YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Siyaset üstü terbiyesizlik
01 Eylül 2015 09:30

AK Parti ve Erdoğan düşmanlığı üzerinden siyasi rant elde etmek isteyenler, hainlikte dahi kantarın topuzunu kaçırmış durumdalar...

Demirtaş ve HDP’den bahis açmaya gerek bile yok.

Akılları donduran, nutukların tutulmasına sebebiyet veren hamleleri yaparak, her yeni gün bir başka siyasi intiharıyla gündeme gelen Bahçeli ise son hareketiyle yüzde on barajının altına resmen davetiye çıkarmış oldu...

Sözde, “liderlik” olgusunun bilincine en fazla haiz ve lidere en fazla sahip çıkması gereken bir siyasi gelenektem gelen Bahçeli, 30 Ağustos Zafer Bayramı programına “Recep Tayyip Erdoğan’ın Başkomutan sıfatıyla bulunduğu bir törene ben gitmem” diyerek katılmadı...

MHP2nin öz değerlerine dönüşünün simge ismi Tuğrul Türkeş törene katılırken Bahçeli bu terbiyesizliği ile terörist PKK örgütünün siyasi uzantısı HDP’nin safında yer almayı seçti...

Lidere saygı, devlete itaat gibi ilkeleri, prensipleri rafa kaldıran Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş, meşruiyeti tartışmasız ilk liderine fütursuzca, pervasızca ve haince saldırırken kendi sonunu hazırladı...

MHP geleneği, böylesi kabul edilemezlikleri hazmedecek kişilerden oluşuyorsa eğer vay bu ülkücü hareketin akıbetine!

Milliyetçi seçmen, devletin reisine saygısızca saldırmanın Türk Siyasal Hayatı’nın, çoğu kez erdemli ve devlet geleneğine olan saygısıyla anılan bir hareketin liderine yakışmayacağını iyi bilmelidir!

Belli ki; ülkücü hareketin sözde lideri Bahçeli, bahsettiğimiz erdemli çizgiyi çoktan terk etmiştir.Vatan hainleriyle aynı safta yer almak kendisini rahatsız etmemektedir...

Geçici seçim hükümetinde AK Parti ve HDP’yi yanyana getirip buradan siyasi rant elde etmeyi uman Bahçeli siyaset üstü, devletin milli bir bayramı olan Zafer Bayramı’na katılmayarak, kelimelerle tarifi mümkün olmayan bir terbiyesizliğin altına imza atmış, devletin nazarında kendisini, “sırtını PYD’ye, YPG’ye” yaslayanlardan farksız kılmıştır.

Aziz milletimizin, azizliğinin kaynağı olan milliyetçi-muhafazakar mayaya aykırı düşecek hareketlerin MHP’den çıkıyor olması bu çizgide olan herkesi gerçekten üzmektedir...

Bahçeli yeniden seçim sürecinde gerçek düşmanlara yüklenmenin gerekeceği noktalarda milliyetçi-muhafazakar taban arasına nifak tohumları ekmektedir...

7 Haziran öncesi HDP’ye tek kelime etmeyen Bahçeli, kendini tekrarlıyor... Erdoğan düşmanlığı ortak paydasında HDP ile yine kucaklaşıyor...

Önemli fark ise şuradadır ki; bu kez takınılan tavır, siyasi karakterlere ve ya partilere değil, doğrudan devletedir...

Bunun adı hainlik değil de nedir?

Bahçeli’nin neden böyle davrandığı şerhe muhtaç bambaşka bir konu başlığı olsa da şu kadarını söylemek mümkündür:

Yeri ve zamanı geldiğinde dik duruşlar sergilemesi ile de gündem olan Bahçeli’nin Paralel Çete’yle, politikalar bağlamında nasıl bu kadar örtüşür duruma geldiğinin cevabı hala meçhul olsa da bir realitedir...

Bahçeli’yi HDP ile aynı çizgiye getiren, develte karşı terbiyesizlik yaptırtan, seçilmiş meşru reise karşı tavır aldıran süreç bizce Paralel Çete’nin MHP’ye ve Bahçeli’ye uyguladığı şantajların sonucu olsa gerektir...

MHP, Fetullahçı Terör Ögrütü mensuplarınca şantaja maruz kalan kadrolardan oluşmaktadır...

MHP tabanı duruma el koymazsa, tarih MHP’yi kadim geleneğindeki erdemli koltuğundan kaldırıp, terör örgütü PKK’nın uzantısı HDP’nin yanındaki koltuğa oturtur...

Türkiye’de muhalefet partileri ne yazık ki bir üst aklın dizaynının ürünü haline gelmişlerdir. MHP tabanı bu durumu iyi analiz etmeli ve ülkücü hareketin gerçek temsilcilerine sahip çıkılmalıdır, miadı dolmuş çakma milliyetçi Bahçeli’ye değil!

Ülkücü hareketin önderi rahmetli Alparslan Türkeş’in konuşmalarına ve hareketi tanımlamasına dikkat edildiği vakit, Bahçeli’nin ne menem yanlış bir çizgide olduğu çok daha iyi fark edilecektir...

Aziz milletimizin mevcut durumda, “Milliyetçi Hareket Partisi” deyince, öz değerleriyle, dokuz ışık doktriniyle, “partiden önce vatan gelir” anlayışına sahip bir kurumu kastetmediğini iyi bilmesi gerekir...

Aksine kastedilen, öz değerlerini muhafaza etmeye çalışan kendi üyelerini bile harcamaktan çekinmeyen, hareketin Başbuğ’unun oğlunu, devlet adamlığı hassasiyeti gösterdiği için “ihanet” ile yaftalayan adeta bir çakallar güruhudur...

Ülkücü hareket bozkurtların hareketi olmaktan çıkıp çakalların hareketi haline gelmeden meseleye el konulması, Bahçeli’nin bu büyük terbiyesizliğinin karşılıksız bırakılmaması şarttır...

31.08.2015

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.