YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Komşu'da pişer, bize de düşer
02 Temmuz 2015 07:16

Yunanistan yedinci kez iflasın eşiğinde... İflas gerçekleşirse Avrupa Komşu’ya para akışını kapatacak, Euro’dan ayrılarak eski para birimi Drahmi’ye dönülecek, yeni krediler bulunmazsa maaşlar ödenemeyecek, sağlık sistemi, kamu hizmetleri çökecek ve ülke Avrupa Birliği’nden çıkmak zorunda kalacak...

Tarih bize ABD ve AB’nin Yunanistan’ın çökmesine izin vermeyeceği yönünde veriler sunsa da yine de bukez Yunanistan’da AB ve ABD karşıtı politikalarıyla bilinen SYRIZA iktidarda olduğu sürece, iflas ve beraberinde getirecekleri kaçınılmaz gibi gözüküyor...

Öncelikle Yunanistan bu duruma nasıl geldi çok kısa hatırlamak gerekli...

2009’daki seçimi kazanan PASOK’un lideri Başbakan Papandreu hesapları inceleyince ilginç sonuçlarla karşılaştı... Karamanlis yönetimi 2008 yılında bütçede hile yapmış ve bazı bilgileri hesaba dahil etmemişti. Doğal olarak 2009 yılında büyük bir bütçe açığı tablosu ortaya çıktı...

Bunu takiben Yunanistan’ın borçları mütemadiyen arttı...

Komşu, başı her sıkıştığında AB ve IMF’den borç aldı ve nihayet 2015 yılı itibariyle Yunanistan’ın toplam dış borcu 319 milyar Euro’ya ulaştı. Ardından kemer sıkma politikaları, maaşların ödenememesi, yükselen vergiler  derken  Yunan halkı, son seçimlerde umudunu Çipras’a bağladı. Ancak Komşu’yu Çipras da kurtaramadı...

Kreditörlerle, yaklaşık 5 aydır sürdürülen müzakerelerden sonuç alınamaması ve Euro Bölgesi maliye bakanlarının Yunanistan’ı kurtarma programını uzatmayı reddetmesiyle başlayan süreç, hükümetin Yunanistan’a nakit akışının yeniden sağlanması karşılığında kreditörler tarafından öne sürülen koşulların 5 Temmuz’da halk oylamasına sunulması kararı alınmasıyla devam etti...

Çipras, IMF borcunu ödemek için Euro Bölgesi bakanları ve kreditörlerle onlarca kez masaya oturdu. Ancak AB ile IMF’nin dayattığı şartların kabul edilemezliği, süreci Temmuz ayına kadar ödenmesi gereken tutar olan 1 milyar 600 milyon Euro’yu Yunanistan’ın ödememesi ve temerrüde düşmesi noktasına getirdi...

Referandum kararının ardından ülke büyük bir paniğe sürüklendi... Haftalardır ATM’lerden milyarlarca Euro çeken Yunanlılar, uzlaşma sağlanamayacağı ve ülkenin Euro Bölgesi’nden çıkabileceği endişesiyle bir kez daha bankalara koştu...

Son raddede ise Bakanlar Kurulu tarafından yayımlanan kanun hükmünde kararnameyle tüm banka ve banka şubeleri 6 Temmuz’a kadar tatil ediliyor, ATM’lerden çekilen para miktarı ise mevduat başına günde 60 Euro olmak üzere, aylık bin 800 Euro olarak belirleniyordu...

Güncel durumu da böylece özetlemiş olalım...

Önümüzdeki Pazar yapılacak referandumun “ne anlama geldiğine” değinmeden önce, seçimin “Evet”çilerini ve “Hayır”cılarını teşhis etmek, siyasi kamplaşmaya ve Yunanistan’ın geldiği yol ayrımına ışık tutması açısından önemlidir...

Ana muhalefet Yeni Demokrasi Partisi (ND) Başkanı Andonis Samaras, Potami (Nehir) Partisi Başkanı StEuros Theodorakis, PASOK lideri Fofi Gennimata, KIDISO Başkanı Yorgo Papandreu, halk oylamasına “Evet” diyecek olanlar ve bir an önce erken seçim yapılmasını isteyen cepheyi oluşturuyorlar...

