’i bahane etmekle henüz işin başında, mücadele yürüttüklerini iddia ettikleri terörizmle kol kola girmiş bulundular...

Sonrasında PYD terör örgütüne verilen destek, bu güçlerin terörle olan organik bağlarını da resmen kanıtlamış oldu...

Bölgede Kürt kimliği üzerinden ve bu kimlik bahane edilerek yürütülen emperyalist emellerin amacına ulaşması durumunda bile bu coğrafyada Türkiye’nin nüfuzunu silmenin mümkün olmadığını Büyük Güçler’in anlaması gerekirdi...

Zira Türkiye’nin bölgedeki nüfuzu ortadan kaldırılabilir birşey olsaydı İngilizlerin 1917 yılında Skyes-Picot’la kurdukları düzen bunu sağlardı...

Suriye’deki iç savaşın beşinci yılında, Türkiye’nin dışında neredeyse tüm aktörlerin tezlerinin birer birer çöktüğüne ve bu aktörlerin çaresizce olmayacak tezlere sarıldıklarına şahit olduk...

Yaşanan süreç, haklılığı her alanda sabit Türkiye ve Özgür Suriye Muhalefeti’ne verilmeyen destekle perçinlendi ve “Dünya 5’ten büyüktür” şiarını bütün uluslararası kamuoyuna acı bir şekilde öğretti...

Amacı uluslararası barış ve güvenliği sağlamak olan BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin savaşın en hararetli taraftarı olmaları açıklanabilir cinsten değildir...

Esed bir hayali yaşamaktadır ve bu işten yakasını kurtaramayacaktır...

Bütün dünya birleşse de Suriye’de Türkiye’nin istemeyeceği hiçbir kalıcı düzen tesis edilemeyecektir...

Ruslar Afganistan’a girerken “On gün içinde durumu kontrol altına alır, noele Moskova’da gireriz.” diyorlardı. 8 sene çıkamadılar ve bedelini ağır bir şekilde ödediler...

Türk ve Müslüman evladı düşmanı gözünde büyütmesin...

Düşman sınır ötesinde tampon misyonlar üstlenerek kendi “camdan binasını” unutturmak istiyor...

Türkiye ve dostlarının da sınır ötesi askeri misyon üstlenme zamanı gelmiştir...

Suriye’deki durum, Kosova’da ABD’nin, Gürcistan’da Rusya’nın “insani müdahale” bahaneleriyle yapılan askeri faaliyeti hazırlayan şartlardan çok daha kötüdür...

Vakit gelmiştir...

Zalime dur demek Türkiye önderliğindeki İslam ordularının sorumluluğundadır...

Rusya havadan vurup, pyd karadan ilerlerken, pyd’nin ve emperyalistlerin sözde düşmanı daeş’ten hiçbir ses çıkmıyor oluşu bile, danışıklı dövüşü kanıtlıyor...

Daha fazla acı yaşanmadan Türkiye önderliğinde Suudi Arabistan ve İslam orduları “İnsani Müdahale”nin hakkını verecek cinsten büyük bir askeri operasyonla Büyük Oyun’u bozmak için harekete geçmelidir...

13.02.2016

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Türkiye'yle Oyun Olmaz 24.11.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.