YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sorunun Adı Değişiyor
16 Kasım 2015 15:37

Suriye krizi başladığı günden bu zamana kadar, sorunun adı “Esad” olmuştu...

Gerçekten de durum bundan ibaretti... Demokratik açılımlara kapalı bir Esad yükselen muhalefete zulmediyordu... Yani kendi halkına...

G-20’den önce “Viyana’da alınan 18 aylık geçiş dönemi kararı ve ardından Esad’ın gitmesi üzerinde uzlaşılması” haberini öğrenince, artık sorunların Esad’ın da ötesinde bir hal aldığını daha berrak bir şekilde idrak edebildik...

İşin bu aşamasından sonra Esad’ın gitmesinden ziyade Suriye’de istikrarın tesis edilip edilemeyeceği esas problem haline gelmiş buunuyor...

Bunun sorumlusu elbetteki BM Güvenlik Konseyi ve Batı’nın olağanüstü geç devreye girmesi ve Esad konusunda, Kaddafi meselesinde oldukları gibi hızlı davranmamaları...

Sorumluluk Batı’nın, cezayı da Batı çekecek...

Karşımızda DAEŞ ve PKK/PYD terör örgütleri ve durdurulamaz boyutlara ulaşmış bir sığınmacı sorunu bulunuyor...

Esad gitse dahi, dünya bölgede fiili güç haline gelmeye başlatan ve adeta post-modern devlet tanımını oluşturmak suretiyle hareket eden DAEŞ tamamen ne zaman yeryüzünden silinecek tam bir muamma...

PKK/PYD terör örgütünün yeni ortaya çıkan düzendeki rolü ne olacak, belli değil... Batı bu konuda Türkiye’nin tezlerini kabul etmeye mahkum olduğunu anlamalı...

Bunların dışında, sığınmacı sorunu küresel ölçekte merkez ülkeleri için tehdit oluşturan en büyük gündem haline geldi...

Her gün binlerce insan ölümü göze alarak Avrupa’nın kalbine ulaşmaya çalışıyorsa, buna değeceğini düşünüyor olmalılar... Evet, gerçekten de bu insanlar Avrupa’da iş bulabiliyor olmasalar ölüme rağmen oraya ulaşmaya çalışmazlar...

Merkez ülkeler ne yapacaklarını şaşırmış vaziyette, sınırlarına tel örgüler çekiyor, Avrupa’yı tekrardan eski “yamalı yorgan” görüntüsüne döndürüyorlar...

Brleşik Avrupa hayali bir kez daha gözlerimizin önünde tarih oluyor...

Batı’nın zenginliğinin tadını alan bu insanlar merkezin dünyaya dayattığı sistemi içten içe çürütüyorlar...

Bu tabloda 1970’lerden sonra izlenen Neo-liberal ekonomi politikalarının dünyaya hakim kılınması ve refah devletine dair politikaların izlerin silinmesi de etkilidir...

Ekonomi enformasyonel finans aracılığıyla altüst olmuş vaziyette ve küresel şirketler bu “son aptal oyunu”nda “son aptal” olarak devletleri seçmiş durumdalar...

“Suriye meselesi”, adeta bir kelebek etkisi oluşturdu ve post-modern bir dünya savaşını tetikledi...

Dengeler yine hiç olmadığı kadar değişken ve geçişken...

Sistemin dönüşümüne canlı olarak tanık olmaktayız ve bu çatallanma döneminde dünya insanları, yapacakları tercihlerde ahlaki bir sorumluluk yüklenmeliler...

Batı dünyasının karar alıcıları ne yazık ki bu ahlaki sorumluluğu gerçekleştirecek insaniyetten yoksunlar...

İşte Türkiye tam da böyle bir dönemde, köklerinden gelen “adaleti yeryüzüne hakim kılma” anlayışıyla yeni dünyaya bir rol-model teşkil ediyor...

Uzun bir yüzyıl olacak içinde bulunduğumuz yüzyıl...

İnsalık adına hayırlara vesile olmasını temenni edelim...

16.11.2015

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.