26 Mayıs 2017 Cuma
  • Altın143,932
  • BIST97.713
  • Dolar3,5669
  • Euro4,0007
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6158
  • İstanbul16 °C
  • Ankara12 °C
  • İzmir14 °C
  • Konya8 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır12 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri12 °C
  • Kocaeli11 °C
  • Şanlıurfa17 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Papa ve Rus Patriği görüşmesi
16 Şubat 2016 15:33

Geçtimiz gün Rusya destekli ajans “Sputnik”‘te Papa Francis ve Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill’in Küba’da bir araya gelmesi, bu haber ajansı tarafından Hıristiyan dünyanın gidişatını değiştirecek bir gelişmeymiş gibi yansıtıldı... İşin iç yüzünü göremeyen birtakım medya ise haberi “Sputnik” perspektifiyle vermekte bir beis görmedi... Olayı aydınlatalım...

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor... Papa Francis’in Katolik hıristiyanların Ruhani lideri olduğu şüphesiz bir realitedir. Fakat, Ortodoks Hristiyanlarının ruhani lideri Patrik Kirill’dir demek cahillik olacaktır...

Ortodoks Kiliseleri “Otosefal” yani özerk bir şekilde yapılanmışlardır... Katolik mezhebinde olduğu gibi tek bir merkezden yönetilmemektedirler... Hali hazırda dünya üzerinde diğerleriyle organik bir bağı olmayan ve kendi kendine işleyen birçok otosefal Ortodoks Kilisesi vardır... Bunların en ünlüsü ve hatta diğerleri arasında “eşitler arasında birinci” sayılan İstanbul’daki Fener Rum Patrikliği’dir...
Fener Rum Patrikliği, en nüfuzlu Patriklik olarak genel kabul görmesine rağmen, “Ekümenik” yani, “bütün Ortodoksların lideri” ünvanına sahip değildir...

Dolayısıyla “Sputnik” kaynaklı bu haber, sunumu itibariyle Rus Ortodoks Kilisesi’ni Ortodoksluk içinde ön plana çıkarmak ve Rusya’ya menfaat sağlamak amacı taşımaktadır...

Katolik Papa Francis ve Batı dünyası da aslında bunu istemektedir...

İstanbul’u, yani Türkiye’yle iyi ilişkileri olan Fener Rum Patrikliği’ni devre dışı bırakmak ve Rus Ortodoks Kilisesi’ni Ortodoksların ruhani lideriymiş gibi lanse etmek temel amaçtır...

Batı ve Rusya’nın karşılıklı cilveleşmelerine ve Papa’nın Putin’i kurtarıcı ilan etmesine şahit olduğumuz bir dönemdeyiz... Hal böyleyken Rus Kilisesi’ni ön plana çıkarma gayretine de şaşırmadık...

Buluşma yeri olarak Küba’nın seçilmesi tabiki ayrıca önemlidir...

Birinci sebep Küba’nın Latin Amerika gibi Katolikliğin fanatik boyutlarda yaşandığı bir yer olmasıdır. İkincisi ise tarihsel olarak Küba’nın, geçmi,şte Sovyetler’e şimdi ise Rusya’ya yakın bir siyasi çizgide yer almasıdır...

Papa tarafından, Küba’nın iki kilise arasındaki diyalogun başkenti olabileceğinin söylenmesi, Küba’nın sembolik önemini kanıtlamaktadır...

Yaklaşık 2 saat süren görüşme, ortak deklarasyonun imzalanmasıyla sona eriyor ve Deklarasyonda, kilise birliğinin kaybından dolayı iki liderin üzüntü içinde oldukları ifade ediliyordu... Ayrıca bu görüşmenin tüm Hıristiyanlara, kilise birliği için dua etmeye ilham olacağı umudu dile getirilmişti...
Öncelikle bu temennilerin boş temenniler olduğunu belirtelim...

Varlığı tehlikede olan iki kilisenin son çırpınışlarına tanık olmaktayız... 

Katolik kilisesi gibi yozlaşmış, skandallar ve pedofil vakalarla ün salmış çürük yapısını artık tüm dünya net bir şekilde biliyor...

Rus Ortodoks Kilisesi ise kuruluşundan itibaren Rus milliyetçiliğine gömülmüş ve bu sebeple diğerleri tarafından dışlanmış bir kilise... Ortodoksluk içindeki bir nifak tohumu olarak görülüyor...
“Modern dünyanın sorunlarına ortak yanıt bulmak için çabaları birleştirmek” söylemiyle yalanlarına devam eden Kirill ve Francis, terörizme son vermek için uluslararası toplumu birleşmeye çağırırken endişelerinin “Ortadoğu’daki Hıristiyanları korumak” olduğunu dile getiriyorlar... 

Bu görüşmenin arkaplan mesajı aslında, “Batı’nın Suriye meselesinde Rusya’nın yanında yer alacağı” mesajıdır... Bu subliminal mesaj dini karakterler kullanarak verilmiştir –ki bu mesajın toplumsal zemini oluşsun-

Kirill’in “Hıristiyanların geleceği ve tüm insan uygarlığının geleceği için sorumluluk taşıdığımızın farkındayız” söylemininin Bırakın Hıristiyanların genelini Ortodokslar arasında bile karşılığı olmayan bir söylem olduğunu hatırlatmak gereklidir...

Türk Milleti olarak, haber ajanslarının hangi amaca ve kime hizmet ettiklerini iyi bilmek gerekir ki; farkında olmadan düşmanın emellerine alet olmayalım...

Doğu Kiliseleri hiçbir dönemde Katolik Batı ve Rus Ortodoks Kilisesine yakın durmamışlardır... 
Boş hayallerini kendi medya araçlarıyla dünyaya mal etmeye çalıanlar kaybedeceklerdir...
Bu anlamda, halkımızın iyi bir “medya okur yazarlığı” eğitimine ihtiyacı olduğunu belirtelim ve son bir öneriyle yazımızı noktalayalım...

Oscar’da “en iyi film” alanında aday olan ve gerçek yaşanmış olaylara dayanan “Spotlight” adlı film Katolik Kilisesi’nin kokuşmuşluğunu gayet güzel bir şekilde anlatıyor... Eğer okumayı sevmiyorsak en azından bu filmi izleyelim...

İzleyelim ki; hangi dine mensup olursanız olun, sürekli haberi yapılıp şişirilen bu karakterlerden insanlığa bir fayda beklemenin komik olacağını tekrar fark edelim...
Selametle...

 

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Türkiye'yle Oyun Olmaz 24.11.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.