Başbakan Aleksis Çipras, SYRIZA’nın koalisyon ortağı milliyetçi Bağımsız Yunanlar (ANEL) lideri ve Türk düşmanlığı ile bilinen Savunma Bakanı Panos Kammenos , Yunanistan Komünist Parti (KKE) Genel Sekreteri Dimitris Kuçumbas ise halk oylamasına “Hayır” diyecek olan cephede yer alıyorlar ve aynı zamanda Avrupa Birliği’nden kurtulmanın gelecekleri için umut olduğunu düşünmekteler...

Geleceğini AB ve ABD ile bütünleşmede gören cephe ve AB’den ayrılmanın “yeni bir umut” olacağını düşünen cephe...

Kamplaşma çok keskin, her anlamda bir ayrışma...

Referandum, bu noktada bir yol ayrımı olarak karşımıza çıkıyor, Yunan halkının, yoluna AB ve ABD ile mi devam edeceği, yoksa “yeni dostluklar” edinmek zorunda mı kalacağı sorusuna cevap arıyor...

Analizin Türkiye ayağını da yapmak elzem...

Komşu’da pişen bize de düşeceği için Yunanistan’daki sorunun çözümlenmesi Türkiye’nin menfaatine olacaktır...

Yunanistan’da krizin daha çok derinleşmesi mutlaka Türkiye’yi de etkileyecektir, bu bağlamda Türkiye meseleyi dikkatle masaya yatırmalıdır...

HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün, “Türkiye, Yunanistan’ın 1,6 milyar Euro’luk borcunu üstlenebilir. Sıfır faizli borç olarak destekte bulunabilir.” önerisini yapıcı bir şekilde okuyabilirsek, dile getiren şahsın, söyleminde niyeti bozuk olmakla birlikte, Türkiye’nin çıkarına olabilecek birşeyi de kastetmeden söylemiş olduğunu görebiliriz...

Yunanistan özelinde, tüm Balkanlar asırlarca Osmanlı hakimiyetinde kalmış tarihsel bağlarımızın olduğu bir coğrafya... Bölge halkının sosyal genlerinde Türk milletinin “kendilerine hamilik etmesi” işlenmiş durumda...

Türkiye’nin bu çıkmazda Yunanistan’ın elinden tutması, Yunan kamuoyunun gözünde tarihi köklerden gelen bir Türkiye sempatisini canlandırabilir...

Ne yazık ki; kamuoyunun refleksleri ve Türkiye algısı ile Yunan siyasilerin tutumları birbiriyle örtüşmüyor...

Türkiye yardıma hazır olduğunu bildirirken, Yunan uçakları, Ege’de uçaklarımızı taciz etmek için havalanıyor...

Savunma Bakanı Panos Kammenos, referandumdan “Evet” sonucu çıkması halinde, “Yunanistan’ın ülke olarak varlığının sonu olacaktır, Yunanistan’ı silahsız, uçaksız ve gemisiz olarak Türkiye’nin işgaline karşı savunmasız bırakmak demektir.” şeklindeki açıklamasıyla krizi ve gelinen noktayı “Türkiye düşmanlığı” üzerinden yorumlayarak, Türkiye’nin olası bir yardımına dahi köstek oluyor...

Yunanistan’da olup bitenlerin bizim için güzel gelişmeleri beraberinde getirmeyeceği çok açıktır...

Bunu da bir yana herşeyden önce; “Başkasının başarısızlığından tatmin olmak” Türk milletinin karakterine uymaz...

Türk-İslam Medeniyeti Tarihi boyunca aziz milletimizin sosyal genlerine “İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik ER kişinin harcıdır.” sözünün manası mayalanmıştır...

Akbaba karakterli Avrupa ülkeleri ve ABD, iflasa sürükledikleri ülkeyi yağmalamak için beklemedeler...

Türkiye için ise fatura “Komşu’da pişenin bize de düşmesi”yle ortaya çıkacak bedeldir...

Yunan politikacıların Türkiye algılarını değiştirmeleri ve Türkiye’nin samimi yardım tekliflerini değerlendirmeleri, aşılması imkansız gibi görülen bu krizin çözümü olabilir...

Komşu’daki yangını, bölgede küllerinden doğacak kalıcı barış için tarihi bir fırsata çevirmek işten bile değil...

Fatih DEMİRCİOĞLU

02.07.2015

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.